9/30/2010

bırakınca rahatladım


*
GLEE. bunun için tam 10 bölüm direndim; ama glee gerçekten de fazlasıyla abartılmış, son derece başarısız bir dizi. başta sevdim bile sanmıştım, popüler şarkıların yeni versiyonları falan keyifliydi. ama senaryo olarak o kadar bir şey vaat etmiyor ki; o kadar olur. böyle bir diziden senaryo mu bekliyorsun diyenlere, cevabım evet bekliyorum olacak. maalesef ki senaryo olmadan dizi dediğin çekilmiyor.
senaryonun boş olması yönünü geçtim; madem boş bir senaryo ile sadece eğlence için dizi izliyoruz o zaman kör gözüme parmak sosyal mesaj da verilmesin.

-dizide lise son sınıfa gelmiş ve jakuzide yüzen spermler yüzünden kız arkadaşı hamile kalmış bir çocuk var, hem de baş rol. bu durum bana adeta haydar dümen' in sayfasına gönderilmiş kolpa soruları hatırlatıyor. prezervatif yerine balon takmış bir insanın gerçekçiliği bile fin hudson' dan daha fazla.

-dizide koskocaman yaşını başını almış bir çift var ve karısı adamı hamile olduğu yönünde kandırıyor. tesadüfe bak tesadüfe bak, adam asla karısının karnını göremiyor. ben diziyi bıraktığım için gelişmelerden haberdar olamayacağım lakin ciddi ciddi, o adamın karısı bu numarayı 9 ay sürdürebiliyorsa işte o an bu dizi için bu yazıyı yazmanın bile gereksiz olduğunu anlamış olacağım.

-dizide evli bir adama aşık olan ve bu umutsuz aşk ve ilerleyen yaşı yüzünden bir daha evlenemeyeceğini düşündüğü için nefret ettiği bir adamla evlenmeyi düşünen bir rehberlik hocası var. ve işin gerçeği aslında o hocanın her türlü gideri var.

-böyle hüzünlü anlarında falan koridorlarda şarkılar söyleyerek dertlerini anlatıyorlar ya hani, işte o şarkılarda çoğunlukla ekrana bakamıyorum. kötü oyunculuk mu kötü dramaturji mi bilemedim.

*görsel kaynağı ; http://icecreamparade.deviantart.com/art/Glee-140320529?q=boost:popular+glee&qo=26

MAD MEN. ikinci sezonun 5. bölümüne kadar izledim. başta don draper' ın karizmasına hasta olmuştum. yalnız gün geçtikçe gözüme ölümüne itici gelmeye başladı. o karısını aldattıkça benim midem bulandı. karısını aldatan bir dizi karakteri yüceltildikçe diziden soğudum. özellikle kendi başlarına gelirse neler yaşayacaklarından emin olduğum kızların sevgisi, biraz tuhafıma gitti. aldattığı kadın, tüm güzelliğine rağmen gerçekten de uyuz, hayatında bir baltaya sahip olamamış, sigara içişinden dumanı içine çekmez tavrından bile buram buram özentilik akan bir kadın.bu durum bile, o şekilde davranılmayı açıklamıyor.-ama pardon dizi zaten bu tip insan ilişkilerini irdeliyordu-
dizideki en favori karakterim kuşkusuz ki, şu an adını bulmak için gerçekten kasamayacağım patronla yatan iri göğüslü kadın. evet, patronuyla yatıp bunun üstünden hayata tututan bir kadının favori karakterim olması kendi içimde çeliştiğimi gösteriyor olabilir; lakin en azından bir ayak bağı olmayan single bir hanımcağızdı kendisi.
dizide çok güzel kıyafetler olabilir, atmosfer çok iyi oluşturulmuş olabilir ama tüm bunların bu kadar heyecansız anlatılmasına gerçekten gerek var mı diye düşünüyor insan. tüm aldığı ödüllerine, tüm sevenlerine rağmen üzgünüm; başıma bir şey gelmeyecekse mad men' i sevemedim. gerçekten iyi bir drama izlemek istiyorsanız, six feet under izleyin.


*bir de son olarak, kimse bana silah zoruyla dizi izlettirmiyor tabisi de. başladım mı bitireyim istiyorum.

2 confession:

lucy | 10 Ekim 2010 22:36

glee'de sonradan öğrendik ki o çocuk başkasındanmış da sevgilisine kakalamaya çalışıyomuş.

nk | 11 Ekim 2010 16:02

bu izlediğim 10 bölümlük kısımda belli olmuştu babanın puck olduğu.