1/21/2010

hiç anlamamışsın

3

dün gece
hiç tanımadığım bir erkeğe
sırf sana benziyor diye
usulca sokulup
merhaba dedim
tanıdık bir huzur aradım
....
...
...

oldu. sırf ona benziyor diye o huzuru bulaydın bir de elin adamında. leman sam' a saygı duyarım o ayrı ama bu şarkının hikayesi hiç olmamış. böyle çok orijinal bir şey bulmuşlar gibi olmuş ama ı-ıh yok. cık. altı boş. içi boş.

konuştu bir şeyler söyledi
beklediğim sözler bunlar değil
...

elin adamı yahu ne bekliyorsun. sevgilin gibi civelekleşecek mi bir anda adam. sen o çok sevdiğini sandığın sevgilini aslında hiç sevmemişsin ben söyleyeyim. tipe bakıyormuşsun sen. şansına karşına çıkan adam hödükmüş biraz. hadi yine iyisin.
düz adamdan dinlediniz. sevgiler.

çiz

1

böyle bir ekrandaki böyle bir sürü çizgilerle bütün dönem uğraşmak, sonuna doğru çok uğraşmak. hayat çok garip.

1/20/2010

eko is done

2

totalde 5 kez gittiğim, 2 quiz'den birine girmediğim; girdiğimden de 8 aldığım, vizede çan altında kaldığım, finalinde de "şu böyledir heralde, böyledir evet evet kesin böyledir hı hı", "evet makro öyledir mikro böyledir", "talep esnekse reezyon şudur", ''yalnız cari kelimesini bir bilseymişim baya iyi olurmuş", "aa burda çok D olmuş, C eksik kalmş biraz da C işaretleyeyim" tadında düşüncelere daldığım lanet olası ekonomi dersinden geçmişim. şu kaknem dersten kurtulduğum için ne kadar mutlu olduğumun tarifi yok bilög severler. burda çok bahsi geçmişti, gerek cetvel hikayesi olsun, gerek ecogirl--ecoboy olsun ondan yazmasam olmazdı. lisans hayatımın en çirkin dersleri arasında ilk 3' ü zorlarsın eko.

"değerli tokdemir, kolay değil.."

büşra

4

50 dakikadır mal gibi bomboş oturmamın akabinde büşra çocuk aklıma geldi. bence küçükken saçı böyle toplanmış her kız büşra çocuktur. ya da içinde bir büşralık vardır en azından. ben öyle düşünüyorum.

1/19/2010

arzular arsız

1

insan oğlu yaratıcılıkta sınır tanımıyor. az önce bir haber izledim ki, evlere şenlik. jürilere çok alışmıştık ama böylesini hiç duymamıştık diye sunuldu haber. böyle bir gruba mı desem ya da topluluğa, belki de eyes wide shut filmindeki gibi bir cemiyete _yok artık daha neler_, bir internet sitesine mi yoksa genel eve mi işte öyle bir kuruma bir jüri organizasyonu ile yeni bayanlar seçilecekmiş. bu durumdan haberi olan emniyet bu jüriye bir baskın düzenlemiş. jüri komisyonu içinde bulunan bayanlardan biri hamileymiş ve baskının stresine dayanamayıp doğurmuş. işin tuhaf yani emniyet o kadar düşünceli davranmış ki bu hamile kadından haberdar oldukları için yanlarında ambülansla gitmişler. jürinin konseptine gelince şöyle ki hanımların öncelikle fiziksel özellikleri baya önemli. ondan sonra yetenekleri, insan ilişkileri. en son olarak da özel yetenekleri. özel yeteneklerini de şöyle açıkladılar; yataktaki sınırları. vay vay vay. mesela Arzu çıktı;

ARZU;
ölçüler: 85-60-90 (+)
insan ilişkileri: insanı, girişken, kıvrak, güleryüzlü (+)
extra yetenekler: S&M ( duruma göre)

geç arzucum gayet iyisin. ama banu S&M' e her zamanı işaretlediği için senin yerine onu alıyoruz. güle güle.

