dizi/seri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi/seri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/02/2014

how I met your mother' ın finaline istinaden (en kötü 5 dizi finali)

0

bugün how I met your mother' ın final bölümünü izledim. 3 sezonun ardından sürekli olarak daha kötüye giden dizi, 9. sezonun iyice kötüleşmesinin ardından korkunç bir dizi finaliyle aramızdan ayrıldı. bunun üstüne aklıma izlediğim diziler arasında kötü final yapanlar geldi, onlardan bahsetmek istedim.

*spoiler unsuru barındıran bir yazı olacak buna dikkat çekmek isterim*
en kötüden daha az kötüye doğru;

1-lost
LOST S06E17 18 The End The Final Episode LOST The End The Final Episode S06E17 18 Lostunlocked Lost download
bu konuda bana katılmayan kimse olmaz diye düşünüyorum. gecelerce bizi uykusuz bırakmış, bir bölüm daha bir bölüm daha diye manyak etmiş dizi nasıl da dımdızlak bitmişti hatırlar mısınız? milyonlarca cevaplanmamış soru, olayların bir şekilde dine bağlanması ve daha birsürü şey.


2-seinfeld
Seinfeld Finale
seinfeld bana kalırsa, sürekli çıtasını yükselten bir diziydi. senaryo olarak hep belli bir çizgideydi fakat karakterlere alıştıkça onların nevrotik hallerini izlemek sezonlar ilerledikçe daha keyifli bir hal almıştı. tüm bu sağlam gidişatın sonunda BUM! inanılmaz negatif, nedenini hiçbir şekilde anlayamadığım bir hapis olayıyla bitti dizi. hala ara sıra aklıma gelir canım sıkılır.

3-dexter
'Dexter' series finale: Michael C Hall as Dexter5. sezon ve sonrasını izlerken sürekli olarak keşke 4. sezonun o müthiş finali dizinin de finali olsaymış düşüncesine kapılıyordum. sonradan işlenen konular, dahil olan karakterler sürekli silik kaldı ve sonunda olay saçma sapan bir şekilde bağlandı. dexter'in harrison'ı o kadına emanet edip ormancı olması yani neresinden baksam o kadar alakasız ki sapır sapır dökülüyor.


4-how I met your mother
işte benim ciddi bir şekilde görev bilinciyle izlediğim dizi. nerede o ilk 3 sezonun tadı nerede sonraki zorlama sezonlar. 9. sezon ise işin iyice cılkının çıktığı noktaydı. bir bütün sezon hazırlandığımız evliliğin kısa bir süre içinde bitmiş olması, anneyi henüz öğrenmişken geçiştirilmiş bir şekilde ölüşünü öğrenmemiz. olayın bir şekilde robin'e bağlanması ve çocukların bu konudaki tepkisi. barney' nin alakasız bir şekilde çocuk sahibi olması. bu kadar çok şeyi böyle koştur koştur anlatacaklarına asıl 9. sezonu komple son bölümde vuku bulan olaylara ayırsalardı diye düşündüm.

bir de; banyoda keçi hikayesi vardı o anlatıldı mı noldu o?

5-prison break
4. sezonunu bile her türlü saçmalıklarını bir kenara bırakıp, bir şekilde heyecanla izlediğim bu dizide michael scofield neden öldü mesela? dünyaları aştırdılar adama, yenmediği kişi/kimse göstermediği zeka gayret kalmadı ama beyin tümöründen öldü. kocaman bir NO.

1/24/2014

amaan, ..... işte

2


-american horror story inanılmaz başarılı bir yapım, jessica lange ise her bir bölümde ağzımı açık bıraktırmayı başarıyor. dizinin özellikle 2. ve 3. sezonu çok çok iyi. coven' a dair birçok eleştri okuyorum ama hiçbirine katılmıyorum ve inanılmaz iyi buluyorum.

