12/13/2010

sophie ellis bextor babylon konseri


ya da 'tüm şarkılarını bilmediğimiz şarkıcıların konserlerine bir daha gitmeyelim'

babylon şıkımsı bir mekan. ama o kadar. yani böyle daha az kitlesi olan sanatçılar için iyi bir konser mekanı olabilir belki. ama bir dünya starı için son derece yetersiz. sophie' nin deli gibi fanı değilim, benim için güzel şarkıları varmış ya diye genelde herkes tarafından bilinen şarkılarından haberdar olduğum birisiydi. ama daha önce de birçok kez bahsettiğim sebeplerden -698 yıldır konsere gitmeyişim ve içimde uhde olarak kalmış birçok konser- dedik hadi gidelim. pastırma sıcakları ile incecik takıldığımız kışın, 2 aydır beklenen konser gününde bir anda içini kusması en baştan farklı bir tat oldu zaten. bununla birlikte, sophie'nin anca belden yukarısını görebileceğimiz bir konuma sahip olmamız diğer bir tattı. babylon zaten kıç kadar, türk insanı desen abazan. oramı buramı elleyen mi ararsın, sürtüne sürtüne geçenler mi ararsın, tüm konser boyunca yanımda önümde bilimum her bir tarafımda kazulet gibi durmayı tercih eden 3 metre boyunda adam mı ararsın hepsi benimleydi. üstüne bir de sophie ellis bextor, daha underground ve romantiğimsi, asimsi şarkılarını söylemeyi tercih edince ben bu işten bir şey anlamadım. hele bir ara tamamen şebnem ferah' a bağladı. çığlıklar gitarlar bir şeyler. yahu normal hayatta brit pop/elektronik müzik yapıyorsunuz ben de sizi ondan seviyorum. ne lüzumu var gaza gelmenin. onun dışında kadın karizmadan ölürken, ona sofiiiiiiiiiii diye bağıran bir fan vardı.( iki dakika sıyrılın şu kimliğinizden şekerim) bunun üstüne ben de ayşeeee diye bağırdım, çok içimden geldi. bir de üstüne 1 saat 10 dakikada sahneden inince, dedim ucuzluk yapma kaç para verdik biz biliyor musun sen? evet yaptım bu ucuzluğu. sophie ellis bextor, gerçekten de böyle işveli işveli danslar eden, bol bol kahkahalar atan, sağlam bir vokali ama vasat şarkıları olan oldukça güzel bir hatun. landın' dan soğuk ve ıslak havayı getirdim kusura bakmayın dedi. dedim böbeğim landın'dan çorap getirsen kabul ederdik biz zaten. böyle bir espriler şakalar.
70 dakika sahnede kalıp gittikten sonra, geri geldiler. evet; dünyanın en büyük konser klişesini sophie de es geçmedi.

dip not: sophie de önceden mankenmiş ( hiç belli değil ), demet akalın' a fazla mı yükleniyoruz yoksa? aha ha ha.

dip bucak not: en sevdiğim şarkısını söylemedi. kırıldım. hepinize gelsin; you get yours.

1 confession:

Esra Aslantürk | 14 Aralık 2010 00:31

nazımcığım en klişe dediğin şeye bis deniyor ve gelenek gözüyle bakıyor, herkesin bildiği ama kimsenin çaktırmadığı bir şey olarak bakılıyor aslında. çok da klişe kimliği altına girecek bir şey değil bence yani o :)