1/18/2010

üzgünüm hafize ana

0

geçen gece yine uyuyorum( inanır mısın ), bir de baktım hababam sınıfının içindeyim. ama bir yandan da lise yatakhanesi kadrosu arkadaşlarımla de beraberim falan. ben hababam sınıfı izlerken hafize ana karakterine çok takılırım. dünyada derdim var diye gezen o kadar insanız, hafize ana otursa bir yetmişlik içer bence yani. hakkı var. şimdi bir düşünün, bu kadıncağız sürekli koca koca lise adamlarına bakıyor, o yetmiyor hocalara falan da bakıyor. sürekli o okulun içinde hapis vaziyette. tamam çok seviliyor herkesin anası da bir yere kadar yani. o kaşlar niye yay gibi, incecik alınmış?! ben bilemem. kafanızdaki hafize ana imajını sarsmak istemem, daha önce sarstıklarım oldu çünkü. bu konuda en çok güldüğüm sahnelerden biri 'külyutmaz' lakaplı hocalarının pantolunu yırtılıyor sonrasında dersin ortasında hafize ana çağırılıyor. neden, yırtılan pantolon dikilsin diye. pantolon da bacağın arkasından yırtılmış çok da absürd bir görüntü yok ortada. hafize ana geliyor; külyutmaz, yırtık pantolonla durmamak için boxerla kalmak pahasına pantolonunu toptan çıkarıyor ve dersin ortasında pantolon dikiliyor. sanki en azından ders sonuna kadar beklenemez. bu ön bilgiler ışığında sanırım bilinç altım bir karışım yapmış olacak ki; rüyamda hafize ana, o delirttikleri müfettiş adam ile aşk yaşıyordu. valla gözlerimle gördüm ben. rüyamda ikisinin aşklarına dair, ben filmleri izlerken anlamıştım aslında şu şu şu sebeplerden diye çok mantıklı açıklamalar yapıyordum ama; uyandığımda onları hatırlayamadım.

ibo'yu kim sevmez

4


kendime sarılarak uyuyormuşum iyi mi?!

merhaba

5

rulokat yedikten sonra plastiğin dibinde kalan yapışmış rulokat sosunu parmağıyla sıyıranlar, merhaba.

1/16/2010

cephe tasarımı

1

" hayır ben de diğer projelerimde kalınlık verdim o ayrı ama; 5 binam 1 konser sahnem ve atların koşturacağı bir haram yoktu o zaman"
( zrenzjiiim,2010)

biraz kişisel ama çok gülüyorum bu cümleye. bu kadar çaresiz durumdayız projede.

hem hasta hem insomniyak

3

yarın sabah 10' da kalkıp proje yapacağım diye kendime söz verdiğim için çok hasta olduğum ve uykum olduğu halde uyuyamıyorum şu an. nedir şu projeden çektiğim yarab. aklımın içine olmayacak şeyler uğrayıp duruyor. ay şu da şöyledir bu da böyledir diye klişe timleri cirit atıyor. dedim en iyisi direnmeyeyim kalkıp yazayım. çünkü bana madalya takacaklarmış düzenli olarak blog yazınca öyle duydum ben. proje falan hep yalanmış.

-günlerdir çılgınlar gibi grip olan biri olarak diyorum ki grip olmanın en güzel anlarından biri, o burnunun artık gerçekten de akmaktan vazgeçtiğine emin olduğun andır. bence öyledir.

-akşam, saba tümer' in konuğu candan erçetin' di. candan erçetin çok yaşlanmış ya, hayıflandım biraz. neyse biraz izledik onu. izlerken ev arkadaşımın kurduğu cümleyi aynen aktarıyorum.

"kemal unakıtan nerde ya görünmez oldu?!"
aa, abaaaooov nerden çıktı şimdi kemal akşam akşam. biz de ne izliyoruz sen nerdesin güzel kardeşim. meğer altyazı geçiyormuş alttan. halbuki durduk yerde merak ettiğini düşünmek çok daha eğlenceliydi.

-şimdi çoraplarınızı düşünün. eğer ruhunuzda azıcık da olsa hasar varsa, çorap çiftlerinizden hangisinin sol hangisinin sağ ayak çorabınız olduğunu bilirsiniz. çünkü böyle o isyankar ayak başparmağınız kendini belli edecek şekilde çıkıntısını göstermiştir. adeta baş vermiştir. işte ola ki ben o iki çiftten, yanlış olanını yanlış ayağıma geçirmişsem katiyen mutlu olamam. acelem olsa dahi bu durumun giderilmesi gerekir.

-ayak parmaklarından, baş ayak parmaklarının sağ ve sol yanlarındaki ayak başparmakları ayak başparmaklarından uzun olan insanlar ilişkide daha baskın taraf olurlarmış. çocukluğumda öğrendiğim bu ziyan bilgi benimle birlikte yaşıyor muhtemelen de böyle sürecek. ama asıl sorun şu ki, ben o ayak işaret parmakları ayak baş parmaklarından büyük olan insanlardan biraz çekiniyorum. hele ki ikisinin arasındaki mesafe normalden açıksa. evet ben düşmanım ayak inceliyorum.

