9/21/2011

külahın dibini yemeyin


-ilkokulda sınıfımda but soyadlı bir kız vardı. bütün bir okul hayatı boyunca tavuk şakalarından kurtulamadı yavrum. halbuki ingilizcesini bilsek türkçesinden daha leş, haberimiz yokmuş. o zorluğu da lisede falan yaşamıştır artık. popolar kraliçesi. (tek t' si eksik, kabul ediver) büyük büyük büyük dedesi soy ad seçerken düşünmüş taşınmış, önce ileride ingilizcenin en geçerli dil olacağı gerçeğini öngörmüş sonra da; iki dilde anlamı olan bir isim seçmiş. yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal.

-yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal' ı söylerken sen de bir düşünüp tereddüt ediyorsun. itiraf et. o bıyık ile sakal karışıverecek gibi geliyor bana.

-bir dondurma aldım, nerelere gittim.

şimdi bence şöyle bir gerçek var, insanın açıkta satılan dondurmayı kapalı dondurmalara tercih etmeye başlaması resmen yaşlılık alameti. çocukken asla açık dondurma istemezdim, bana algida' mı verin ( bana lükslerimi verin) kafasındaydım. ama şimdi güzel yapan bir yer biliyorsam mutlaka açık dondurma alırım.


çocukken herkese denmiş bir şey miydi bu bilmiyorum ama; ben sübyanken bana dondurma külahının dibini yememem söylendi. pis oluyormuş. bu hususta olayı bir adım öteye taşıyıp, o külahların dibiyle kulak karıştırıyorlarmış ondan yeme diyen bile oldu.

şimdi hep beraber düşünelim. böyle bir ekmek kapısı var, bir takım insanlar o külahların dibini bir takım kulak içlerine sokmak üzere görevlendiriyorlar. maaş da en iyi ihtimalle, asgari ücret. ve iş görüşmesine gittin mi de illa ki esnek çalışma saatleri ibaresi ile karşılaşıyorsun. sonuçta bir sürü dondurma tüketilecek ve halk külah bekliyor. bir sonraki aşaması da charlie chaplin' in modern times'  ındaki gibi konveyör sistem. insanlar makineleşmiş bir şekilde bu işi yapıyorlar.

bugün dondurmamın sonunda bunları hayal ettim. bana bu uyarıyı yapan insan nasıl bir ruh hastasıysa - ya da dondurma külahının dibine nasıl bir nefret duyuyorsa- artık; çocuk aklımı nasıl zehirlemiş. hala izlerini taşıyorum.

-teşekkürler küçük yerleşim yerinde dondurmanın çok ucuz olması. istanbul' da istediğin gibi bir dondurma için bir topuna 4 lira falan vermen gerek. küçük yer öyle mi, 4 liraya dondurmaya doyarsın. ( merhaba benim içime, hayattaki tek arzusu okumaya istanbul' a gitmiş çocuğunun memlekete dönmesi olan anne kaçtı)

-dedim ki kestaneli ve karamelli olsun. karamel yok tiramisu var dedi. bir süre duraklayınca da tiramisu' yu bilmiyorum sanıp, neskafeli yani dedi. ben de PARDON DA, der gibi olup ok fine koy canıms dedim.

-bir tane PARDON DA butonu yaptırsam kendime diyorum, bu tip durumlarda çıkarı-çıkarıveririm.

-bu yazıyı okuyup da canı dondurma çekenler, merhaba.

-şimdi onun üstüne bir de su içmem lazım. ama kana kana içmem lazım. bir de bu hususta çok gıcık bir huyum var. çok susadıysam ve kocaman bir bardak su içeceksem onu parçalı bir şekilde içmek istemem. ne içtiğimin miktar olarak da farkına varmak isterim. o susama kafasını hayal et, ettin mi? o haldeyken tatmin olamayan bir insan mutsuz olur, bu konuda anlaşalım. o suyu bütüncül bir halde içmem lazım benim. o yüzden bardağın dibinde biraz su vardı, önce bunu bir iç dersen burnunu ganatmak geçer içimden.

-şimdi böyle zamanında okuduğun bilim dalları ile şakacıktan dalga geçme kafası vardır ya, diyelim suyun kaldırma kuvveti. abi sen koskoca gemi denizde yüz, bir de o kadar insan araba ile birlikte olacak şey değil falan diyende biri bana demesin mi, ya onun kanunu var canım işte kaldırma kuvveti falans. hıııı, evet ya tamam sustum. bu geyiğe ciddi cevap veren insan, ne olsun istiyorsun.. komiklikler şakalar ?

-beyaz t-shirt ya da beyaz gömleğin içine askılı atlet giyen erkek insan var. unfuckingbelievable. zaten t-shirt içine atlet giyme kafasını hiç anlayamadım da. teri alıyor diyene cevabım, atlet giydiğin için daha çok terliyorsun o ne olacak? olur.
ama dediğim durum çok fena. dedeye sahip çıkalım, özellikle beyaz t-shirt altına atlet giymeyelim.

-bizimkilerin yanına gelince sigara içmiyorum. işte tam bu döneme girince ciğerlerim ağrımaya başlıyor. vücudum yine olayı yanlış anlıyor.

-boya yaparken prizleri de umarsızca boyayan boyacının gamsızlığına sahip olursa bir insan ne gam kalır ne tasa.

- death cab for cutie = tatlişko için ölüm taksisi (denişik)

6 confession:

lucy | 21 Eylül 2011 16:40

peki benim datça'da aldığım cornetto'nun paketini yırtınca içinden külah çıkmaması dirrrrek olarak dondurma çıkması? hı? külahı kulağına sokmuş heral amcalar.
son çeviriye öldüm.
pardon da butonu yaptırırsan ilk yaptırdığını bana hediye et köftehor.

nk | 22 Eylül 2011 16:34

köftehor' a hala gülüyorum.

imsolate | 23 Eylül 2011 21:30

ben de dirrrreke gülüyorum. dirrrreğe mi demeliydim?
:/ prizleri boyayan insan kaçsaydı içime bunu düşünmezdim.

lucy | 23 Eylül 2011 21:45

ikinizi de öpüyoğrum, allahcc güldürsün.

isko | 26 Eylül 2011 10:31

but kelimesinin bu kadar tehlikeli olduğunu bilmiyordum :))

nk | 26 Eylül 2011 16:04

türkçe hep böyle küçük sürprizler peşinde :]