müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10/17/2013
türkiye karışık mix
zaman:
10/17/2013 02:30:00 ÖS
0
0
mayıstan beri bıkmadan dinliyorum. uzun süre de bıkacakmışım gibi görünmüyor.
Etiketler:
müzik
7/22/2012
nobody knows me
zaman:
7/22/2012 02:07:00 ÖS
3
3
5/12/2012
rihanna copies hande
zaman:
5/12/2012 02:04:00 ÖS
0
0
madonna' dan sonra rihanna da hande yener takipçisi olduğunu bizlerden daha fazla gizleyemedi. sanatçı where have you been klibinde, hande yener' in unutulmuyor klibinden bir koreografiyi birebir aynı olacak şekilde alıntıladı.
4/11/2012
mdna
zaman:
4/11/2012 01:19:00 ÖÖ
0
0
öncelikle kendime, artık madonna' dan yeni bir confessions on a dance floor beklemekten vazgeçmem gerektiği hatırlatarak mdna albümüne dair görüşlerimi paylaşmak istiyorum.
bunu özellikle dedim keza 20 marttan beri dinlediğim albümü yeni yeni sevmeye başladım. hele hele ilk dinleyişlerimde tam bir skandal olduğunu düşünmüştüm.
ilk kez bir albümün turnesini canlı canlı izleme imkanına sahip olacağım için bu albümü çok uzun süre beklemiştim, tüm bunlarla birlikte mdna benim açımdan baya zorlu başladı yola aslında.
öncelikle albüm görselleri her zaman olduğu gibi çok ama çok başarılı. hele hele albüm kapağı überalles olmuş. katlanma efektiyle ismin kısaltılmış halinin uyumu aşmış gitmiş.
her bir şarkıya kısa kısa değinirsem;
girl gone wild
bu şarkı hakkında kafam çok karışık bilöğgğgh (ah yazık). çok patlayacak gibi gümbür gümbür gelmişti ama sonra ben ikinci dinleyişimde sıkıldım bu şarkıdan sonra yine sevdim derken çok fazla şekilde celebration' ın devam versiyonuymuş gibi hissettiriyor bana. sonra bazen diyorum sadece baştaki "oh my god I am hardly sorry.." deyişindeki tonlama bile yeter diyorum, eninde sonunda çok çok iyi bir dans şarkısı ve bence harika bir şovu olacak.
gang bang
ilk dinleyişimde beni çarpan tek şarkı bu oldu. madonna' nın her albümde farklı bir şey deneme iddiası için geçerli tek şarkı bu bence. çok kışkırtıcı ve madonna' nın vokal konusundaki zirvesi olabilir. bu şarkıda sahnede gang bang yapılsa şaşırmam. öte yandan tarantino bu şarkıya klip çeksin, çocuğumu keserim. o derece güzel bir şey olur.
I'm addicted
şimdi bu şarkı için söyleyeceğim şeyi bir kaç kişiyle konuşup onların da aynı görüşte olduklarını bildiğim için söylemekte beis görmüyorum. bu şarkı resmen hande yener' in hipnoz albümü gibi tınlıyor. tam olarak tarif etmek gerekirse şarkının sound' undan bahsediyorum. hayat ne garip değil mi vapurlar falan? hande eminim dinledi bu albümü ve ne hissetti acaba çok meraktayım.
şarkıya dönecek olursak oldukça gaz, albümün en iyilerinden bunun yanı sıra insana mdma' yi merak ettirmiyor da değil.
turn up the radio
bu şarkı da beni ikilemde bırakanlardan. bir diyorum heh olmuş tam bir dans hiti daha ne olsun. sonra birden çok ses kalabalığı gibi hissediyorum. sonra diyorum ki başkası yapsa eminim bu kadar bile düşünmezdim bayılırdım ama madonna' nın önceki işlerine çok benzetiyorum orijinallikten mahrumluğu biraz kekremsi geliyor.
yok lan yok mis gibi şarkı işte. albümün en büyük dans hiti nokta.
give me all your luvin
ben bu şarkıdan ilk çıktığında zerre haz etmedim.albüm böyle olacaksa yandık diye bile düşündüm. ama sonra amacına uygun eğlencelik çerez olarak kabul edip eğlenmeme baktım. yine de bu, madonna' nın en vasat çıkış single' ı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
some girls
kulaklarınızda ingiliz aksanı ile çınlamasını istediğim yorumumu yapıyorum; rubbish!
superstar
bu şarkıyı da başkası yapmış olsa he tamam diyeceğim de madonna için fazla vasat geliyor maalesef. albümün kötülerinden.
