9/12/2011

bi dakka, sen öss' de kaç yapmıştın


 selam bilöğgğgh
-şükür kavuşturana mı desem?

-bu kumanda paneli falan ne olmuş anacım, eskiden dutluktu buralar demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

-neredesin oğlum sen diyen pompiktolar hepiniz çok bebişsiniz ( hatta bebish-siniz). neredeyim dersen, aslında biraz ayda üç yazı yayınlayarak bin beş yüz doksan kişi tarafından takip edilen bloglar gibi olayım dedim ondan yazmıyorum. desem de inanma. en fazla şakacı haberciliğe inandığın kadar inan. sadece internetsizdim. yoksa bu bilöğgğgh torba değil ki büzeyim?

-bu kadar girizgah kafi, anlatacak çok şey var. şu kadar sürede aklıma takılan -çok gereklilermişçesine- bir sürü şey oldu tabisi de.

-çok şey anlatacağım aslında ama, hiçbirisi türkçe dublajlı dexter kadar derin yaralar açmadı ruhumda. o neymiş gadın anam? zamanında bir türkçe dublajlı prison break macerasına girişen startv adeta hız kesmemiş, durmak yok yola devam demiş. demiş de kör olasıymış gulaklaam, evlat diyesiymiş dilleeem. derken evet dexter. farkındaysan yazmaya dilim varmıyor. bir nevi kirlenmiş genç kız gibiyim. o tiz sesli dexter' ı duyduğumdan beri derbeder oldum. elimde siyah bir taş, onu bebeğim sanıyorum arada. oturdum ciddi ciddi bir süre izledim. gerçekten o dublajı yapan insanlarla empati kurmaya çalıştım. hangi şartlar altında o seslerin, onlara  bize yansıttıkları türkçe dublajdaki gibi geldiğini algılamaya çalıştım. ama neresinden tutsam elimde kaldı. sonra bir ara acaba diğer insanlara gayet düzgün geliyor mudur paranoyası da yapmadım değil, ama yok. sanmıyorum.

-biz biraz manyak olduk. evet. lie to me diye bir dizi var. belki duymuşsundur. o dizi ben ve çevremi manyak etti. bir ara lie to me izleyeceğiz diye sabahladığımız oldu. bir tane psikopat başrol var. biraz house kafası. ölümüne karizma, inadına isyan. vücut dilini çözmüş bitirmiş abi. biz giderken o dönmüş çoktan. vücut dili okuyarak çözülemeyen davaları falan çözüyor. sen de bunları izlerken manyak oluyorsun. karşındaki konuşurken oha gözlerini devirdi, yok dudağının altındaki 21c kasını oynattı kesin yalan söylüyor tribine falan giriyorsun. kanal diziyi iptal etmiş ama, 3 sezon da izlemek için kafi diyorum. cananların canıdır. öneriyorum, önerdim.

-bugün çok ilginç bir şey oldu. bunu anlatmadan önce şu ön girişi yapmam lazım. benim yıllardır aradığım bir film vardı. salo or 120 days of sodom diye. nette falan da bulamıyordum. sonra geçende kadıköy' de barlar sokağındaki dvdcide buldum. rabbime şükrettim. çok hevesliyim ama neler neler duymuşum film hakkında. ve ikimiz arasında ara ara aklıma gelişleri ile bir 2-3 yıllık mazi var. neyse sonra izledik. allah yarabbi. o dvd player dile gelecekti çıkarın bunu benim içimden diye. antichrist veya pink flamingos' tan daha rahatsız edici bir film izler miyim bilmiyorum derken salo 1. sıradan giriş yaptı listeye. bir takım sahnelerde ekrana bakamadım. ki ben hostel olsun, testereler olsun rahat izlemiş insanım. neyse böyle ruh hastası ağır sistem eleştirileri içeren filmleri izlemekten hoşlanıyorsanız mutlaka izleyin gibi bir düz yorumla geçiştirip asıl demek istediğim noktaya  geleceğim. bu olanların ardından ben bugün uykusuz aldım. bir de ne göreyim, umut sarıkaya tesadüfi şekilde bu hafta izlediğim 76 yapımı filme dair bir karikatür çizmiş. filmin uyarlandığı kitabın yazarı sad da karikatürün başlığı. çok acayip geldi.
dergiyi okuyacaklara daha çok hitap edecek alıntı; "çabuk çorabımı çıkarın ve ayağıma sıçın"

- kfc yedikten sonra pişman olmayan bir insan dahi tanımıyorum. arada bir aklıma düşüyor, ne de güzel onun o çıtır çıtır soslu tavukları hadi söyleyeyim çok çok söyleyeyim deli gibi yiyeyim diyorum. ve her seferinde yaklaşık yarısında, bön bür doho tovuk yömücem diyorum. işte öyle bir şey.