-google wave diye bir şey vardı. nooldu o? hani herkes davetiye kalmadı diye pek bir panik olduydu. onu da mı tükettik. yoksa yalnızca sınırlı sayıdaki davetiye mi bizi cezbetmişti.

mini öykü

0

-bir insanın gerçekten sıkıldığını nasıl anlarsınız?
-eğer ki bir insan cep telefonunda oyun oynuyorsa ( ama saçma java oyunları olacak, iphone falan demiyorum) o insan gerçekten çok sıkılmıştır, sıkılıyordur. gıdısını okşayın.

1/15/2010

kuş gücü

0

bir 7 farkı bulma maceramıza daha hoşgeldiniz. birisi hepimizin sevgilisi minik kuş tweety' nin anneannesi ; diğeri yine hepimizin sevgilisi, okulumun yapı kürsüsü hocalarından mrs. kuş.

arkadaşlar, hayat ve facebook

3


az önce tamamen tesadüfi bir şekilde bir arkadaşımın beni facebook' undan sildiğini farkettim. şimdi bu arkadaşla olan yaşanmışlıklarımızın hepsine saygım sonsuzdu ama bazı tatsızlıklar yaşanmıştı. şu anda bu tatsızlıkların ne olduğunu bile tam olarak hatırlamıyorum umrumda da değil. ama ben hep güzel yanlarına saygı duymaktaydım. bana emeği geçti ne olursa olsun diyordum. çok yakın olmayalım çünkü bazı şeyleri tükettik ama birbirimizden haberimiz olmasında da bir sakınca yok diye düşünüyordum. bu sebeple facebook' umda durmasında bir sakınca görmemiştim. kaldı ki bu mudur yani bunun yeri orası mıdır? facebook' tan silmek midir? ne oldu ne geçti eline? sadece gülüyorum. çünkü çok yakın bir zamana kadar bu sitedeki eylemlerimin hepsine tepki vermekteydi. hatta onu da geçtim fotoğraflar ekleyip etiketlemekteydi. işte bu noktada zaten söyleyecek bir şey bilmiyorum. uçlarda olmak hiçbir zaman o kadar iyi değildir bazen de ortalarda olmayı başarabilmek lazımdır. muabbetimiz azaldığı günden beri madem etiketleme beni veya yorum yapma ama silecek kadar da ileri götürme bir yandan bunları yaparken. yaptığı yorumları silmiş falan. baya uğraşmış emek vermiş bu hayatından çıkarma operasyonu için. zaten 1 yıl oldu nerdeyse hayatlarımızdan çıkalı?! bir kez sesini duymadım. işte facebook' tan silerek son darbeyi vurmuş oldu bu şekilde. mutluluklar dilerim. bunu daha öncesinde yapan insan da oldu. beraber dünyanın bir ucuna gittiğim , kalktı sonrasında pılını pırtını topladı bir de burdan sildi. yine facebook aracılığı ile bu gidişi meşrulaştırdı. 1-gidene kal demem asla 2- ezdirmem kendimi.. ( gündeş,05) . neyse efendim. açıkçası bana böyle şeylerle uğraşmak çok çocukça ve komik geliyor. onlar bu şekilde mutlu hissediyorlarsa bırakıyorum böyle takılmaya devam etsinler. arkadaş listem kabarık diye madalya takan da yok bana zaten.

ama düşününce bence dostluk çok daha ileri bir kavramdır. hayatımın bazı dönemlerinde dostum olmuş ve sonrasında çıkıp gitmiş belki de benim tarafımdan çıkarılmış olan dostlarımı düşünüyorum da ben hala geriye bakınca hep güzel yanlarını hatırlamayı tercih ediyorum. yine lisede bir dostum vardı. muabbet etmeden geçirebileceğimiz bir zamanı dilimini dahi hayal edemiyordum. fakat sonrasında sebebini hiç öğrenemediğim bir şeylerden dolayı benimle aynı ortamda olmak istemediğini_bana dahi söylemeden_ açıklayarak hayatımdan çıktı. onun kötülüğü yönünde söyleyebileceğim tek bir kelime bile düşünemiyorum. o zaman çok sorgulamıştım ne söylemiş olabilirim ki bu noktaya gelebilecek diye. belki de böyle olması gerekiyormuş diyorum şimdi. çünkü bir kez bile gelip de sen bana böyle böyle demişsin diye yüzüme bir şey söylemedi. hayatlarımızdan çıkabilecek derecede bir şeylerse onlar eğer, gelip bir tokat atmasını bile tercih ederdim bana sanırım. şimdi de uzaktan öylece duyuyoruz birbirimiz hakkında bir şeyler. ya da karşılaşırsak bir şekilde; zoraki, zamanın geçmediği, konu açılamayan anlar silsilesi yaşıyoruz bir zamanlar ayrı bir şeyler yapmanın bile düşünülemediği o dostlarla.