-yıllar sonra bir türk dizisini (aramızda kalsın) sevdim ve tam randımanlı olmasa da takip eder oldum. onun da son 2 bölümdür görüntüsüne bir haller oldu, sanırım görüntü yönetmenliğini bir ütü üstlendi, dizi telefonla çekilmiş gibi görünüyor.

anneme diyorum ki bu dizinin görüntüsüne ne olmuş? o da diyor ki; aman dizi işte. işte yaklaşım gibi yaklaşım.

-ben şimdi iç mimari tasarım yüksek lisansı yapıyorum, ilk dönem bitti. annemlerin yanına geldim. annemin sorusu "sen şimdi bu dönem ne öğrendin? iç mimarlık mı öğrendin?" bilmem dedim. öğrendik işte bir şeyler galiba. sonra dönem projemi gösterdim, e sen bunları lisansta da yapmıyor muydun dedi. anne beni üzme hadi tamam dedim.

"basitçe açıklayamadığın bir şeyi bildiğini söyleyemezsin" gibi beylik bir cümle var ya, bu durumda sanırım ben boşuna okuyorum arkadaşlar.

-bu konuyu pek bilmeyen insanlar için master tam bir muamma. ilk soru siz şimdi ne yapıyorsunuz? sonrasında gelen mutlak cümle ise ohoo oku oku nereye kadar. insanımız yorum yapmayı da moral vermeyi de seviyor.

-ülke gündeminde olan hiçbir şeyi takip etmiyorum. twitter'da siyasi içerikli paylaşım yapanların hepsini takibi bıraktım artık hiçbir şey öğrenmek istemiyorum. tüm beklentimi kapattım.

-geçenlerde ilköğretimden bir arkadaşıma bir tv kanalında beslenme tavsiyeleri verirken denk geldim. zamanında yazmıştım, bir kibrit kutusu peyniri koltuk altınıza sürün keçi peynirini yerken keçiyle sevişin gibi tavsiyeler. 

ben hala yaşıtlarımın ya da arkadaşlarımın meslek sahibi olmasına şaşırıyorum ara ara düşününce. bence hepimizin meslek sahibi olması biraz komik bir şey.

öte yandan ilkokulda falan başarı dengelerini düşününce, sonrasında işlerin değişimini gözlemlemek de ilginç geliyor. paranız varsa geri zekalı olabiliyorsunuz falan.



-son olarak şu kaydıraklı, sözüm ona çok eğlenceli ofis görsellerinden iğreniyorum sanırım. (hep çok eğleniyoruz kaydıraklardan kayıyoruz hem çalışıyoruz hem eğleniyoruz hoh hoh ho). 3. dünya ülkesinde olmak ve bunlara çok uzak olmak da etkin bu fikrimde muhtemelen.

-ben bu ülkeye dair her şeyden soğudum be blog, ikinci dönem almanya' da olacağım, keşke bir takım durumlar oluşsa falan diye geçiriyorum içimden ama öte yandan da hiçbir şekilde hayal kurmuyorum. 

sevgiler.


7/17/2012

el sıkışmaya belli bir standart getirelim

1

şantiye dolayısıyla bir çok insanla tanıştığım şu dönemde, her bir yeni kişiyle el sıkışırken ne hissediyorsam jerry seinfeld tüm hissiyatımı bir bölüm başı konuşmasıyla özetledi resmen. nevrotik ikizim seinfeld'den geliyor;


-İnsanlar olarak, bazı sosyal
konularda eğitilmemiz gerek...

...konuşma mesafesi gibi.

Bazı insanlarla konuşmak,
arabaya servisteki...

..palyaçoyla konuşmak
gibi değil mi?















Ve el sıkışmak da en kötüsüdür.

El sıkışmanın belli
standartları yok.

Çok güçlü, çok zayıf.

Bazen dörtte üç oranla...

...sadece parmaklarıyla
el sıkışırlar.

Erken bırakma, geç bırakma.

Bazıları sizin bırakmanızı
kabul etmez.

Siz bırakırsınız. Onlar devam eder.

Bazı insanlara gerçekten şöyle dedim,
"Hey, el sıkışmamız bitti."

