4/04/2010

bi gidin


ben biraz doluyum. dolduğum zaman çok fena oluyorum. hayatımdaki insanlara bunu yapmak istemezdim. onları da aforoz kategorisine sokmak istemezdim ama bunun için bir hafta sonunun daha geçmesini bekleyemeyeceğim. son 98 seferdir hafta sonlarım berbat geçiyor. neden? çünkü tüm arkadaş çevrem çok meşgul. istediğim son 98 filme gidemedim, neden? çünkü hayatımdaki insanlar çok meşgul. sevgili arkadaşlarım hepinize bayılıyorum, hepinizden çok hoşlanıyorum ama kabullenmeniz gereken bir gerçek var ki; tek meşgul olan siz değilsiniz. ben de burada hemşirelik okumuyorum ve hayattaki tek sıkıntım pansumana gitmek değil. lan, kaç hafta sonu geçiyor bir allahın kulu da şunu planladım gel gidek demiyor. cumartesi evde otura otura kendimi adeta bir geek, bir nerd, bir loser olarak görmeye başladım. bakın bunu buraya yazacak kadar da cesurum ve boku da tamamen size atıyorum. bloga iki gün bir şey yazmadım mı ihmal kategorisine sokulurken ben, önce kendi hareket şemanızı analiz ediyor ve bir kaç mappingle ifade etmeye çalışıyor musunuz? maalesef hayat her birimizi aşırı bencil olmaya doğru sürüklüyor. en büyük sıkıntı ya da meşguliyet kendimizinkisi sanıyoruz.



işte ben de genelde boşum pek işim yok o yüzden dedim bugün de eminönü'ne gideyim ki en sevdiğim bölgedir kendisi! bu haftasonunun tek güzel şeyi, orada gördüğüm bu çocuktu. arkasından sinsi gibi çektim. o arkasındaki kuyruk ya da tepelerdeki yaldızlı sarı kısımlar benim tarafımdan photoshop ile eklenmedi hayır. tamamen orijinal. yanında annesi ve babası da çok normal insanlardı. kendi üzerlerinde uygulayamadıkları çılgınlıkları aşklarının meyveleri ( aytek) üzerinde denemişler. iyi olmuş, çok da güzel iyi olmuş. üstelik tam hatırlamasam da şu an, çocuk saçım bozulmasın tadında cümleler de kuruyordu. doğuştan şekilli olmak da başa bela.






blog, gidip san francisco'ya mı yerleşsem acaba bilmiyorum. castro'da falan takılırım olmadı haftasonları. mimar olarak iş bulamazsam da starbucks falan bir şeyler ayarlarız artık.. (evet sonunda iki noktayı ben de kullandım)



bu hafta sonunu lügattan silesim var.

2 confession:

lucy | 24 Nisan 2010 03:00

çocuk bayramında eminönü'ne gittim sırf bu çocuğu görürüm diye(!) ama bi dolu çekik gözlü fransızca konuşan garip çocuklar gördüm. daha da korkuncu, 3 çift ikiz gördüm. kıyafetleri aynıydı böyle ikişer ikişer. 9-10 yaşlarında gotik kız gördüm. yani türlü çeşit çocuk vardı, bu yaldızlı çocuk yoktu.

sonuç olarak sorum şu: sence bu çocuk 23 nisanı nerede ve ne yaparak geçirmiştir?

nk | 24 Nisan 2010 13:40

öncelikle bu yorumun hangi yazıya yapıldığını uzun süre anlayamadım kontrol panelinde. bu blogger'ın büyük bir eksiği bence.

kendisi, 23nisanda kemal doğulu'nun koltuğunu oturmuş ben öyle duydum.