-dün bir basketbol maçında spiker, ben 19 yaşın üstündekilere genç yetenek demiyorum dedi. sporcu olsalar genç yetenek sayılmayacak yaşta olan 88' li dedeler ve nineler, merhaba!

-fakat alişan' ın beyrut' ta klip çekmesi?! önce takılacağımız konu, alişan' ın da yönetmenlik koltuğuna oturması. allah vermeye, mahsun abisine özenip de filmlere geçiş yaparsa yandık. öte yandan alişan' ın çok zengin bir insan olması arada beni kıl ediyor. arada.

-mahsun, 18 mart' ı anlatan film çekiyormuş ve tam emin olmamakla birlikte üç yıl sonrasına toplam 300 salon kapatmış. taktiğe bakıp ders olarak okutulsun bence. milyonlar da milyonlar izletecek. yaşlılık hikayesi anlatmaya çalışırken 36 sosyal mesaj, doğu sorunu anlatmaya çalışırken 54 mesaj verdiği filmlerinin devamında 18 mart' ı kaç mesajla anlatacak havsalam almıyor.

-beyonce sonunda 30 yaşında. hiç olmayacak gibi değil miydi?

-film izlerken en büyük korkum ne biliyor musun? asıl karakterin filmin sonunda şizofren çıkması. böyle bir şey gerçekleşince o kadar enerjim düşüyor ki, filmi beğenmiş olsam bile o vakitten sonra imkanı yok bir daha sevemiyorum. son dönem filmlerinde yapılıyorsa hele artık? hepsine kocaman bir PARDON DA çekiyorum önce. asıl sıkıntı benim sonradan izlediğim daha eski yapımlı bu işin hakkını veren filmlerde. misal american psycho. hayır hayır yapma hayır yapma derken kurtaramadık. gitti dağ gibi film.


-elbise askısı deyip de geçme. çok mühim bir detaydır elbise askısı. adamı vezir de eder rezil de. hele o kenarları pıtpıtlı yükselmiş ya da alçalmış metal askılar yok mu? gördüğüm yerde tüm enerjimi emer. onun üzerine asılmış biraz da esnek kumaşlı bir üstünüzü hayal edin. o pıtpıt yükselen kenar kasisleri nasıl de çıkıntı yapar tişörtte. aman.


-kültür fizik hareketleri. neden kültürmüş o bilemedim.

-mimarlık, tabldotta yenebilecek bir yemek için porselen tabak yapmaktır dedi bir inşaat mühendisi. nedir bu inşaat mühendislerinin bizimle alıp veremedikleri? hele ki biz onların uzmanlığına karşı asla böyle duygular beslemezken, bambaşka bir disiplin olduğunun farkındayken. ben de dedim ki, insanlar o yemek tabldotta yenebiliyor diye, neden porselende yemekten mahrum olsunlar ki? dün de başka bir mühendis mesleğimle ilgili yüzüme baka baka atıp tuttu. manyak mısınız kardeşim? herkes işine baksın. geçmiş karşıma mimarlık aslında yetenek sınavıyla öğrenci alması gereken bir branş diyor. bu kadar uzak olduğun bir alan hakkında atıp tutma kafası da neymiş, bilemedim.

bunun bir adım ötesi ise, sen öss' de kaç yapmıştın diyen insan. yaşıtları ile birlikte üniversiteden mezun olmuşken hem de. herkes bambaşka hayatlara yönelmiş, olan olmuş, hala ben tekim kafası. onun madalyasını yıllar önce takmamışlar mıydı zaten? ziynet sali' den alıntılıyorum bu kafa haline; herkes evine.




- logosu yüzünden yıllarca, disney' i; disnep diye yazılıyor ama disney diye okunuyor sandım. alacağın olsun walt. o nasıl y öyle.



-öyle işte bilöğgğgh.
sevgiler.

2 confession:

Esra Aslanturk | 12 Eylül 2011 13:14

welcome back baby!

sodom'u aradığından haberim olsaydı, bir kargo uçururdum sana. izlerken, midem bulanan tek film herhalde. :/

ece | 13 Eylül 2011 00:28

http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=10739954