I don't give a
nicki minaj' ın evine gitmesini istediğimden olsa gerek bu şarkıyı da başlangıçta zerre sevemedim. şimdi ise 90lar havasında eğlencelik bir çerez olduğunu düşünüyorum hatta nicki minaj kısmına bile sempati duymaya başladım.
I'm a sinner
sonunda coadf çizgisinde bir şarkı diye can simidi şeklinde sarılmak istediğim şarkı. madonna' nın günahlar konusundaki ısrarlı çizgisini de devam ettiriyor.
love spent (tık)
işte geldik albümdeki en sevdiğim şarkıya. ben bu şarkıya resmen bayıldım. başındaki country öğelerden tut, sonrasındaki auto tune vokalden kemanlara, sonrasındaki naif vokallere ve müziğine her şeyiyle on numara.
masterpiece
altın küreli şarkı albümün en güzel sakini. öte yandan bir frozen olmadığı kesin (bir alex değil).
fallin free
masterpiece' den sonra bu şarkı bana nedense gereksiz geldi. sonuçta sıla albümü dinlemiyoruz. başlıyor bitiyor ve iki kişiden biri vazgeçiyor ve biri hep daha çok çok seviyor ve.. yapmayalım burada.
beautiful killer
bu şarkı albümün bir diğer gizli güzelliği aynı zamanda love spent ve I'm a sinner 'ın kankası. coadf' dan fırlama gibi olması bile sevmem için yeterli zaten.
I fucked up
ne kadar dinlesem de bu şarkıyı madonna klasında göremiyorum; zaten madonna' nın da şarkıda dediği gibi kimse kimseye kendisinin ettiği kötülüğü etmiyor.
b-day song
batukan' ın da dediği gibi madonna adeta selena gomez ve justin bieber hayranlarına hitaben şarkı yapmış, üzücü.
sonuç olarak toparlamak gerekirse bir müzisyen için en naif talihsizlik herhalde kendi yükselttiği çıta yüzünden bu tarz eleştiriler alması olsa gerek keza her yeni albümde bir şeyler deneme iddiasında olan biri için yenilikten uzak ama normal şartlarda başarısız denemeyecek bir albüm olmuş mdna, diyerek puanlamaya geçiyorum;
madonna standartlarında değerlendirirsem 6.5 / 10
genel bir pop albümü olarak 7.5 / 10
dip not: gel 7 haziran gel.
bunu özellikle dedim keza 20 marttan beri dinlediğim albümü yeni yeni sevmeye başladım. hele hele ilk dinleyişlerimde tam bir skandal olduğunu düşünmüştüm.
ilk kez bir albümün turnesini canlı canlı izleme imkanına sahip olacağım için bu albümü çok uzun süre beklemiştim, tüm bunlarla birlikte mdna benim açımdan baya zorlu başladı yola aslında.
öncelikle albüm görselleri her zaman olduğu gibi çok ama çok başarılı. hele hele albüm kapağı überalles olmuş. katlanma efektiyle ismin kısaltılmış halinin uyumu aşmış gitmiş.
her bir şarkıya kısa kısa değinirsem;
girl gone wild
bu şarkı hakkında kafam çok karışık bilöğgğgh (ah yazık). çok patlayacak gibi gümbür gümbür gelmişti ama sonra ben ikinci dinleyişimde sıkıldım bu şarkıdan sonra yine sevdim derken çok fazla şekilde celebration' ın devam versiyonuymuş gibi hissettiriyor bana. sonra bazen diyorum sadece baştaki "oh my god I am hardly sorry.." deyişindeki tonlama bile yeter diyorum, eninde sonunda çok çok iyi bir dans şarkısı ve bence harika bir şovu olacak.
gang bang
ilk dinleyişimde beni çarpan tek şarkı bu oldu. madonna' nın her albümde farklı bir şey deneme iddiası için geçerli tek şarkı bu bence. çok kışkırtıcı ve madonna' nın vokal konusundaki zirvesi olabilir. bu şarkıda sahnede gang bang yapılsa şaşırmam. öte yandan tarantino bu şarkıya klip çeksin, çocuğumu keserim. o derece güzel bir şey olur.
