11/14/2009

kural 11

0

üniversite hayatımızın çok sıradan olduğunu vurgulamaktan sıkılmışken, gossip girl tuzu biberi oldu. 3. sezon 9. bölümün iddiasına göre çılgın bir üniversite hayatı yaşadım diyebilmenin yolunun geçtiği 15 kuraldan 11.' si; 'threesome' .
öyle ki bu durum, amerika' nın rtüğüne bile fazla gelmiş.
*gossip girl takipçileri için diyeceğim şudur ki, daha önceden de yazdığım gibi bu işler öyle sevgili altı arkadaş üstü şeklinde yürümüyor. yürüyemiyor. iki shot votka, vanessa ile dan' i bile çözdü.

11/13/2009

100

10

efendim, yüzüncü yazımı yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. bu sefer daha da özel bir şeyler olsun istedim. bu sebeple asla tüketemediğimiz, özellikle jenerasyonumuzun çocukluğuna denk gelmesi sebebiyle de asla unutamayacağımızı düşündüğüm ve doksanları anma programlarında çok da bahsedilmeyen kliplerden bahsetmek istiyorum. oldies but goldies her zaman çekici olmuştur ve olacaktır.

önsöz; "9o' ların ekmeğini ne zamana kadar yemeğe devam edeceğiz?!"

~ tarkan- kıl oldum abi

danslar kareografiler devrim gibi. tarkan' ı belki de bu devrimden dolayı sonradan yaptığı birsürü saçma işe rağmen sevmeye hep devam ettik. fakat tarkan, o pantolon o dişler gözümden kaçmadı. geri plan olarak kullanılan renklerin sürrealliği beni benden alıyor. özellikle mor. köpek figürünü asla anlamlandıramazken, 2.33' te tarkan' ın köpeği, annelerin bebeklerin kaslarını geliştirmek için açıp kapaması hareketi tarzında bir hareketle bunaltması apayrı bir tat.

~yonca evcimik-kendine gel

işte devrimin diğer adı. dansı ülkemize getiren insan :P geçenlerde uzunca süre hatırlayamadığımız eseri 'kendine gel' ile yoncimik. bu şarkı çok bir seden gürel, ya da böyle bir bendeniz havasında geliyor bana hala. yonca' nın o erkek çocuğu hali içinde, dişi sembolü olan kolyesi ise ironik. zamanında hangimiz şapkayı ters takıp, arkadaki boşluğundan saçımızı çıkarmaya çabalamadık ki?!

~harun kolçak - gir kanıma

işte sürrealizmi ülkemize getiren klip bu olsa gerek. arka fon tüm ülkedeki fotoğrafçıların kullandığı sünnet çocuğu fotoğrafı fonlarına ilham olmuş. harun' un triplerine mütemadiyen gülüyorum. keşfedilme öyküsü sezen aksu' nun evinde duş alırken şarkı söylerken sesinin dikkat çekmesi olan bu adamdan, herhangi bir sınır beklemiyorum. sezen aksu' nun evinde duş almak. hep fazlası, daha fazlası.

~kenan doğulu- sımsıkı

sürrealizmin tadına varılmış bir kere. daha da üstüne gidelim demişler. bugün çekilmiyor bu kadar zahmetli klip. adamı baya sımsıkı sarıyorlar, üstelik cariyeler! klip daldan dala atlıyor. süprizlerle dolu. şu güneşli kolye de yıllarca rahat bırakmamıştı yakamızı.

~seden gürel-bumbum

adeta bir fenomen. ikinci şapka devrimi.

~bendeniz- ya sen ya hiç

devrim. ' ya hey ya hey ya' , o şapka, o kostüm özellikle etek, o emin tavır. klibin renkleri, tonları. bu kadının hayatındaki yaptığı tek iyi şey bu olabilir. mtv' de gösteriliyor olması ise o yıl için bambaşka bir nokta.

~çelik-hercai

bu klibi sona sakladım. çocukken çelik fanı olmam ayrı bir tür olduğumu kanıtlar nitelikte. gördüğünüz gibi çekinmiyor söylüyorum (: tüm şarkılarını hala ezbere biliyor olmam ise bambaşka bir boyut. aklı karışık çocukluğum diyorum, bir kez daha.

yapım sistemlerine hipnozum

6

bugünkü derste hocanın asla değişmeyen tonlaması eşliğinde girdiğim hipnoz seasında çizittirdiklerim. koymam konusunda arkadaş desteğini arkama aldım, yoksa emin olamazdım. bir de dönüşte metroda gördüğümüz bedaş' ın simgesi, şurda çizmiş olduğum lady gaga' nın just dance klibindeki göz makyajıyla aynı. tüm dünyayı etkiliyoruz bu bir gerçek. bedaş, telif istemeli.

