7/22/2012

nobody knows me

3

mdna tour kapsamında, nobody knows me' nin arka planında gösterilen bu görseller, izlediğim en estetik protest görüntüler olabilir. konserdeyken hayvani basların da etkisiyle neredeyse kalbimi yerinden çıkaracak kadar beni sarsmıştı. hele ki bunca nefret söyleminin arasında çok daha bir anlamlı hale geliyor.


7/17/2012

el sıkışmaya belli bir standart getirelim

2

şantiye dolayısıyla bir çok insanla tanıştığım şu dönemde, her bir yeni kişiyle el sıkışırken ne hissediyorsam jerry seinfeld tüm hissiyatımı bir bölüm başı konuşmasıyla özetledi resmen. nevrotik ikizim seinfeld'den geliyor;


-İnsanlar olarak, bazı sosyal
konularda eğitilmemiz gerek...

...konuşma mesafesi gibi.

Bazı insanlarla konuşmak,
arabaya servisteki...

..palyaçoyla konuşmak
gibi değil mi?















Ve el sıkışmak da en kötüsüdür.

El sıkışmanın belli
standartları yok.

Çok güçlü, çok zayıf.

Bazen dörtte üç oranla...

...sadece parmaklarıyla
el sıkışırlar.

Erken bırakma, geç bırakma.

Bazıları sizin bırakmanızı
kabul etmez.

Siz bırakırsınız. Onlar devam eder.

Bazı insanlara gerçekten şöyle dedim,
"Hey, el sıkışmamız bitti."

Çok sarsıntılı,
çok yüksek...

...çok terli, çok uzaktan.

Bazen birisi sert bir şekilde
sıkar, geç bırakır...

...ve seni yakınına çeker.

Ona şöyle derdim,
"Üçüncü ıska. Dışarı."


7/13/2012

ilham, nereden geleceği bilinemez bir dışavurumdur vol.2

3

harry potter hangimizin gönül teline dokunmadı ki?

*zaha hadid, haydar aliyev kültür merkezi

7/12/2012

bakü ceyhan boru hattı artık çok daha anlamlı

5

-şimdi bakıyorum da bilöğgğgh koca bir haziranı es geçmişim, hatta o kadar es geçmişim ki sana hitabımın harf kodunu ezberden giremedim gerisini sen düşün.

-bir mimarlık kariyeri klişesi olarak bakü' deyim. teşekkürler. türki cumhuriyetleri mümkünse düşünmüyorum. türki cumhuriyetler şantiyeleri bir mimarlık kariyeri olarak fazla mainstream.

-azerbaycan çok tuhaf bir yer. türkiye'nin doğu batı arasında kalmış bir ülke olduğunu düşünenler bir de sovyet rusya ile türkiye arasında bir yerde sıkışıp kalmış azerbaycan' ı tatmalı derim.

-burada altın diş çok moda. adam gayet hoş mesela, sonra bir sırıtıyor ki aboouuvvv altın dişler.

-gelirken bir tane de ben yaptırsam diyorum, hayat zamanlı bir hatıra olur.

-gelirken yolculuğum rahat olsun diye en rahat şortumu çekip gelmiştim altıma, gelir gelmez de uyarımı aldım burada hoş karşılanmaz diye.

-şortu hoş karşılamayan bakü erkeklerinin modası ise tamamiyle skinny pantolonlar ve altına çekilmiş parmak arası terliklerden oluşuyor.

-içinizden hiç anlamamış cümlesinin geçmiş olduğunu umuyor sevgiyle gözlerinizden öpüyorum blog sakinleri.

-xalk (halk) çok keskin bir bıçakla zenginler ve sefalet içinde yaşayanlar olmak üzere ikiye ayrılmış. şehir merkezinde diorlar, bvlgariler; merkezden biraz ayrılınca kaba inşaat halinde bırakılmış binalarda yaşayan insanlar.

-bvlgari yalnız, v ile ;;;))) ;)

-apartman içleri ise gördüğüm en ilginç tasarım örneklerinden birisi. herkes kendi kapısının önünü yaptırıyor ve kalan kısmı kesinlikle ellemiyor. önceden garip şeyler için kullandığım "çok çılgın" kalıbı, çıtasını burada çok yukarılara taşıdı.

-benzinin litresi 40 qepik (1 tl) iken; biberin kilosu 2 manat (5tl).
ekmek bulamazsanız benzin için.

-bizim firmanın bir şoförü var, yıllardır da türklerle çalıştığı için türkçeyi diğerlerine göre daha iyi anlıyor. bir noktada haberleşmemiz gerekti, iyi o zaman gelince beni çaldırırsın demiştim ki başladı kızarmakla karışık kopmaya meğer çaldırmak, sakso anlamına geliyormuş. buralara yolunuz düşerse aklınızda bulunsun, çaldırmak demiyoruz ZENG EYLEMEK diyoruz.

-iyi o zaman gelince bana bir muamele çekersin aha ha ha.

-zeng eylemek diyen bir toplumun sonu ne olur onu hiç bilemiyorum.

-geçende bir polisin yanında azeri demiş bulundum, phıh şeklinde bozulma-kırılma-dalga geçme arası ( o da nasıl oluyorsa) bir ifadeyle AZERBAYCANLI diye düzeltti beni.

-bir bardak çaya 9 kesme şeker falan atıyorlar. hepsi küt diye şekerden gitmiyorsa, üç beyazı hayatımızdan çıkarma adlı sıkıcı konunun bir ayağından yırttık derim.

-bugüne kadar işimin düştüğü tüm azerbaycanlılardan ortak çıkarım yaparsam, en büyük ortak özellikleri dakiklik veya verilen sözde durma gibi prensipleri kesinlikle hayatlarına dahil etmedikleridir. yarım saatte geleceğini söyleyen adam en iyi ihtimalle 2 saatte geliyor ama çoğunlukla gelmiyor.

-sonradan görülen bir telefon çağrısına geri dönmek, başlarına bir şey gelmeyecekse tercihleri değil.

-öte yandan anormal bir inşaat piyasası var. adım başı ilginç ya da devasa tasarımlar yükselmekte. en enteresan olanı ise bana göre bakü' de bir zaha hadid projesi olması. istanbul' da bu ilginçlikte yapılar yok örneğin. geçenlerde bir ustamla buluşmak için telefonda birbirimize yer tarif etmeye çalışırken, ustacığım koskoca zaha hadid yapısını, "o şekilsiz binanın oradayım" diye tarifledi. GÖRDÜN MÜ ZAHA, HADİ BUNU DA AÇIKLA!!

-şimdi bahsedeceğim konu mimar gardaşlarımın daha çok ilgisini çekecektir, şimdiden ön uyarımı yapayım.
o projenin inşasını da şu an benim çalıştığım şantiyenin ana firması yürütmüş. orada çalışmış olup da şu an bizim şantiyede çalışan mimar ve mühendislerden aldığım duyumlara göre zaha hadid ofisi asla bir uygulama projesi ya da detayı yollamıyormuş. ohhh kebaba gel. sen rhino'da katya'da maya'da modelle (ki bunlar varsa yine şükür) sonra uygulamacılar didinsin dursun. HAYAT SEN BİZE NAZİK DAVRANMADIN.


I weep for humanity

7

geçen şantiyemdeki pijama takımıyla çalışan adamdan sonra bu şantiyede de göz yaşı dövmeli inşaat ustası gördüm. tanıdığım tüm ustaları düşünürsem çok derin bir dövme olmuş. mesajın nedir ustam diye yanına sokuldum, I weep for humanity dedi.
yani deseydi daha efsane olmaz mıydı?