I'm addicted
şimdi bu şarkı için söyleyeceğim şeyi bir kaç kişiyle konuşup onların da aynı görüşte olduklarını bildiğim için söylemekte beis görmüyorum. bu şarkı resmen hande yener' in hipnoz albümü gibi tınlıyor. tam olarak tarif etmek gerekirse şarkının sound' undan bahsediyorum. hayat ne garip değil mi vapurlar falan? hande eminim dinledi bu albümü ve ne hissetti acaba çok meraktayım.
şarkıya dönecek olursak oldukça gaz, albümün en iyilerinden bunun yanı sıra insana mdma' yi merak ettirmiyor da değil.
turn up the radio
bu şarkı da beni ikilemde bırakanlardan. bir diyorum heh olmuş tam bir dans hiti daha ne olsun. sonra birden çok ses kalabalığı gibi hissediyorum. sonra diyorum ki başkası yapsa eminim bu kadar bile düşünmezdim bayılırdım ama madonna' nın önceki işlerine çok benzetiyorum orijinallikten mahrumluğu biraz kekremsi geliyor.
yok lan yok mis gibi şarkı işte. albümün en büyük dans hiti nokta.
give me all your luvin
ben bu şarkıdan ilk çıktığında zerre haz etmedim.albüm böyle olacaksa yandık diye bile düşündüm. ama sonra amacına uygun eğlencelik çerez olarak kabul edip eğlenmeme baktım. yine de bu, madonna' nın en vasat çıkış single' ı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
some girls kulaklarınızda ingiliz aksanı ile çınlamasını istediğim yorumumu yapıyorum; rubbish!
superstar
bu şarkıyı da başkası yapmış olsa he tamam diyeceğim de madonna için fazla vasat geliyor maalesef. albümün kötülerinden.
I don't give a
nicki minaj' ın evine gitmesini istediğimden olsa gerek bu şarkıyı da başlangıçta zerre sevemedim. şimdi ise 90lar havasında eğlencelik bir çerez olduğunu düşünüyorum hatta nicki minaj kısmına bile sempati duymaya başladım.
I'm a sinner
sonunda coadf çizgisinde bir şarkı diye can simidi şeklinde sarılmak istediğim şarkı. madonna' nın günahlar konusundaki ısrarlı çizgisini de devam ettiriyor.
love spent (tık)
işte geldik albümdeki en sevdiğim şarkıya. ben bu şarkıya resmen bayıldım. başındaki country öğelerden tut, sonrasındaki auto tune vokalden kemanlara, sonrasındaki naif vokallere ve müziğine her şeyiyle on numara.
masterpiece
altın küreli şarkı albümün en güzel sakini. öte yandan bir frozen olmadığı kesin (bir alex değil).
fallin free
masterpiece' den sonra bu şarkı bana nedense gereksiz geldi. sonuçta sıla albümü dinlemiyoruz. başlıyor bitiyor ve iki kişiden biri vazgeçiyor ve biri hep daha çok çok seviyor ve.. yapmayalım burada.
beautiful killer
bu şarkı albümün bir diğer gizli güzelliği aynı zamanda love spent ve I'm a sinner 'ın kankası. coadf' dan fırlama gibi olması bile sevmem için yeterli zaten.