11/12/2009

msn' den karakter analizi

5


"biz size msn' i yalnızca anlık ileti paylaşın diye yollamadık mı?!"

utanmadan sıkılmadan iddia ediyorum ki bir insanın karakterini, msn tavrından analiz edebilirim. çeşit çeşit insan var. çeşit çeşit insan kullanıyor bu son yılların fenomenini. kaldı ki mimarlık öğrencileri için resmen bir ihtiyaç. hocaların zorla dayattığı grup çalışması olsun, fotolar aracılığı ile paylaşılan notlar olsun, gönderilen dosyalar olsun. statik ve mukavemet finalinde msn sayfasında öğrendiğim soru tipinin sınavda çıktığını benim de sadece orda dinleyerek o soruyu cevaplandırdığım günleri bilirim.

adres konusu da bu yolda önemli bir husus. gençlik hatalarıyla alınmış ve tüm kişileri taşıma üşengeçliği ile hala kullanılan adresler bulunurken, vakti zamanında geleceği görmüş ve adsoyad@hotmail.com adresini almış kuntis insanları tebrik etmeden geçmek istemiyorum. bunun bir alt kademesi ise araya tire olur alt çizigi olur bu tip hareketlerle çözmüş insandır. doğum yılını da işin içine karıştırıp daha fazla açık vermemiş insandır. bu böyle uzar gider efenim biz asıl kategorilerimize geçelim.

1- msn kullanmıyorum insanı.

başta bu insana inanmıyordum efendim. cep telefon kullanmıyorum ben diyerek tarz yapmaya çalışan insanla aynı kefeye koyuyordum. yahu illa başında otur diye bir şey yok da insanın illa arada işi düşüyor bu merete diyordum. bu insanlar cidden var. msn kullanmıyorlar. gerekirse g-talk, gerekirse skype' ye başvuruyorlar. ama bilgisayar onlar için sadece autocad, 3ds max ya da photoshop anlamına geliyor. sonra pat kapatıyorlar kapağını geyiğe yer vermiyorlar. belki de macintosh kullanıcısı oluyorlar, bilinmez.

2- çevrimdışı görün insanı.

" ben seçilmem, seçerim" insanı olarak da tanımlanabileceklerini söylememe gerek yok sanırım. sanki bilgisayarları açılınca msn' leri otomatik olarak açılmıyor. bir kontrol ediyorlar, canları isterse giriyorlar. çoğu zaman tercih etmiyorlar, işleri olunca yazıyorlar. ama onların ihtiyaç duydukları şeylere, çevrimdışı olduğu için görünmedikleri insanların da ihtiyaç duyabileceklerini düşünmüyorlar. düşünmelerine de gerek yok zaten. hayat bu insana güzel çünkü ben seçilmem seçerim diyor bir kere, daha ne olsun.

3-ileti mi, işim olmaz insanı.

bu insana karşı ne hissetsem bilmiyorum. ileti yazmıyor bu insan. nick' i de ayşe ise ayşe, fatma ise fatma. nick' in ismin olması minimalizmini ben de seviyorum azizim. ona bir şey demiyorum. ama hepimiz çocuk olduk, hepimiz genciz yeri geldi fan olduk, yeri geldi harika sandığımız sözleri nick yaptık kendimize. ama o hep ayşe idi, hep fatma idi. bu insan bana çok yazmıyor. ekliyor ama el gibi duruyor. yazsa da gerekeni elde edip teşekkürünü edip gidiyor. ne yapsam bilemiyorum. kullanılmış mı hissetsem, yoksa adam/ kız olması gereken gibi kullanıyor diye takdir mi etsem bilemiyorum.

4-mesleki uğraşım, iletimdir insanı.

şimdi burda biraz daha özelleşmiş bir örnek vereceğim ama herkes ne hissettiğimi anlayacak. buna yürekten inanıyorum. bu insan adeta bizi germek için msn başında. onun misyonu o. yazıyor iletisine, planları oturttum.kesit çiziyorum. kesit sonunda bitti, makete geçiyorum yazıyor. belki onları hiç yapmıyor, belki msn' le işi bile yok ama arada geliyor şu mimarlık insanlarını bir fitil etsem gerim gerim etsem diyerek salya saçarak yazıyor bunları. belki de mesleğini tüm hayatına yansıtmanın en doğru karar olduğunu düşünüyor. yolunda emin adımlarla ilerliyor.

5-aşkıııaam seni çok seviyorum, iyi ki çıkıyoruz insanı.

bu insana çok yer vermek istemiyorum. aslında çok sözlerim var ama, içime atıyorum. bu insan efendim, aslında ne demek istediğimi anladınız evet. bu insan ne yapıyor?! sevgilisi ile çıkmaya başladıkları günün tarihini yanında bir kalp olsun, bir karanfil olsun süsleyerek yazıyor isminin yanına. işte diyelim ahmet; ahmet (L) 20.11.2007 düzeyli ilişkisini gözümüze sokuyor. ama bilmiyor ki ben tarafından sağ tıklanarak rumuz ekle seçeneğine maruz kalıyor. yalnızca ahmet görünüyor, yalnızca ve yalnızca ahmet' e dönüşüyor.

