10/11/2010

yaşam biçimine dönüştürün hı hı


" de ki; müsli, yalnızca insanlığa hakaret için gönderilmedi mi? onlar ki zayıflamak uğruna bunu da yerlerse, onların hali pel - perişandır. "

daha önce burada bir zaman dilimine kadar az yese de kilolu bir insan olan benin, bir anda çok yese de kilo almayan birine dönüşmesinden bahsetmiştim. halbuki bu tip tehlikeli cümlelerden kaçınmam gerektiğini çok daha önceki hayat deneyimlerimden biliyordum. ben bu sene hiç hasta olmadım diyen birinin çok geçmeden hapşırmaya başlaması gibi bir lanetti bu aslında. ve tohumları çok önceki ankara ziyaretimde atılmıştı. sevgili uğur bircan, hakkımda ileri geri bu çocuk yese de kilo almıyor diye pis pis atıp tutmuştu.bunun üstüne ben de hiçbir şey olmamış gibi ortalık yerde benzer cümleler kurunca en sonunda lanetlendim. [lucy tespiti]

bunda kötü alışkanlıkların ve yeme bozukluklarının etkisi büyük olmakla birlikte, insan bir yerden sonra ciddi anlamda salmaya başlıyor. hani göz göre göre vücudun patatese doğru evriliyor, fark ediyorsun ama; amaaan sikerler bilinciyle devam ediyorsun.

ama ne oluyor bir an geliyor, evet gerçekten de bir an geliyor, bu iş böyle olmaz hacı diyorsun. gerçekten kendine hacı diyecek boyuta geliyorsun.


işte benim 2010 yılındaki kısa şişmanlama öykümün girizgahını dinlediniz. kolayı, su yerine tüketirken; proje sabahlamalarında hoşbeşleri lümbür lümbür götürürken bir anda müsli ile başbaşa kalışın kısa ve keskin öyküsü.

bu döneme girerken dedim ki; bu iş böyle olmaz hacı. derhal spora başlanacak ve derhal diyete girilecek. kararımı önceden almıştım. okulun ilk günleri ne duysam beğenirsin. ne o göbek önden gidiyor diyenlerini mi ararsın, erkek adam ele gelir zaten iyi olmuş diye taciz edenini mi ararsın, semirmişsin diye rencide edenini mi?

ben de men's health alan her insanın, harika vücuda sahip olacağı bilinci ile koştum hemen bir men's health aldım. bu spor ve sağlık dergilerinin çok sevdiği sloganı hepiniz çok iyi biliyorsunuz. önemli olan bunları belirli zaman dilimlerinde yapmak değil; yaşam biçimine dönüştürmek. onun üstüne batu ile şu tip konuşmalarımız oldu.( bu arada batu'nun blogu çok güzel benden söylemesi) diyelim en bariz ve gözler önünde olan örnek madonna. madonna ne ile besleniyor, özel diyet programlarıyla. kadın böyle bok gibi paranın içinde yüzüyor, her şeye sahip ama sadece pirinç lapası yiyebiliyor. sonra sen gidip tereyağlı pilav yiyip, madonna olmayı bekliyorsun çok ayıp.

sonra gittim bir spor salonuna yazıldım. bu tempo içinde hayatımı nasıl zorlaştıracağım diye düşünüp bulduğum bir şey olsa gerek. spor salonu ile ilgili ise sayfalarca yazabilirim de okur musunuz bilmem. zaten bir giriyorsun içeri. balon olmuş insanlar karşılıyor sizi. balon olmuş insanlar oranızı buranızı ölçüp, evet şunu yap bunu yap diyorlar. adam mesela bütün gün orada duruyor, spordan ekmek parası kazanıyor ve sen onlardan bolca olan bir ortamda sağlıklı ve fit olma çabasına giriyorsun. baştan mağlubiyet gibi. o 60 metrekarelik alan içindeki insanların aynı şeyleri başka yerde yaptığını düşünürsen 1 dk bile olsa, kafayı yersin. içeride 3 tip insan var;

1-çok şişman olup gelenler


işte bu grup 2. grup için en büyük motivasyon kaynağı. öyle olduklarını bilseler biraz kırılırlar bence. bunların yanında bir de 3. gruptan arkadaşları oluyor. mesela onlar koşu bandındayken, arkadaşları gelip hadi oğlum süpersin aslansın danasın şeklinde gaz veriyor.


2-(benim gibi) hareketsizlikten illallah gelmiş azıcık fit olayım diye gelenler


evet. okul da sağ olsun her birimiz birer tosbağaya dönüştük. yalnızca bilgisayar karşısında oturabilen ucubeler. 40 yaşımızdaki hallerimizi hayal bile edemiyorum. mesela bu grup da salonda 3 numaralı grup tarafından asla anlaşılamayan gruptur. adamlar, spor salonunun amacının sağlık için olabileceği ihtimaline yanaşmıyorlar. yalnızca balon olmaya gidilebilirmiş oraya gibi takılıyorlar.