I fucked up
ne kadar dinlesem de bu şarkıyı madonna klasında göremiyorum; zaten madonna' nın da şarkıda dediği gibi kimse kimseye kendisinin ettiği kötülüğü etmiyor.
b-day song
batukan' ın da dediği gibi madonna adeta selena gomez ve justin bieber hayranlarına hitaben şarkı yapmış, üzücü.
sonuç olarak toparlamak gerekirse bir müzisyen için en naif talihsizlik herhalde kendi yükselttiği çıta yüzünden bu tarz eleştiriler alması olsa gerek keza her yeni albümde bir şeyler deneme iddiasında olan biri için yenilikten uzak ama normal şartlarda başarısız denemeyecek bir albüm olmuş mdna, diyerek puanlamaya geçiyorum;
madonna standartlarında değerlendirirsem 6.5 / 10
genel bir pop albümü olarak 7.5 / 10
dip not: gel 7 haziran gel.
9/23/2011
teşekkürler
zaman:
9/23/2011 08:43:00 ÖÖ
2
2
dışarıda tony bennett ile amy winehouse düet yapıyor; bizde ise, burak kut ile ömür gedik.
8/07/2011
8/04/2011
son single; yıldız tilbe - oynama (a.k.a oduna da gül gibi bakmam)
zaman:
8/04/2011 12:35:00 ÖS
3
3
mademki lady gaga' nın kliplerini irdeliyoruz neden yıldız tilbe' ninkileri de irdelemeyelim ki dedim ve; yıldız' ın son eserini ve klibini masaya yatırdım. öncelikle dream theather şarkılarında 10 kez ritm değişiyor diye ayılıp bayılan türk gençliğinin bir de bu şarkıya kulak vermelerini rica ediyorum. şarkıda kaç kere ritm değişiyor ben sayamadım. bazıları bu şarkıdan belki de üç şarkı çıkarır ama yıldız adeta tükenmeyen bir kaynak olduğu için hoyratça bir şarkı olarak kullanmış bu cevheri. şarkı son dönemlerin popüler tekniği olan auto tune ile başlıyor. yıldız albüm öncesi röportajlarında da özellikle kanye west( özellikle 80s & heartbreak albümünden) ' ten çok etkilendiğini özellikle vurgulamıştı. şarkının içinde geçen "...gözlerinin cayır cayır yangınında" konsepti bize klipte yangın merdiveni ( şu okullarda bulunan ve üstünde her bir kovaya bir harf düşecek şekilde YANGIN yazanlardan) olarak dönüyor ve klibin ana mekanına dönüşüyor; ama tabi ki bu alt metin okumasını yapmak için yıldız' ı delikanlım'dan beri takip ediyor olmak lazım ( bazı sonradan fanlar bilemez) . "ben bir melektim, aşkta çok bebektim çok" kısmında yıldız modern insanın aşk çıkmazını en iyi şeklinde sorgularken üstüne gelen -tokat gibi ritmiyle- be-nim sap-lan-tım tek bir aşk bizi şöyle bir silkeliyor. akabinde gelen balerin ise black swan' a saygı duruşunda bulunurken, aslında hepimizin içinde kara kuğular yok mu ki? sorusunu düşünmeye itiyor bizi. nakaratta geçen oynama sözünün olduğu kısımlarda bir dansözün göbek atması ise, serdar ortaç' ın binlerce dansöz var tadındaki kara mizah anlayışını yakalamaya çalışmış. başarmış mı derseniz sizi bilemem ama bence başarmış. son olarak eklemek gerekirse; yıldız yine doğal, kendi seçtiği kıyafetler içinde çok şık ve hepiniz kabul edersiniz ki bu kadına dans etmek çok yakışıyor.
ilk günkü gibi hiçbirimize gül bahçesi vadetmeyen yıldız yoluna, oduna gül muamelesi yapmamak gerektiğini vurgulayarak devam ediyor.
Etiketler:
klip yorumları,
kritik,
müzik
7/10/2011
animal kingdom
zaman:
7/10/2011 10:20:00 ÖS
1
1
bizim büyük çaresizliğimiz, o harika kitaptan sonra film olarak büyük hayal kırıklığı. filmde en çok beğendiğim şeyse bu şarkı;
sakin-animal kingdom
sakin-animal kingdom
7/04/2011
sil baştan başlıyoruz, madde 1: önce bir bağırmayı keselim
zaman:
7/04/2011 11:26:00 ÖS
0
0
sil baştan' ı topluca unutsak mı, en azından biraz ara mı versek, ne yapsak bilemedim ki?! böyle bir sıkmak, baymak olamaz gördüğüm duyduğum yerde arkama bakmadan kaçmak istiyorum. duymamak imkansız bir de her yerden çıkıyor adeta. bir de bu şarkı yeni çıktı sanrısı yok mu iyice fena oluyorum. sene 2001' di, o zamanlar ben kral tv müzik ödüllerinde teoman' ın o yıl çıkarmadığı albüm ile şebnem ferah' ın yerine ödül almasına kahrolmuştum falan.