6-iletisi hep sabit insan.

işte bu insana bazen çok imreniyorumç. kararlığından çok hoşlanıyorum. bir şey bulmuş, ve ona inanıyor. bize dikte ediyor.

7-isminin önüne işaretler koyarak listenin başına çıkan insan.

adının içinde açıklaması çok net değil mi canlar. ne kadar kuntis olduğunuzu biliyorum. tamam siz üstte olun ben en altta olsam da olur. B)

8-çaktırmadan extra komik, takip edilesi iletiler yazan insan.

işte ben o insanın msn iletilerine, tweeter muamelesi yapıyorum. bazen çaktırmıyor. diğer şu altı grubun içinde kayboluyor gibi oluyor ama bazen ışıl ışıl parlıyor. hayatı biraz daha 3 boyutlu yaşıyor; doktora gitse de eğlenmeyi biliyor. doktorun ona söylediği sıkıcı, "karnen yoksa bakamayız" cümlesini o, " doktor dedi rapor nerde dedi al dedi filmini de sağlık karneni de git dedi benm çekicek halim yok dedi bana" olarak anlıyor. aslında hayat o insana çok güzel.

9-msn' i araç olarak değil amaç olarak gören insan.

işte benim de çoğunlukla içine dahil olduğum güruh. hayat bu insana biraz güzel biraz zor. bu insan msn' deki geyiğin tadını o kadar seviyor ki uzattıkça uzatıyor. işine konsantre olamıyor. iletileri hep değişiyor. daha fazla geyik daha fazla geyik diyor. "less is more" diye karar alıyor bazen, az yazayım diye frenliyor kendini ama olamıyor. ders çalışamıyorum ben msn başında diye bilgisayarı kapatıp radikal kararlar alıyor ama aklı hep orda kalıyor. o yokken geyiğin kralı dönüyor hissine kapılıyor. msn' in kölesi olmuş çünkü bir kere.

11/11/2009

gaknem aşk

9

sonunda gaga hanım' ın yeni video' suna kavuşmuz bulunuyoruz. her zaman söylediğim gibi müziğe ve şov dünyasına getirdiği heyecan beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. bauhaus çalışırken lady gaga's bath haus' u görmek de beni baya şaşırttı. 3.05' teki asılı pırlantalar başta olmak üzere her görüntü ayrı ayrı çok güzel.
ra-ra-ah-ah-ah
roma-roma-ma-ah
ga-ga-ooh-la-la!

*youtube' a giremeyenler paylaştığım videoları izleyemiyorlar. dns ayarlarıyla oynamanız lazım.

11/10/2009

şükran' la meryem

12


-geçende gazetede okudum. belki duymuşsunuzdur shakira' nın shewolf şarkısının klibi rtük tarafından sakıncalı bulundu. anlamadığım nokta nasıl bu kadar geç aydılar. aylardır izliyoruz biz kendisini. severek izliyoruz genellikle erkekler olarak. aynı şekilde ciara da çok şehvetli bulunmuş, ikisini de engelleyeceklermiş sanırım. gazetede hangisi daha iyi gibi bir karşılaşma yapmışlar. bir sonuca varmamışlar gerçi öyle öne çıkan özelliklerini yazmışlar. bana kalırsa shakira ezer geçer o ayrı husus. neyse efendim sadede gelecek olursam benim asıl dikkatimi çeken yasak falan değil çünkü sayelerinde fazlasıyla alıştık. bir yerde bir şeyi paylaşıp onu insanlara sunmak bile çile haline geldi rtük kavramı sayesinde. dikkatimi çeken nokta shakira' nın annesinin türk asıllı bir italyan olması. türk asıllı italyan nasıl olunuyor dostum çok heycanlanıyorum. babası da iran' lıymış. ama kolombiya' da doğmuş. işte o facebook' ta 1116 tane arkadaşı olan kızdan daha mutlu bir insan varsa, o da türk asıllı bir italyan anne ile iran asıllı bir babadan kolombiya' da doğan bir çocuktur. bu ne çok kültürlülüktür. başımı döndürüyor. asıl nokta ise shakira iran dilinde şükran anlamına geliyormuş. işte şimdiye kadar her şey mükemmelken shakira' nın adının şükran olduğunu öğrenmek beni çok hırpaladı. sen koca dünya starı ol; ama adın şükran olsun. bir düşünün dünyaca ünlü bir star çıkarıyoruz ( ki malesef hiç ümitli değilim) ve adı şükran. onu önce biz sevmeyiz bir kere. nasıl olacak şükran' dan star. daha kötüsü ise biricik kraliçemiz madonna' nın ( mızonnah) isminin meryem anlamına gelmesi. o konuya hiç girmek istemiyorum. irdelemek deşmek hiç istemiyorum. kapalı kapılar ardında bırakıyorum.

