2/17/2010

Elephant / Fil


çok sıradan bir gün, sıradan bir amerikan lisesi. çok sıkıcı bir gün, sıradan bir hayat günü. film gerçek hayatla aynı anda ilerliyor, beni en çok çeken yanı da o. hava çok güzel, güneşli. bulutları görüyoruz; ama ışıl ışıl. bir amerikan lisesine, bir saatliğine gidiyoruz. sıkıcı bir günü tüm sıkıcılığı ile yaşıyoruz. günlük sıradan muabbetlere birebir tanık oluyoruz. ezik genci, inek genci, fotoğrafçı genci, yakışıklı genci, aile travması olan genci, görüntü kaygısı olan genci, şiddet eğilimi olan genci, hiçbir işlevi olmayan genci, yeniliklere açık genci. film o kadar hayatın içinden ki, onların sıradan muabbetlerini filme çekip 1 saat boyunca izletme cürretini kendinde buluyor ve izlettiriyor da. herhangi bir karaktere odaklanacağımız zaman, bir önceki karedeki karakterden yenisine geçişi, bir şekilde görüyoruz. aynı olayları tekrar tekrar, farklı gözlerden görüyoruz ve bu sıradan günü en ufak ayrıntısına kadar yaşıyoruz.. ve sonunda bam! bambaşka başladığımız bir gün, bambaşka bir şekilde sonuçlanabilir. filmin sonunda tekrar bulutları görüyoruz. bu sefer karanlık.

sık sık lise katliamları görülen ülkede, katliamı böyle bir açıdan yansıtan gus van sant çok başka bir kafada, olmak istediğim bir kafada.

1 confession:

lucy | 17 Şubat 2010 23:25

ben sana ny i love you versem sen bana bunu versen, bilgi paylaşımı olsa negzel olmaz mı?