10/17/2011

biz bildiğimizden mi yazıyoz be ağbi?


-adriana lima' ya da şakamızı yaptık. çünkü şu hayatta acun ılıcalı ile adriana lima' nın kanka olması kadar abesle iştigal bir şey daha var mıdır bilmiyorum. nasıl ki zamanında nouma' yı bizden ettik başlığı altında şebek ettiysek; şimdi çanlar adriana için çalıyor. yok efendim acun' un evinde yemek yemeler, yarışmasında jüri olmalar, neler neler.

-ben işe sarı dolmuş ile gidip geliyorum. sabahları da yaklaşık 5 dakika sürüyor dolmuş yolculuğum. o yolculukta bile, gideceğim yere varırken tanrım biraz daha olsun biraz daha arabada gidelim hissiyatını yaşıyorum. çocuklukta yalnızca araba ile dolaştırılırsa uyuyan çocuklardan olsam içim yanmaz. bu huy da nereden gelmiş haspama, bilemedim. bu hissi en yoğun şekilde, uzun şehirler arası yolculuklarda yaşarım misal. yola çıkana kadar asla binesim gelmez, ama özellikle istanbul' a gelirken garaja varmayalım biraz daha gidelim lütfen tarzı bir kafa yaşıyorum. muhtemelen de açıklaması, istanbul' a genellikle çok yükle geliyor oluşum olabilir ama. ofise giderken de yaşamama şaşırmadım değil. bir de üstelik gayet mutlu gidiyorum işime.

neyse, konumuz bu değil. yine bir sabah gidiyoruz. her sabah olduğu gibi bu sabah da nerede ineceğimi söylemem konusunda gerekli gerilimi yaşamış olmamın akabinde - her sabah bir doz almazsam rahat edemem- , yolculuğuma devam ederken; yanımda oturan kadının kucağındaki çantasının içinde abartısız çok ama çok küçük bir köpek olduğunu fark ettim. kadın bir süre sonra köpeğini serbest bıraktı ( selbes bırak, selbes bırak) ve o bit kadar köpek koltuğun tepesinde bize doğru falan gezinmeye başladı. işin en ilginç yanı tüm bunların 5 dakikalık yolculukta yaşanmış olması mı emin olamıyorum. kadın sonunda şoföre doğru yönlenip, biz burada inebilir miyiz? dedi. işte o tam bir, evinde evcil hayvan besleyen insan gururu. durumu o kadar içselleştirdim ki, yurdum dolmuş amcasına bile biz diye bahsediyorum köpeğim ve kendimden kafası.

-bu sefer bir gün dönüyorum. dönüşte biraz trafik olduğundan 7 dakika sürüyor. bu yolculukta da benden sonra binen ve önce inen bir adam, o muazzam aralıkta tabletini çıkarıp star trek izledi. hem de kulaklık takma gereği duymadan. beyaz türklükte gelinebilecek son nokta. star trek izlemeden geçen bir dolmuş yolculuğu mu? tadını bilmem. biz zavallılar çok imrendik ama, öyle demeyin.

-geçende magazinde bülent ersoy' un sevdiği dizilerden bahsedişine denk geldim. padişahlara bayılıyormuş ama kapıcıları da çok seviyormuş. bu cümledeki gizli özne olmaya mahkum edilmiş dizileri bulmayı size bırakıyorum.

-heteroseksüel erkek oyunculara, eş cinseli oynar mısınız? sorusunun bu kadar sık sorulmasına gerçekten anlam veremiyorum. keza yıllardır gözümüzün önünde halil ergün, ölümüne erkek, ölümüne çocukları olan (o kadar dölleyici ki) rolleri oynuyor ve kendisinin cinsel tercihi de genel olarak biliniyor.

-ilkokulda gıcık olduğum bir huyum vardı. okulda sıkıldığımda koluma falan tükenmezle bir şeyler çizer sonra da köpek gibi pişman olurdum. yıllar geçti okul mokul kalmadı hala yapıyorum ve hala sonrasında mutsuz oluyorum. kimisi de o kadar çıkmak istemiyor ki cildimden, o kadar olur.

-düğünde arkadaşını biz bildiğimizden mi oynuyoruz be abi? diye oynamaya ikna etmeye çalışan adam kafası da bitebilir mi lütfen? belki adam mükemmeliyetçi ve gerçekten ya iyi oynarım ya da yeterince iyi değilsem hiç oynamam düsturu ile bilinçli bir seçimle oynamamayı tercih ediyor. bilemezsin. para ile imanın kimde olduğunu hiç bilemiyorsun. bir ara da, düğün ve oynama mevzusu ile ilgili uzun uzun yazasım var. zira çocukluk arkadaşımın düğününde yaşadığım şeyler biraz içimde kaldı. şimdilik sneak peek gibi olsun.

3 confession:

Esra | 17 Ekim 2011 23:41

ahahha, sesli güldüm ya..

ipad ve minimal köpeklerle dolmuş yolculuğu, adorable! (:

Wicked_Stardust | 18 Ekim 2011 14:29

işin hayırlı olsun. 5 dakikada işe gidebiliyor olman daha da hayırlı olsun. hep böyle sürsün hatta.

imza: kollarındaki çiziklerle gurur duyan kedili deli kadın

nk | 18 Ekim 2011 22:07

@esra, her gün 1 küçük dolmuş şakası :)

@w.stardust, iyi dileklerin için çok teşekkür ederim. umarım sürer, keyfim güzel :)