şebnem ferah' tan ben bile bu denli sıkıldıysam, kendisinin acilen bir şeyler yapması gerekiyor demektir. bir kere kendisine chill demek istiyorum. artık hepimiz yaşımızı başımızı aldık bir sakin olalım önce. bir de o yandaki hep aynı tonda çalan arkadaşlarla aranıza kara kedi mi soksak da farklı tınılar duyabilsek ne yapsak bilemedim.
böyle bir şeyden daha önce de bahsetmiştim ama şimdi akademi türkiye' de sil baştan söylenince yine bir fena oldum.kim derdi bir gün bu kadının şarkıları akademi türkiye' de söylensin, tanıtımında onda star ışığı var diye bahsedilsin falan. ab-ı hayat işte.
bir de; öykü serter' in omuzları ayrı eve çıkacakmış, öyle duydum.
şebnem ferah' tan ben bile bu denli sıkıldıysam, kendisinin acilen bir şeyler yapması gerekiyor demektir. bir kere kendisine chill demek istiyorum. artık hepimiz yaşımızı başımızı aldık bir sakin olalım önce. bir de o yandaki hep aynı tonda çalan arkadaşlarla aranıza kara kedi mi soksak da farklı tınılar duyabilsek ne yapsak bilemedim.
böyle bir şeyden daha önce de bahsetmiştim ama şimdi akademi türkiye' de sil baştan söylenince yine bir fena oldum.kim derdi bir gün bu kadının şarkıları akademi türkiye' de söylensin, tanıtımında onda star ışığı var diye bahsedilsin falan. ab-ı hayat işte.
bir de; öykü serter' in omuzları ayrı eve çıkacakmış, öyle duydum.
Etiketler:
müzik
6/18/2011
.
zaman:
6/18/2011 03:39:00 ÖS
1
1

şuradan haberdar olduğum bu şarkıyı o kadar beğendim ki, ben de paylaşmak istedim. albüm de benzer tatta. kim derdi the white stripes' in dağılması böylesine hayırlara vesile olsun.
Etiketler:
müzik
5/23/2011
dünyayı kim çekip çeviriyor? beyonce
zaman:
5/23/2011 11:35:00 ÖS
9
9
bunu izlerken gözlerimin dolmasına kaç puan?
beyonce, aldı başını gidiyor. adeta at koşturuyor. o nasıl bir, teknoloji kullanımını sanata çevirmektir?! içim bir hoş olmaya devam ediyor. sahne şovu konusunda adeta madonna' ya şirk koşuyor.
kafa ütülüyor dediğim şarkıyı ağzım açık dinletti.
Etiketler:
düz is more,
ingilizce sarmış dörtbir yanımı,
müzik
5/08/2011
judas ju-da a-a
zaman:
5/08/2011 07:59:00 ÖS
3
3
bu klibin ne kadar hastası oldum tarif bile edemem. en son alejandro' nun klibini gömmüş, born this way' den zerre kadar hoşlanmamştım. ama sen ne yaptın lady gaga? her bir karesine, her bir görseline, her bir kareografisine ayrı ayrı hasta oldum. girişte motorların üstündeki mor kıyafet içindeki halinden tut, oryantal kareografisine; ucube tırnaklarından ucube makyajlarına; judas ju-da a-a kısmındaki sağ ve sol üste kalkan yumruklara; silahtan çıkan rujun absürdlük seviyesine, eş zamanlı olarak devam eden ayak fetişi ve suların yükseldiği sahneye, judas' ın arkadan gaga' nın kıçına bira dökmesi başta olmak üzere tüm bu freak-show'a bayım-bayım ba-yıl-dım.
resmen tarihe geçen bir kadının, tarihe geçişine günbegün tanıklık ediyoruz. bize hep klip çek lady gaga!