-markette, poşet açmaya çalışırken özellikle de insanlar arkamdayken çektiğim stresi çok nadir şeyde yaşıyorum.

-kulaklıktan müzik dinleyeceksem; L yazanı sol, R yazanı sağ kulağıma takmadığım sürece dinleyeceğim müziğe odaklanamayacığımı söylememe gerek bile yok sanırım.

-bilgisayar açılana kadar karşısında beklemek, poşet açma stresiyle yarışır bence. o bir an önce kavuşma isteği, ama çaresizlik bir şey yapamayış bambaşka.

-bir başka habere göre ise bir yeni evli çift varmış. adam eşinin bakire olmadığını öğrenince boşanma davası açmış ve mahkeme erkeği haklı görmüş ve boşamış. buraya ne kadar şey yazsam bu karardan uç olamayacak bunu bilir bunu söylerim.

-bir de şey vardı ilkokuldayken. ' sen sinekten korkar mısın?!'. gözünün önünde alkış yapılır, gözlerini kaparsan korkmuş olursun. bence çocuk olmak kolay olduğu kadar da zor olan bir şey.

-bir gün başbakan olursam ( daha neler) ki hiç öyle bir iddiam yok, yapacağım ilk icraat erkeklerin gri penye eşofman ( eşortman demez miydik buna hep) giymesini yasaklamak olacak. ben sırf bu vaatle bile başarabilirim. ben çok rahatsız oluyorum, sevemiyorum. çirkin bir görüntü. bir teşhirci zihniyet. az önce gri penye eşofman altı yazarken sıfatlardan hangisi daha önce yazılmalı çelişkisine düştüm. hazırlık okuduğumuz her devrede sıfat sıralaması diye bir şey öğretirlerdi hani. ben onu hiç öğrenemezdim hep de sorarlardı. sayı-renk-neyden yapıldığı. hala bilmiyorum bakın.

11/08/2009

hangimiz iç çamaşırı giyiyoruz ki

2

-facebook' ta 1116 arkadaşı olan kız.hayat o kıza çok güzel. o kız çok mutlu. ne yapmış da o aşamaya gelmiş, onu ben bilemem. ben anca o öyledir bu böyledir diye konuşurum. o kız amerika' ya da gitmiştir, avrupa' daki süper mutlu anlarını IAMSTERDAM albümü ile bizlerle de paylamıştır. ve paylaşacaktır. gerekirse in a relationship' ini de yazar oraya babalar gibi. bize nazire yapma düşüncesi de yoktur, içinden gelir ve yapar. çünkü o kız çok mutlu. dünyayla arkadaşım baba ya daha ne olsun. çok şirin yorumları da mevcuttur, canım ya ne güzeliz dimi yazar fotoğrafların altına. ( burcucum çok güzel çıkmışsın). profilinde ingilizce kullanmayı da sever çünkü o 1116 arkadaştan illa ki birsürü yabancı arkadaşı var o kızın, hemen yargılamamak lazım. doğumgünlerini de çok kalabalık kutluyor o kız biliyorum. çok değerli hediyeler alıyor. kocaman kalp hatta belki de kocaman bir ayıcık bile alıyor. asla yalnız oturmuyor doğumgününde. hepinize o kızın saadetini diliyorum canlar.

-tüm gıcık tiplerin ilgimi çekmesi nedir?! cumartesi akşam oturup oray eğin izliyorum. bu kadar leş bu kadar iticisi yok. ama ben oturup izliyorum. o yuvarlak türkçe' si bir yandan içimi gıcıklıyor, bir yandan izliyorum.

-kadir toptaş ' ben zaten iç çamaşırı giymiyorum' demiş. bu olayın bir alt metni var duymuş olan da vardır olmayan da. ben orasını bilemem ama işte benim başkanım o adam. çünkü o adam mimar. akp' li olsa bile, hayat o adama güzel. çünkü ona da yedirmişler kafayı. biri mimarlık şudur demiş biri hayır mimarlık o değildir budur demiş. diğeri gelmiş sen şu mimari akımı bilmiyor musun demiş. diğeri gelmiş, guggenheim demiş diğeri gelmiş le corbusier demiş. kafayı yedirmişler adama. adamın içi yanıyor. sıkıntısı büyük, çünkü mimar.

-hülya avşar da ' erkeğime bakana yumruğumu çakarım' demiş. işte benim kadınım da bu hayat görüşünde olsun yareppim inşallah dinimiz amin.