sadece zaman geçtikçe hayatına insan alırken daha temkinli oluyor gibi oluyorsun. aslında temkinli olduğunu düşünüyorsun da hiçbir şeyin değiştiği yok bence. tüm hayat boyunca tekrarlanacak bu tip şeyler . ne olursa olsun geriye seninle kalacak olduklarını bildiğin dört kişi olsa kafi bence.

*fotoğraf,deviantart'tan.

a frozen moment

1

cashback adıyla izlediğim bu filmin adının a frozen moment olmasını daha uygun gördüm. tamamen tesadür üzerine haberim olan bu film, bir filmde olması gereken her şeyi barındıyor gibi. bir filmde olması gereken her şeyin ne olduğunu bilmiyorum dostum yalnızca havalı bir cümle kurayım istedim. yok yok ne bileyim his işte. ben adında güzel sanatlar/ ressamlık bölümünde okumakta olan bir genç vardır. sevgilisi ile ayrılması ile dünyası alt üst olur. film bu noktada başlamaktadır. uyku kavramının ne olduğunu unutan ben, uykusuz kaldığı geceleri değerlendirmek adına bir işe girmeyi düşünür. ve filmin asıl güzel yanı olan süpermarket kısmına taşır bizi. bu süpermarket kısmı ile ilgili metin o kadar güzel ki, o kadar günlük hayattan ki film bu açıdan inanılmaz başarılı. bu sıkıcı işte çalışırken zamana karşı gösterebildikleri tek direniş onu görmezden gelmektir. bu bana work and travel esnasında iş saatlerini geçirebilme savaşımı hatırlattı. ciddi anlamda meziyet istemeyen bir işte çalıştığınızda, zaman tam anlamıyla aleyhinize takılıyor. diğer çalışanlar bu zaman savaşını tamamen geyiğe dökmüşlerdir ama ben' in bu yolda zaman geçirebilmesini sağlayacak başka bir meziyeti vardır. zamanı durdurabilmek. zamanı durdurduğu her anda kadınları çizmektedir çünkü kadın vücuduna olan hayranlığı onu çizime itmiştir. sonrasında orada çalışan bir kıza aşık olur. böylelikle 1 aylık uykusuzluk süreci geride kalmıştır. zamanı durdurabilmeyi başardığı anlardan birinde de beraber olabilmeyi başarmışlardır. yani zamanı beraber durdurmuşlardır.film insanın kalıplarıyla, takıntılarıyla, çocukluk ile, hayatı öğrenişi ile, cinsellik ile, kadın erkek ilişkileri ile ilgili o kadar güzel noktalara değiniyor ki.. seyretmek lazım diyorum. ben' in o çocuksu sakinliği görülmeye değer.

1/14/2010

cennet

0

cennet, polislerin ingiliz; aşçıların italyan; mühendislerin alman; aşıkların fransız olduğu ve bunların hepsinin isviçreliler tarafından idare edildikleri yerdir. cehennem ise, polislerin alman; aşçıların ingiliz; mühendislerin fransız; aşıkların isviçreli olduğu ve bunların hepsinin italyanlar tarafından idare edildikleri yerdir.

(anonim)

charlie bebek

2


ömrümün sonuna kadar bu iki veletle yaşayabilirim. ingiliz aksanına bak hey yavrum hey! bir de bu remixi sonradan yaptılar ya, ben de hep diyordum ki tekrarlasa müzik gibi dinlerim ki ben diyordum ki bir de baktım yapmışlar. sonuçta youtube bu işin ağababası( devrim,08). bunu paylaşırken altına çarli bebek, yeni vidyosu yazmışlar; ordan aklıma ne geldi. hani ünlülerin çocuğu olursa isim + bebek şeklinde anılıyorlar ya. beni bu kadar irite eden başka da bir şey çok az vardır. mesela nurgül mü doğurdu? pat yapıştırdılar osman nejat bebek, gülben mi doğurdu? çat yapıştırdılar atlas bebek. ben ve siz hiçbir zaman o bebekler olamadık biliyorsunuz değil mi?

nazım bebekten, tüm diğer sıradan bebeklere..