Etiketler:
klip yorumları,
müzik
5/03/2011
seni terletmek istiyorum
zaman:
5/03/2011 03:09:00 ÖÖ
1
1
seni terletmek istiyorum
sadece seni terletmek istiyorum
terletmek
terletmek
seni terletmek istiyorum
sadece,seni terletmek istiyorum
bitirme projesi kafasını snoop' cuğum ile yaşıyorum.
ona rağmen onun kafasına ulaşamıyorum.
all in all, düz is more.
Etiketler:
denişik,
dirty,
düz is more,
müzik
4/21/2011
3/04/2011
kim derdi müzik yüzünden yaşlanacağımı?
zaman:
3/04/2011 02:36:00 ÖÖ
0
0
yaşlandım dostlarım.
müzik arşivimi düzenleyeceğim derken hayat ilerliyor. ben her şeyi kaçırıyorum. çünkü o sırada müzik arşivimi düzenliyor oluyorum.
zamanında orijinal albüm alırdım sonra gördüm ki olacak iş değil yani neresinden baksanız süt dolu küvetlerde ağzımda havyarlarla yaşamıyorum sürekli. tamam yedi milyar maaş + laptoplu bir işe girersem o günlere geri dönerim kesin de.. nerede kalmıştık? ömrüm boyunca yakamı bırakmayan sevilen şeylerin koleksiyonunu yapma takıntısı o zamanlar beni müzik albümleri yönüyle ele geçirmişti. bir yandan bir şeylerden feragat edip albüm alıyorsunuz bir yandan da orijinal albüme para mı verilir diyen trollerle uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. yani dvd tamam da albüme para vermek nedir abi diyenine bile rastladım.
velhasılkelam, bu hobimi dediğim iş koşullarına (hı hı) kadar erteledim ama bu sefer de karşıma düzen takıntım çıktı. hayır hayır tanrım. sadece düzen takıntısı olsa neyse. yerli yabancı ayırımı yapsam mı, kendi içinde listelenmiş dosyalar yapsam mı kararsızlıkları.. derken arkadaşlarımdan toplu halde müzik klasörleri almaktan korkar oldum. biliyordum ki o löp et olarak aldığım dosyalar benim için hep iş anlamına geliyordu. çünkü çoğu insan radio head - idiotic şeklinde yanlış yazılmış bir şeyden rahatsızlık duymuyordu. albüm ismi olarak görünen www.big.az tadındaki web site isimleri kimseyi ırgalamıyordu.
bir sanatçıya ait albüm varsa eğer bilgisayarda, o sanatçının adı her şarkıda aynı yazılmış olmalıdır mesela. biri Parov Stelar iken diğeri Parov stelar olamaz. nazım şoray kanunları
ondan sonra albümler bütün halde mi dursun yoksa içinden sevmediğim şarkıları silsem mi ikilemi.. sonrasında ya bir gün gelir de diğerlerini de severim ümidiyle biriktirilmiş tonlarca şarkı enkazı..
sonrasında sevdiğim sanatçıları bir süre sonra eskisi kadar sevmeyince, onların ayıklanması. tek tek halde arkadaşların gönderdiği şarkılar. - evet evet hatır için silenemeyen şarkılar - o fazla tek halleri ile nasıl bir konumda durmalarına karar veremediğim şarkılar.
daha önce de bahsetmiştim, bir şarkısını beğendiğim için tüm olarak indirilen grup diskografileri. sonrasında onların zaman içinde doğal seleksiyona uğraması. tabi bunların hepsi ayrı düzen işleri gerektiriyor.
o arşiv hiçbir zaman istediğin kıvama gelemeyecek, bunu birtakım zaman dilimlerinde kavrıyorsun yalnız sonrasında bir bakıyorsun ki yeni inmiş bir klasörü düzenlerken buluyorsun kendini. tıpkı hayatın kendisi gibi.