Çok sarsıntılı,
çok yüksek...

...çok terli, çok uzaktan.

Bazen birisi sert bir şekilde
sıkar, geç bırakır...

...ve seni yakınına çeker.

Ona şöyle derdim,
"Üçüncü ıska. Dışarı."


3/06/2012

damn pigeons

0

güvercinlerden korkan tek insan olmadığımı öğrendiğim için bile çok seviyorum modern family' i. mitchell abicim, adamlar yolda üstlerine yürüsen bile kaçmıyor sakince yürümeyi tercih ediyorlar; yapacak bir şey yok.


11/27/2011

başlık bilemedim

1

bugünün şarkısı; going to california
Going to California by Led Zeppelin on Grooveshark


entourage' ın son bölümünü izledim ve friends bittiği zamanki 'sanki kendi arkadaşlarımmış ve bir daha onları göremeyecekmişim' hissiyatını yaşadım. ne kadar manyakça aslında. herkesin ve her şeyin bir sonu vardır teması karşıma çıktıkça daha da acayip hissediyorum.
şu an herkese ve her şeye uzak olmamla da alakası vardır büyük ihtimal.

10/27/2011

bence sanAt

4

-bence spoiler-


yemin ediyorum ömrümde bu kadar artistik psikopatlık görmemiştim. bölüm bitmiş gibiyken bir anda alakasız bir şekilde gelen atların asfaltta koşuş sesleri, insanların şaşkınlıkları içinde sahnenin bütününün yavaş yavaş gösterilmesi ve yuh dedirten mahşerin dört atlısı fikri. sezon oldukça kötü giderken beni birden kazanıverdiler, engel olamadım. tekrar tekrar izliyorum bu sahneyi arada.

*s6e3

mosbied

2

ted' e pek bayılmıyorum ama; adeta hislerime tercüman olup, kalbimi çaldı bu huyu ile. yemin ediyorum bu cümleler insanı yalnızca taş etmekle kalmaz, ayrılık sebebi olur.

*s7e6'da, araştırılan kız arkadaş adayının nette film yorumladığı kişisel sitesinde annie hall için dedikleri

10/11/2011

I won

3

-über ağır ötesi spoiler -






gus fring, izlediğim diziler (hatta sadece dizilerle sınırlamasam, izlediğim şeyler bile diyebilirim) içindeki en mükemmel anti-karakter olabilir. onun o tüm karakterinin ve çizgisinin adeta bir kaneviçe gibi yavaş yavaş işlenmesini inanılmaz bir zevk içinde izledim. bu karaktere da anca 4. sezon 13. bölümün 38. dakikasındaki gibi bir nokta konabilirdi. anlatım tekniğinden - tabi ki o kravatın hala ve tekrar tekrar düzeltilişi- o kadar hoşlandım ki yok dur dur hoşlanmadım aşık oldum ki, ben susuyorum görseller konuşsun.

dip not: bu dizinin son sezonuna dair tempo probleminden şikayetlenen insanlar, bu sezona gelene kadar başka bir şey mi izlediler acaba diye sormaktan da kendimi alamıyorum.

8/15/2011

en başarılı yabancı dizi jenerikleri

4

10- friends
aslında bu listeyi oluştururken düşündüğüm açılışa (görsel doyuruculuk bakımından) tam uygun olmasa da, arkasından friends' i izleyeceğimizin habercisi olan bu jeneriği 10. sıraya koymakta bir beis görmüyorum.

+not, friends jeneriklerin yıllar içinde hep değişkenlik göstermesi bakımından, aslında koymak istediğim versiyonu what could have been bölümlerininki idi. paylaşımcı, embed olayını engellemiş.o yüzden link veriyorum.

9- shameless us

en küçüklerinin klozetti karıştırdığı fırça ile dişlerini fırçalaması bu dizinin çok net bir özeti değil mi?


8- nurse jackie


nurse jackie jeneriğini daha önce de vurgulamıştım. minimalist duruşu çok başarılı. yalnız 3. sezondaki bariz düşüş daha yukarılarda olmasını biraz engelledi gözümde.