1/12/2010

pantelon

2

az önce, yine 22.30 makarna yeme gecelerinden birindeyiz. kral tv' de nostalji bölümü vardı. rafet el roman' ın zamanında fırtınalar koparmış bomba şarkısı amerika. lakin şöyle bir konuya değinmek istiyorum, adam klibi new york' ta çekmiş ve şarkıda da genel olarak amerika'dan bahsetse de daha çok new york city' ye yazmış gibi duruyor şarkıyı. etrafta sis duman ve cankiler.. cankiler?! ne zaman türkçe'ye geçti bu güzide sözcük dedim bir an. her şey böyle akarken,rafet baba bir anda texas' a atlıyor ve diyor ki ;

o memo
burası teksas amerika
herkes çizme, fötr, kot pantelon

baya pantelon diyor yahu! büyüksün rafet baba. amerika herkese gelsin!

nostalji sever insanım.

yapışkan & şeker

0

mızonnah' nın son albümü demir leblebi kapsamında çıktığı bu turun dvd çıkış tarihi 30 mart olarak belli olmuş. bu turnenin önceki posterleri pek de iç açıcı değildi; özellikle de madonna' nın mecidiyeköyden alınma gibi duran adidas eşofman altı ile olduğu posterler. bu asıl kapak çok başarılı olmuş. gel 30 mart, geel..

inanılmaz görünen turnenin resmi fragmanı;

after

1

önsöz: bu yazıda kendi deneyimlerimi paylaşıp, ben neler yaşadım oğlum imajı çizmek amacında değilim. haydi bunun bilincinde okuyoruz şimdi hep beraber.

internette amaçsızca gezerken şöyle bir şeye denk geldim; burca göre seks sonrası kurulan ilk cümleler. bence böyle bir şeyin istatistiğini çıkarmak fantastik baya.

oğlak: bana kartını versene…
kova : artık ellerini çözeyim mi?
balık : canım çok iyiydinnnnn
koç: hadi , bi daha
boğa : ben acıktım pizza söyliyelim
ikizler : kumanda nerede?
yengeç : ne zaman evleneceğiz?
aslan: itiraf et harikaydım değil mi evet harikaydım?
başak: kalk kalk..!! çarşafları hemen yıkamam lazım.
terazi: sen mutlu olduysan ben de çok mutlu oldum hayatım. önemli olan sensin
akrep: hadi şimdi de çatıda yapalım…
yay: ben seni ararım .. sen sakın beni arama

öncelikle şunu söylemek istiyorum ki artık bu yengeç burcuna uygulanan zulüm kalksın bitsin. yengeçler illa ki salya sümük duygusal insanlar değillerdir. seks sonrası kurulan ilk cümle hadi evlenelim mi olur ya?! burdan yetkililere sesleniyorum, yengeçler de normal insanlardır. oğlak burcunun derdini çözemedim, kart derken bir daha görüşelimi ima etmiyor heralde; ama diğer yandan da direk kredi kartını isteyecek kadar da hayvan olunamaz. kovaların bu kadar fantastik insanlar olduklarını bilmezdim baya bir şaşırdım. ikizler burcu zaten bir gitsin kumanda nerdeymiş kendi bokunda boğulsun inşallah. töbe yareppim ne tuhaf insanlarsınız. bunu sadece bu cümleden söylemiyorum, normal hayattan deneyimlerimden yola çıkarak söylüyorum. (bu cümlenin alt metni ben sürekli sevişiyorum hatta sürekli dengesiz ikizler burcu insanlarıyla sevişiyorum hiç değildir.) çocuğunuzun doğumunu ayarlayın da ikizler burcu olmasın hata kaza. burdan, ayaklanacak tüm ikizler burcu insanlarını öperim. başak burcunun davranışı bana tanıdığım bir kovayı hatırlatmadı değil. belki onu söylemek için işin bitmesini bile bekleyemeyebilir. öyle diyeyim. aslana da balık müstahakmış burdan onu gözlemleyebiliyoruz.

aforoz '3

1

feysbukta doğumgünü kutlamak yasaklanmış. doğumgünü çocukları da, arada gayet feysbuka girmelerine rağmen günün sonunu bekleyerek; teşekkür ederim herkese.. iyki varsınız..sizi seviyorum yazarlarsa, belediye görevlileri gelip hepsini bir kamyona toplayıp götüreceklermiş. ben öyle duydum.