bu arada fark ettiniz mi bilmiyorum ama seda sayan son zamanlarda ömer çelakıl' a takmış durumda. doktorum da doktorum diye number 23 filmindeki zorlama çıkarımlara benzer, şifrelerini dinliyor çelakıl'ın gözlerini belerte belerte.
neyse, konumuz bu değil.
hayır öyle bir an geliyor gerçekten başardım bu sefer uzun süre böyledir bu dosya hacı diyip de i-tunes' a atıyorsunuz o şarkıları. sonra bir süre geçip de i-tunes içinde tıklanan şarkının yanında ünlem çıkması, kaynağı el yordamıyla bulmak ister misin beybi? diye sorması o programın son derece züppe haliyle. işte o an içim dağlanıyor. sana pabuç bırakmayacağım i-tunes diye tekrar sonsuz döngüye giriyorum.
siz bana bakmayın bilöğghseverler. kendi gamsız klasörlerinizle, mutlu mesut bir hayat yaşayın. lost in amsterdam falan dinleyin. beni de monica geller' a havale edin.
yo yo bana çözüm önerisi olarak bilgisayarda müzik arşivi yapmayıp grooveshark kullanmaktan falan bahsetmeyin. sanki çok özgür ve her şeye rahatlıkla ulaşılabilen bir ülkede yaşıyormuşuz gibi!
*tüm suçu adımın anlamının düzenleyen, derleyen olmasına atıyorum.
müzik arşivimi düzenleyeceğim derken hayat ilerliyor. ben her şeyi kaçırıyorum. çünkü o sırada müzik arşivimi düzenliyor oluyorum.
zamanında orijinal albüm alırdım sonra gördüm ki olacak iş değil yani neresinden baksanız süt dolu küvetlerde ağzımda havyarlarla yaşamıyorum sürekli. tamam yedi milyar maaş + laptoplu bir işe girersem o günlere geri dönerim kesin de.. nerede kalmıştık? ömrüm boyunca yakamı bırakmayan sevilen şeylerin koleksiyonunu yapma takıntısı o zamanlar beni müzik albümleri yönüyle ele geçirmişti. bir yandan bir şeylerden feragat edip albüm alıyorsunuz bir yandan da orijinal albüme para mı verilir diyen trollerle uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. yani dvd tamam da albüme para vermek nedir abi diyenine bile rastladım.
velhasılkelam, bu hobimi dediğim iş koşullarına (hı hı) kadar erteledim ama bu sefer de karşıma düzen takıntım çıktı. hayır hayır tanrım. sadece düzen takıntısı olsa neyse. yerli yabancı ayırımı yapsam mı, kendi içinde listelenmiş dosyalar yapsam mı kararsızlıkları.. derken arkadaşlarımdan toplu halde müzik klasörleri almaktan korkar oldum. biliyordum ki o löp et olarak aldığım dosyalar benim için hep iş anlamına geliyordu. çünkü çoğu insan radio head - idiotic şeklinde yanlış yazılmış bir şeyden rahatsızlık duymuyordu. albüm ismi olarak görünen www.big.az tadındaki web site isimleri kimseyi ırgalamıyordu.
bir sanatçıya ait albüm varsa eğer bilgisayarda, o sanatçının adı her şarkıda aynı yazılmış olmalıdır mesela. biri Parov Stelar iken diğeri Parov stelar olamaz. nazım şoray kanunları
ondan sonra albümler bütün halde mi dursun yoksa içinden sevmediğim şarkıları silsem mi ikilemi.. sonrasında ya bir gün gelir de diğerlerini de severim ümidiyle biriktirilmiş tonlarca şarkı enkazı..
sonrasında sevdiğim sanatçıları bir süre sonra eskisi kadar sevmeyince, onların ayıklanması. tek tek halde arkadaşların gönderdiği şarkılar. - evet evet hatır için silenemeyen şarkılar - o fazla tek halleri ile nasıl bir konumda durmalarına karar veremediğim şarkılar.
daha önce de bahsetmiştim, bir şarkısını beğendiğim için tüm olarak indirilen grup diskografileri. sonrasında onların zaman içinde doğal seleksiyona uğraması. tabi bunların hepsi ayrı düzen işleri gerektiriyor.