7- house md

bunun jeneriğini sevmemin en büyük etkeni kuşkusuz massive attack. hani dizi başladığında bir vakayı görüyoruz ve can alıcı bir yerde görüntü gidiyor ve teardrop giriyor ya, işte orada her seferinde içim bir hoş oluyor benim. nehirli mehirli kısımları olmasa daha üstlere oynayabilir. oraları beni itiyor nedense.


6- game of thrones
işte bu ve daha üsttekiler görsel açıdan beni mest edenler. bu jenerikte en başarılı bulduğum anlatım ise küçük modellerin yükselmesinin ve gelişmesininin 3 boyutlu olarak gösterilmesi.



5- nip/ tuck
"make me beautiful" . bu diziyi benim için vazgeçilmez yapan şeylerden biri olan görselliğinin en güzel kanıtı da bu jenerik. plastikliğin mankenlerle anlatılıyor olması ve baştaki mankenin parmağının bir anlığına hareketi. alt okuma yap okuyabildiğin kadar.
yine embed kodunu bulamadım. link


4- dexter
o yumurtadan canı istemeyen var mı aranızda?
kanın, her türlü çağrışımla kullanılışı ve dexter' ın az pişmiş eti ağzına atışı; portakalın kan portakalı oluşu ve portakalın suları fışkıracak şekilde kesilişi.


3- six feet under
bilöğgğgh' u bayadır takip edenler bir şekilde bu diziyi bir yere mutlaka tıkıştırıyor diye düşünmeye başlamış olabilirler ama 3. sıraya koyuyorum ki objektif olduğum anlaşılsın hım hım.


2- true blood
böcek kapan bitkiyi ve kurtlanan tilkiyi bile bana zevkle izlettiyor bu açılış. bu 10 jenerik içinde de en başarılı müziğe ( jace everett - bad things) sahip bana göre. bir şarkı ancak bu kadar afrodizyak olabilir. çürüyen hayvan falan izletirken içini gıcıklandırmayı başaramazdı aksi halde. alan ball' ın bir sonraki dizisinde bir öncesini aratmaması ( sadece jenerik için konuşuyorum) da kendisine saygımı arttırıyor.


1- carnivale
bir liste yaptığımda hülya avşar' ın şampiyon belli ikinci kim lafını etmeden duramam. daha önce de söylemiştim tadında ukalalık çok seksi bir şey.
carnivale' a gelince, evet yine hbo şaşırdınız mı? bu işin bir formülü varsa, onlara sormak lazım. alt metin okumalarına doymak istiyorsanız jenerikten başlayarak carnivale' a girişin derim. buhran yıllarında geçen dizide en sevdiğim şey tarotun kullanımı. kartlardan görüntülere geçişler, geçilen görüntülerdeki ve müzikteki hüzün, dönemi ve hatta son dönem insanlık tarihini yansıtışı çok başarılı. ileri almadan her seferinde izliyorsam, benim için bir jenerik çok başarılı demektir.



7/07/2011

kekilli gücü

4



game of thrones' da sibel kekilli' yi görüp, gururla karışık saçma bir sevinç yaşıyorsam; kesin türküm demektir.

bir de sibelciğim, o burun ne de güzel olmuş. o şehla bakışlar, bir de üstüne ayar vermeler falan. öptüm canım.

7/04/2011

mountain, hey maşşallah

0



bir darbe ile at kafası koparılır mı diyeceğim, siz de o hikayede bir bunun gerçekliğine mi inanmadın diyeceksiniz. ne deseniz haklısınız.

6/25/2011

surprise me true blood

0

l.von trier' in son filmi melankoli' den olan bu görseli, true blood 4. sezon görseli sanıp şoklardan şoka koştum. sookie ile eric northman evlensin hem de baya telli duvaklı. olacak iş değil şekerim. tamam eric northman reyiz gözümüzde baya saygın ama şimdi bill' i de bu kadar kenara atmak olamazdı. kızın peri olduğu ortaya çıksın, bugüne kadar peri olduğu bilinmeyen sookie' nin tüm uyuzluğuna rağmen ona katlanmış bill avcunu yalasın. tam da meyvelerini toplayacakken. yapmayın böyle şeyler.

dizi de olsa içimdeki öğretmen çocuğu adalet anlayışını bir kenara koyamıyorum.  teşekkürler.