Disko N ~ 9 kasım

1

( /\ ) 1. Shakira ft. Kid Cudi - Did It Again ( remix)
( /\ ) 2.
Rihanna ft. Young Jeezy - Hard
( -- ) 3. Florence and The Machine - You' ve got the love ( Pitron and Sanna mix)
(
/\ ) 4. The Black Eyed Peas - Meet Me Halfway
( /\ ) 5. Rihanna - Wait Your Turn
(
\/ ) 6. The Black Eyed Peas - Rock That Body
( /\ ) 7. Jay Sean ft. Lil Wayne - Down (Jason Nevins Mix)

a1)
Don & Palm - Addicted
a2) Röyksopp - Poor Leno ( Istanbul
Forever Take Mix)
a3) Madonna ft. Akon - Celebration ( David Guetta Remix)

*bu liste bendenizin çorba müzik zevkini teşhir eder, güncel olma ve herkes tarafından beğenilme zorunluluğu yoktur.

11/07/2009

ytong

2


makineme haksızlık ettiğimi düşündüğüm şu zamanlarda, teknik gezi bahanesiyle çektiğim fotoğraflarım mutluluk sebebi.

11/06/2009

best female

0


-sweet dreams sevgim bambaşka.

-lady gaga bebeğim de en iyi çıkış yapan sanatçı ödülüne layık görüldü. görülmese, karışlardım alınlarını.

-en iyi erkek sanatçı da kanye west olmalıydı. bilemediler o dalda.

-manga' yı da o gitaristleri yüzünden sevemesem de, yine de başarı başarıdır.

*mtv ema 2009
*youtube video' nun orijinalini sürekli kaldırıyor. o yüzden el çekimini koymak zorunda kaldım.

11/05/2009

al dedi - git dedi

5


al dedi
çocuklarını dedi
çocuklarını istiyorsan dedi
kendini dedi
al kendini dedi
git dedi
nerede kalırsan
kal dedi bana
*facebook' ta gördüğüm bu video geceme güneş gibi doğdu, paylaşmadan edemedim.

11/04/2009

tanımsız

1

-öğrenci evindeki tanımsız nesnenin süprizlerle dolu hali beni şaşırtıyor. oraya nerden gelmiş, daha önce neyin parçasıymış hiç belli değil. umrunda da değil. biliyorum ki kaldırmadığım sürece duracak orda. aslında bizim evimiz çok da bahsedilen erkek öğrenci standartlarında değil. bulaşık dağları oluşmuyor, günlük yemek pişiyor ama tanımsız nesne bunları dinlemiyor. bir işe yarar ki bu sonra mantığı olabilir gibi.

-arka sokaklar dizisinden ölesiye tiksiniyorum. kanal değiştirirken görmeye bile tahammül edemiyorum amma ve lakin bu dizi yıllardır gösteriliyor. gerek haberlerden önce gerek akşam saatinde gerek yazın gerek kışın. gerek.

-amma ve lakin cümbür cemaatin pek hoşuna gittin,sen. ( peker, 93) sürreal bir eser.

-soğana olan sempatim bambaşka. soğanı yağda hafif kavurup sade bile yiyebilirim.

-cumartesi akşamı oray eğin insanının, bu tanımdan başka bir şey gelmiyor aklıma değişik bir tür çünkü, programında sevda demirel konuktu. o nasıl bir özgüven, o nasıl bir huzur bulmuşluk halidir. böyle piti piti haller, bir şirinlik muskalığı. dedim ne oluyoruz?! sonra arkadaş şarkısını söylemez mi hem de insanlar canlı söylemekten kaçıyor ben kaçmıyorum edasıyla. arkadaş gibi, çok klasik gibi olmuş şarkılardan özellikle haz etmiyorum ama en çok arkadaştan haz etmiyorum o bir yana, o günden itibaren tanrıdan en büyük dileğim sevda demirel özgüveni.

-bence yemekteyiz yarışmasının en fena yarışmacısı, sessiz yarışmacı. böyle bir kuntislik, aman ben konuşmayayım da puanıma bir zeval gelmesin tavrı. ben olsam yemeklerimi yemezlerse kesin trip atardım. yaparım yani biliyorum.

-bugün, erdil yaşaroğlu twitter' ına mail gelmeyen günden kıllanıyorum yazmış. bunun birkaç dakika öncesinde bugün mail gelmediği için şaşkınlık yaşamıştım. yoksa illa bir yapı firmasından olsun, yok efendim ece seni çok beğenmiş ve seninle tanışmak istiyor tadında olsun mailim olurdu. hayır nerden ulaşıyorlar maillere anlasam. gereksiz olarak işaretlesem de kabul görmüyor, illa geliyor.