o arşiv hiçbir zaman istediğin kıvama gelemeyecek, bunu birtakım zaman dilimlerinde kavrıyorsun yalnız sonrasında bir bakıyorsun ki yeni inmiş bir klasörü düzenlerken buluyorsun kendini. tıpkı hayatın kendisi gibi.
bu arada fark ettiniz mi bilmiyorum ama seda sayan son zamanlarda ömer çelakıl' a takmış durumda. doktorum da doktorum diye number 23 filmindeki zorlama çıkarımlara benzer, şifrelerini dinliyor çelakıl'ın gözlerini belerte belerte.
neyse, konumuz bu değil.
hayır öyle bir an geliyor gerçekten başardım bu sefer uzun süre böyledir bu dosya hacı diyip de i-tunes' a atıyorsunuz o şarkıları. sonra bir süre geçip de i-tunes içinde tıklanan şarkının yanında ünlem çıkması, kaynağı el yordamıyla bulmak ister misin beybi? diye sorması o programın son derece züppe haliyle. işte o an içim dağlanıyor. sana pabuç bırakmayacağım i-tunes diye tekrar sonsuz döngüye giriyorum.
siz bana bakmayın bilöğghseverler. kendi gamsız klasörlerinizle, mutlu mesut bir hayat yaşayın. lost in amsterdam falan dinleyin. beni de monica geller' a havale edin.
yo yo bana çözüm önerisi olarak bilgisayarda müzik arşivi yapmayıp grooveshark kullanmaktan falan bahsetmeyin. sanki çok özgür ve her şeye rahatlıkla ulaşılabilen bir ülkede yaşıyormuşuz gibi!
*tüm suçu adımın anlamının düzenleyen, derleyen olmasına atıyorum.
2/20/2011
1/19/2011
1/15/2011
bildiğim her şeyi unuttum
zaman:
1/15/2011 05:34:00 ÖÖ
4
4
yılbaşında pelinim sağolsun beni bu video ile tanıştırdı. azis, bulgaristan' da çok sevilen bir pop yıldızıymış. bulgaristan avrupa birliği' ne girerken biz niye giremiyoruz diyenler bence bu videodan sonra cevaplarını bulacaklar. pink flamingos' un absürdlük seviyesi ile kapışacak derecede sürreal bir çalışma.
tüm kliplerini şiddetle tavsiye ediyorum.
tüm kliplerini şiddetle tavsiye ediyorum.
Etiketler:
düz is more,
müzik,
şaşordom
1/12/2011
kimden ne beklemek
zaman:
1/12/2011 06:50:00 ÖS
0
0
müzik markette gezerken tatlıses'in yeni albüm çıkardığını gördüm. kendisi o kadar paranın içinde, asla bir görsel uzmanla çalışmayı düşünemiyor. hayvan gibi sesi var, hayvan gibi parası var, hayvan gibi kitlesi var. insan hiç mi taş üstüne taş koymaz, biraz daha fazla özenmez? gerçi kitlesinin onu böyle sevdiğini de biliyoruz ama ne bileyim ben olsam azıcık biraz özenirdim. kendisi adeta albüm kapaklarında, albüm ismini yansıtan jest ve mimikleri kullanma ekolunun yıkılmaz kulesi.
Etiketler:
müzik
12/28/2010
' ole
zaman:
12/28/2010 01:00:00 ÖÖ
1
1
bilmeyenler için; somewhere over the rainbow
tiplerini bilmeden dinlediğim çok sanatçı/şarkıcı var ve kafamda hepsinin tamamen tesadüfi şekillerde imajları var.bana en büyük şoku yaratan ise Israel Kamakawiwo'ole olmuştur. toprağı bol olsun şeker gibi sesi.
öte yandan keşke benim soyadım da kesme işareti 'ole ile bitse.
tiplerini bilmeden dinlediğim çok sanatçı/şarkıcı var ve kafamda hepsinin tamamen tesadüfi şekillerde imajları var.bana en büyük şoku yaratan ise Israel Kamakawiwo'ole olmuştur. toprağı bol olsun şeker gibi sesi.
öte yandan keşke benim soyadım da kesme işareti 'ole ile bitse.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