5/25/2011

çok şükür

1

nerede herhangi bir amerika yapımı dizi ile ilgili yorum okusam şu yorumu mutlak surette görüyorum: işte amerika' nın çökmüş aile yapısını anlatan güzel bir yapım/ işte amerika' nın görünmeyen yüzü. buna sebep olan tek neden amerikan yapımı olma durumu mudur? türk aile yapısı sapasağlam ayakta mı durmaktadır? öyle ise neden günbegün daha da sapıkça şeyler yaşanmakta ve işitilmektedir çok merak etmekteyimdir. bu yapı o kadar sağlamsa ve sırf anlatacak bir sıkıntı bulunamadığı için iyi diziler yapılamıyorsa canım ülkemde, varsın öyle olsun.

abaouv sosyal mesajlı gibi yazdım gız.

4/11/2011

cidden

0


will you marry me?

3/26/2011

kapak

2


bu seriye-she/he will never have a boyfriend- bayılıyorum. nette aratınca da türlü çeşidi çıkıyor ama istersen şurada baya serisi var.
anna paquin'e true blood' da gıcık olan bir sürü insan var. beni de baya bir ikilemde bırakıyor ama bence her boka maydonoz sookie'yi iyi oynuyor. bir de üstüne üç -abartmayı hiç sevmem- yaşında the piano filmindeki rolü ile oscar almış. izlemedim ama evet, şoktayım.

3/05/2011

nurse jackie

2

 son zamanlarda en sevdiğim ikili; doctor o'hara ve nurse jackie. yalnızca iki sezonu ile gönlümde taht kurmayı başaran dizinin müthiş yetenekli iki kadını. diziden biraz bahsetmek gerekirse, nurse jackie yanında çalışanlarının onu azize olarak adlandırdıkları işine kendisini inanılmaz derecede adamış bir hemşiredir. ama gel gör ki kişisel olarak fazlasıyla kafayı kırmış bir ilaç bağımlısı. percocet'i kahvesine toz halde atıp, burundan vicodin çekecek kadar. işte bu noktada işin kara mizah yönündeki başarısını görüyoruz. dizinin bana göre en güzel yanı, tüm yan karakterlerin çok orijinal olması.
bir küçük not daha düşmek gerekirse, edie falco, nurse jackie rolüyle emmy komedi dalında en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı.


king's speech' te gördüğüm anda çocuk gibi zıplamama sebep olmuş mükemmel oyuncu eve best - gerçi çok daha büyük rollerde görmek şarttır kendisini- doctor o'hara rolüyle benim için olayı aşmış ve bitirmek üzere. her mimiğinin, her jestinin, ingiliz aksanının, tüm muzırlığının ve burnundan kıl aldırmazlığının ayrı ayrı hastasıyım.
kendisini şu dialogla daha belirgin olarak anlatmak isterim. (öğle yemeğini yine en yakın dostu jackie ile yemek istemektedir)
o'hara: yemeğe gidelim mi?
jackie: gelemem, işim var.
o'hara: benimle yemek yemekten daha önemli ne gibi bir işin olabilir?


2/24/2011

small world

2


aslan kral' ın açılış sahnesi ile ilgi çok kısa bir süre önce yazmış olduğum yazının üstüne, modern family' nin ilk bölümünde bu espri ile karşılaşınca çok uzun bir süre güldüm. bir de mitchell' in hırkası, adeta üç yıldır giydiğim hırkam.