-facebook arayüzünü değiştirdikten sonra bana değişik tavsiyeler vermeye başladı. mesela sağ üst bir arkadaşımın adı çıkıyor. diyelim cenk olsun. poke cenk diyor. sonra send cenk a message diyor. facebook niye cenk' le aramı yapmaya çalışıyor. sade bana mı yapıyor?!

-haberlerde bir hacı adayı vardı. domuz aşısı olmak istemiyormuş. evet yanlış okumadınız, domuz aşısı. içerisinde domuzla ilgili madde var mıdır diye tedirginlermiş. bu zihniyete yalnızca gülüyorum. ben inançla uğraşmam saygı duyarım da, elma- armut?

-geçenlerde, nasıl içlendiysem artık, rüyamda böyle blogun izleyici sayısının patır patır arttığını gördüm. böyle o kısma bakıyorum, sürekli artıyor ama sayaç gibi, sonra bir an duraksadım ve rüya gördüğümün farkına vardım ve sevinmeyi kestim nasıl olsa uyanacağım diye. rüyayı kesmek.

-yine mi bamya?!

HARD

0


so hard dinleyelim. çok güzel. çok!

11/01/2009

Disko N ~ 2 kasım

3


( /\) 1. The Black Eyed Peas - Rock That Body
( /\ ) 2. Mini Viva - Left my heart in Tokyo ( Treasure Fingers mix)
( /\ ) 3. Florence and The Machine - You' ve got the love ( Pitron and Sanna mix)
( \/ ) 4. Robbie Williams - Bodies ( Fred Falke remix)
( /\ ) 5. Cassie ft Akon - Lets get crazy (Blueice remix)
( /\ ) 6. Timbaland feat. Keri Hilson & Jay-Z - Rumors
( \/ ) 7. Kid Cudi - Day 'N' Nite (Crookers Remix)

a1) Shakira Ft Lil Wayne-Give It Up To Me
a2) Jay Sean ft. Lil Wayne - Down (Jason Nevins Mix)

a3) Don & Palm - Addicted

haftanın birincisi bir anda beni çarpan şarkıları rock that body ile kara gözlü bezelyeler. david guetta prodüktörlüğünde o kadar güzel bir albüm yapmışlar ki ( the e.n.d), boom boom pow' un klibini gördüğüm ilk andan beri sıkılmıyorum. onlar diğer şarkılarıyla ilgilenedursunlar rock that body çok güzel, pek güzel diyorum.

hani böyle sinir eden vokaller olur ya da bir ses olur ama ısrarla kendimizi dinlerken buluruz. bu hanım kızların vokalleri de öyle ve treasure fingers remixi çok başarılı. sadece şöyle bir sorun var bu remixin tam bilgisayarımdaki halini bulamadım mixpod' da. kısmet.
bu florence da nerden çıktı kuzum?! ne de güzel şarkı yapmış öyle. robbie damdan düşer gibi zirveden listeye girmiş olsa da bu hafta hafif bir sendeledi. ama listenin neredeyse baştan aşağı yenilendiği, beyonce' ye veda ettiğimiz bu haftada yine de başarılı sayılır. çok karanlık bir remix olmuş bu, seviyorum. day' n nite zirveyi çabuk kaybetti, ki az çok belli gibiydi. cassie - akon işbirliği ise adaylardan zirveye geçişi tek başarabilen oldu.

bu haftanın adayları kesinlikle daha ciddi geliyor. tabi ki lil wayne' nin el attığı düetleri birer birer çekip çıkarıyorum. shakira düeti de böyle bir kıvrak ezgiler, bir bel kıvırtma hareketleri, bilemiyorum. down ise billboard' ın gözdesi. birinci sıraya çıkıp çıkıp iniyor. ama tabi ki disko n daha belirleyici diye düşünüyor ve eğleniyorum.

*bu liste bendenizin çorba müzik zevkini teşhir eder, güncel olma ve herkes tarafından beğenilme zorunluluğu yoktur.


bahane

2

sevgili günlük
13.30' da kalktım.
özenle hazırlanmış kahvaltımı ettim.
maketimi bitirdim.(zaten çok az kalmıştı)
köşe bucak temizlik yaptım. ( ders çalışmamak için temizlik yapmak)
çarşafları bile değiştirdim.
duş aldım.
tırnaklarımı bile kestim.
yemeğimi yedim.
yarınki vizeye çalışmamak için hiçbir bahanem kalmadı.
lanet olsun.

10/31/2009

daha da gitmem

5

- micheal jackson' a büyük ve sonsuz bir saygım var. onu bir kenara koyalım. ama facebook' umda birilerinin thrill the world organizasyonu fotoğraflarıyla etiketlenmesinden ölesiye sıkıldım.

-ayrıca yirmi dokuz ekim gibi günlerde bayrakların profil fotosu olması da bana çok tırt geliyor. insanlar neyi nerde yapacaklarını bilmiyorlar bence. çok mu etkileniyoruz süper bir cumhuriyet bilinci mi oluşuyor profil resmini bayrak yapınca?!