3-(genellikle) komünler halinde takılan, balon olmaya gelenler


işte bu grup çok leş.sürekli aynadan kendilerini kesiyorlar. ben de onların bu halini kesiyorum. ve kesinlikle antrenörlerle çok kanka oluyorlar. bu baklavalarla çok karı-kız götürdüm muhabbeti yaparken bir yandan da hangi protein tozlarını kullandıklarını tartışıyorlar. ağızlarındaki kaşar tekerleğini hayal edebiliyorum.
bir de soyunma odasında yalın ayak gezen insanlar kesinlikle bunların arasında. yani aslında en çok çekindiğim insan modelleri içinde rahat bir şekilde 9 numarayı hak ediyorlar. böyle ben rahatım, her an soyunabilirim ayakları falan.

tekrar gelelim men's health tarzı yaşam stiline. spora zaten gidiyorsunuz. o cepte. ben ne yemeliyim ne yapmalıyım az buz biliyorum aslında da, bu tip yaşam stili dergilerin üslubunu çok saçma derecede eğlenceli bulduğum için açtım başladım incelemeye. derginin, yaşamın her alanında başarı gibi bir mottosu olduğu için; her konuya değinelim çabaları mevcut. tatile çıkarken suçluluk duymamak için ne yapmalıyım? aa soruya gel. adam bir nevi ben nasıl yaşamalıyım basitliğinde bir soruya bile kendisi cevap veremiyor.  kadınlar kavga sırasında neden ağlar? evet tüm erkekler duygusal zekası olmayan birer öküzdür. ilk randevu sırasında ayakkabı bağının açıldığını gördüm ve eğilip bağladım bu çok mu ezik bir davranış? aa olur mu hiç, cHoOOhk ttAtLısııAann! yemin ediyorum ben kız olsam ve bana böyle bir şey yapsalar gülmekten altıma işerim. insanı bir yerden sonra hipnoz etkisi altına alan dergi sayesinde kendinizi göz kapaklarınız kırışmasın diye gözünü yüzük parmağınızla kaşır halde buluyosunuz.(en güçsüz parmak yüzük parmağı olduğu için minimum basınç yapıyormuş, hı hı)

daha önce de dediğim gibi bir de ne yemeliyim kısmı var.sizin için birkaç tane seçtim.

~evinize bir keçi alın. keçi en sağlıklısı. arada sevişin arada peynirinden sütünden faydalanın.
~antremanlardan 2 saat önce müsli yiyin.gerçekten bu şeyi yiyebilecek kadar gaza gelmişseniz, sizden her türlü olur zaten.
~avokado yiyin. [ sakın bana avokado yemeyen bir aileden geldiğinizi söylemeyin kuzum]
~pilav yerine arada karnabahar tüketin. mesela karnabahar üstü kuru. mis.
~su yerine oolong çayı için. önce ne olduğunu çözmeniz gerekecek tabi.
~sabahları iki adet yumurta beyazını çırpın ve içine pastırma atarak pişirin. yumurtanın sarılarını da koltuk altlarınıza sürün.
~her fırsatta gülün. aka aka ka ka
~uykunuzdan ödün vermeyin. mesela mimarlık mı okuyorsunuz. that's ok. dilediğiniz kadar uyuyun.
~güneşin altında antrenman yapın.beyniniz pişsin. sonra onu yiyin.
~daha fazla seks yapın. vallahi de sadece sağlıklı yaşam için.
~sabah ilk iş olarak antrenman yapın. önce kalkabilin tabi. sonra antrenman yapın, yapış yapış terleyin sonra hemen yıkanıp çıkın ki; sinüzitinizle tango edebilin.
~bir saat boyunca squash oynayın. ama dikkat edin ağzınızdan burnunuzdan havyarlar gelmesin.
~kola mı bırakın onu. valla fayanslara dökünce derzleri eritiyor benden söylemesi.

ve son olarak bu yazıyı buraya kadar okuduysanız unutmayın;
güzellik dünyanın lanetidir.( carver,nip/tuck)

5 confession:

lucy | 11 Ekim 2010 20:19

uzun zamandır bu kadar şevkle okuduğum bi yazı olmamıştı. neden valla bilmiyorum da bi ara bölündü atar yaptım 'ya bişi ohuyom ben yaa' dedim. müsli de iğrenç bişey. yedikçe kusasım geliyo bütün gün iştahım kapanıyo, hayattan soğuyorum. bence bu işin sırrı bu.

nk | 12 Ekim 2010 01:08

mehe :]

lucy | 12 Ekim 2010 01:21

mehe kadıköy anadolu gülüşü biliyo musuuğn ^^,

BiPass | 12 Ekim 2010 11:27

hakkaten süper olmuş yazı, çok eğlendim okurken. daha girişiyle beni benden aldı; bitişiyle üzdü, daha yok mu yeaaa dedirtti. akşama bi de 1,5 iskender eşliğinde okumak istiyorum kısmetse =)

nk | 12 Ekim 2010 21:25

çok teşekkür ederim :] arada ödül olarak iskender yemek de lazım ama arada!