-23.00' daki konsere 01.30' da çıkan portecho' yu çok kınadım. ben yine dansımı etmedim mi ettim ama olsun saygı diye bir şey var. marjinalseniz marjinelsiniz. daha da gitmem portecho' ya!

-bloglar arası bir şeyi daha hızlı yazma yarışı. böyle bir şey var ve gergin resmen çünkü işin ucunda hırsızlık var. emek sonuçta bu da.

- how could you be so heartless?! bu şarkı da dahil olmak üzere 808s and Heartbreak albümünü çok seviyorum.



-bir de şöyle bir remixi var ki jenna' nın sesi şeker gibi.

Film: K-Pax

0

manhattan tren istasyonunda başlayan filmde, orada dilencilik yapan bir siyahinin gözüne bir adam çarpar. adam bir anda orda belirmiş gibidir. tam o sırada bir kapkaç olayının yaşanması ile suçlu konumuna düşen Prot, şüpheli olarak göz altına alınır. üzerinde herhangi bir kimlik bulundurmayan adam K-Pax gezegeninden geldiğini söyleyince kimseye kendini inandıramaz. manhattan psikiyatri enstitüsüne sevk edilir.
öncelikle prot karakterini inanılmaz canlandırmış olan kevin spacey karşısında bir kez daha saygı duruşuna geçtim. bir amerikan filmi klişesi olarak en çılgın hasta konumundaki prot baş psikiyatrın ilgisini çeker ve doktor kendini prot' a adar. kendinden emin halleri, ışıkta rahat edemez tavrı, anlattığı olayların sağlam alt yapısı karşısında insanın onun başka bir gezegenden gelmiş olma ihtimalini ciddi şekilde düşünmesini sağlıyor. doktor adamın bu gezegen sistemi ile ilgili anlattıklarının doğru olabilirliğini öğrenme amaçlı astro-fizik uzmanı arkadaşına danışıyor ( ki resmen böyle bir vaka ihtimaline karşı, adamın bu dalda uzman bir arkadaşı olması- hayatta hepimizin işleri böyle yolunda gitse diyorum) ve prot' tan gezegeninin güneş sistemindeki yol haritasını çizmesi isteniyor ve mucizevi bir şekilde, bu tip işlere yarayan modelleme programı tarafından da doğrulanan bir yol haritası çiziyor. çünkü K-Pax böyle bir gezegen. her birey böyle bir donanıma sahip, ışık hızında hareket edebiliyorlar, aile kavramları yok, bizim aksimize üremeleri son derece acı veren bir olay ve çok uzun yaşıyorlar. prot, sonrasında akıl hastanesinde yatan tüm hastaların umut kaynağı oluyor ki bana kalırsa filmin en başarılı yanlarından biri akıl hastanesindeki karakterlere yazılmış rollerin değişikliği ( hijyen hastası adam, aşırı koku duyarlısı adam, kimseyle konuşmayan kadın, odasından çıkmayan kadın). 27 temmuz tarihinde gezegenine geri döneceğini belirten prot yanında birini daha götürebileciğini söyleyince, hastaların çoğunda anormale yakın bir ilerleme gözleniyor. bu tarihe yoğunlaşan doktor ise, son derece detaycı bir araştırma ve hipnoz seansları ile işin aslını çözmeye çalışıyor.
filmde en sevdiğim sahne prot' un doktorun ailesi ile tanışmaya gittiğinde ilk olarak köpekle yakınlaşması ve onun dilini anlaması oldu.
"en sevdiği oyuncağı saklamışsınız o yüzden size çok kızgın, bir de sürekli kuyruğuyla oynamanızdan hiç hoşlanmıyor"

10/29/2009

fiki fiki

3

-tarkan yeni albüm kapağında pamela anderson' la poz vermiş. tarkan genital bölgesini tutacakmış pamela da yanında duracakmış. fotoğrafçısı da madonna' nın da eski fotoğrafçılarındanmış. üç yüz bin dolar harcamış. tahminimce albümün adı fiki fiki tarzı bir şeydir. ucuz fotoşopçuluk yaptım ama eğlendim.

-üç haftadır gitmediğim bir dersim var. onun yerine 12' de kalkıp zuhal topal ile izdivaç karşısında patates kızartmalı falan bir kahvaltı yapmayı tercih ediyorum bebeğim. bundan bir beş yıl önce popüler kültürün tamamen dışında bulunan bir insanken ben, şimdi tam da göbeğindeyim. zuhal topal dişisini beğenmekten kendimi alamayışımın da etkisi yok değil. ne kadar güzel bir kadınsın sen ablacığım. ama çoktan başkasına yar olmuşsun yapacak bir şey yok. bu programı izleyip artık sosyal analiz yapıyorum mu dersiniz, belli bir yaştan sonra insanların ne gibi hallere düşebileceklerini merak ediyorum da ondan mı bakıyorum derseniz deyin bir bahane bulursunuz artık. dün kadının birisi 70 yaşında bir adama talip oldu, formatı hepiniz biliyorsunuz ben televizyon izlemem iğreeaannçç tribine girenleri ayrıyetten öpüyorum da işte adam böyle çok ısrarcı falan oldu ve kadın talip olduğu adama tamam amca gelicem yarın dedi. amca dedi.amca.

-insan hiçbir zaman ben asla.. gibi cümleler kurmamalı. yaşadım, yaptım, yapıyorum ondan biliyorum.

-rihanna çok pis geliyor. demedi demeyin the wait is ova' nın 30 saniyelik promosuna tıklayıp duruyorum. o değil de yaşıtlarımız neler başardı yahu!

-tatilleri mükemmel değerlendiren bir insan olsam ya ben. onun için her zaman dediğim gibi önce insani saatlerde kalkabilmeyi öğrenmem , günün yarısını yememem lazım. bir de üstüne saatleri geri falan alıp duruyorlar ki ona ayrıca kılım. rahat bırakın şu saatleri. erkenden kararan bir hava beni üzüyor, yıpratıyor.

-şu an kendime şekersiz yeşil çayı seviyormuşum numarası yapıyorum. sabah da kahvaltıda maydanoz yedim. çünkü c vitamini bakımından çok zengin. ne sandın. domuz gribine bitkilerle savaş açtım, bünyemi çok sağlam tutuyorum. dün haberlerde çıkan adamın dediğine göre mısır bamyası kökünü kaynatıp içecekmişiz de o biraz kasar. mısırın bamyası nedir ya. iç bulandırıcı.

-domuz gribi yüzünden kapalı okullardaki ders kaybı için televizyon karşısında eğitim veriyor ya trt. haberlerde gördüğümüz üzere çocuklar evlerinde önlük ile ekran karşısındalar. bence hiç anlamamışlar. çok gülüyorum.

10/27/2009

patlamaya hazır bomba

1

10/26/2009

rüzgar yalaması

0

- outline yazmam gerekirken blog yazmam hakkında denecek tek kelime yok. evet üçüncü sınıfta ingilizce iki yüz bir alıyorum. iyi mi. bence değil.

-yapma demiyorum, hobi olarak yine yap.

-yürüyen merdiven çalışmayınca mallıyoruz ya hani. ben mallıyorum en azından. beynin kontrolden çıkması mıdır beyin kabuğunun öğrenilmiş bir davranışa kendini kaptırması mı her neyse artık. böyle çaresizce adım atacakmışım gibi oluyorum. biz adem oğulları bazen doğamız karşısında fazla mı aciziz ne. hayır çalışmadığını görüyorsun, nedir bu yürüyen merdiven ısrarı. bu tembellik kat sayısıyla nasıl yaşıyorsun. çalışmayan, yürüyen bant hususundan bahsetmiyorum bile. o derece fena.

-rüzgar yalaması. böyle bir şey var ya ne gıcık. böyle burnun kenar kısmı kızarıyor. grip olup da burnu çok silince de oluyor. kaşınıyor da meret. kaşıyorum ben o zaman. tatlı tatlı kaşıyorum. biliyorum da sonrasında tatsız bir acıya bırakacak yerini. ama yine de kaşıyorum. kurumuş dudağı yalarsan da rüzgar yalar. poyrazın proje hocama güya yaptığı acımasız etkiyi yapar.gerekirse saçını başını da savurur. rüzgarla karışan saçları havalı görünen bir insan olmayı ölesiye istiyorum. çok istiyorum.

-rüzgar yalamasının bir diğer oluşum süreci de naranciye etkisidir. bazen kabuğunu soymaya üşenirsin portakalın. bunu da direk burdan emiyim dersin. işte dudak kenarların ayvayı yer o zaman. tatlı tatlı da kaşınmaz bu sefer. direk sonuca gider. incirin kabuğunu soyma konusunda da tereddüt yaşayan bir insanım. kabuğu soyulmadan çukuman diye emilerek yenen incir, gereken performansı veremez. ama tembellik de ruhun kamçısıdır.

-how i met your mother' ı indirip izleme süreci ev internetinde çileye dönüşebiliyor. direk o anda izlemek istersem dizi port' a başvurabiliyorum. eski prensiplerime veda ettiğim anlardan biri. a ben sevmiyorum internetten kalitesi düşüyor diyen bir insandım ben. ama ab-ı hayat bu, insanı nereye götüreceği hiç mi hiç belli olmaz. ama lakin bu durum acı deneyimlere de dönüşebiliyor. 'oops this video is removed due to the..' mesene adamı gibi bir oops. çok kötü bir an o.