üstüne, o taş kolombiyalı ablanın ne kadar etkisinde kaldıysam, izlediğim ilk geceki uykumda kendisinden ispanyolca dersi aldığımı gördüm. üstelik durumum kritikmiş ve sözlüye kalmışım. rüyada üniversitede olup bir de üstüne sözlüye kalmak.  phoenix'te öğrendiğim 5-6 kelimelik bilgimle  esta sol kolar bueno -cümleye gel- diye bir cümle kurdum ve kadın gülmekten altına kaçıracaktı. sonunda notuma dd vermiş sağolsun, çok güldürdüm ya ondan diye açıklamasını yaptım bir de.

2/16/2011

bir daha liste yapmak mı

6

ilk baştan söyleyeyim; son derece kişisel bir liste yaptım. mesela kara melek' in burada ne işi var falan demek yok o yüzden. dizilere dair doğru düzgün görsel bulmak da gerçekten kasınç - bazılarına da benim için önemli olan oyuncularını koydum- , bir sürü yere daldım ondan kaynak veremiyorum. gelelim listemize;

mansiyonlar;
tatlı hayat,  yedi numara, aslı ile kerem, ferhunde hanımlar


10- kara melek


bir süre önce paylaştığım jeneriği bile yeter aslında bu listede olması için. bize entrikayı ve sanem çelik'i kazandıran dizi. bana da dizi izleme hastalığını kazandıran dizidir aynı zamanda.



9- avrupa yakası

gag izleyip de gürsel birsel'in hastası oluşum üzerine ata demirer' le birlikte bir projeye imza atmış olmaları rüya gibi bir şeydi başlı başına. şimdi bu dizinin gerçekten de 1.5 saat değil de 25-40 dk arası bir sürede çekildiğini hayal edelim. başlı başına bir fenomen olacağına adımı koyarım. hem metin hem oyunculuk olarak gerçekten de başarılı bir yapımdı. özellikle yayınlandığı ilk 2 yılı. sonrasında hayatımıza burhan altıntop gibi bir karakter soktu. iki tek onun yer aldığı görüntüleri tekrar tekrar izlemişliğim çoktur. bu dizinin asıl başarısı, tüm yan karakterlerin de başarılı olmasıydı. hümeyra' ya doymak da müthişti. eğer ki peker açıkalın' ın girdiği ve sonrasındaki sezonlar olmasaydı ilk 5'te olurdu diye düşünüyorum.



8- asmalı konak


özcan deniz' e rağmen biz dizi sevilir mi sorusuna evet cevabı verdiren dizi. bunda sesinin dublajmasının da büyük payı var tabi. meral okay senaryasu, çağan ırmak yönetimi bir dizi için fazlası ile yeterli iken; nurgül yeşilçay adeta 10 dizi gücünde oynamıştı. bu dizi ile kazandığımız bir isim de ipek tuzcuoğlu. daha üst sıralarda yer almamasının sebebi ise, kesinlikle ama kesinlikle finalinin sinema filmi olarak -hayat- çekilmiş olması ve son derece pipimsi bir finale sahip olmasıdır.




7- bıçak sırtı


rüya kadro, müthiş oyunculuk, başarılı görüntü yönetimi ve senaryo. bunların yanında sakız gibi uzatmadan, anlatacağını kısa bir sürede anlatıp bitiren dizi. yalnızca, bundan sonraki dizilere olan duygusal bağımdan ötürü 7. sırada.




6- şehnaz tango


bu dizi yayınlandığı zamanda benim kendi hayatıma oldukça paraleldi. o yüzden, sanırım çok kendimizden bir şeyler buluyorduk. -hayır, tabi ki 6 yaşında kocamdan boşanmış bir kadın değilim.- ayşe tolga ve nejat işler' in ekranda göründüğü ilk yapım. hippi sevgilileri oynuyorlardı. şehnaz, muhsin, papirus, adını hatırlayamadım çatlak sarışın teyze ve kocası.




5- çemberimde gül oya


küçük kara balık ve ıtır esen'i yeniden görmek. darbe zamanına dair anlatılan en güzel hikayeydi bence bu yapım. yayınlandığı zaman yatılı okuduğum için, sonrasındaki bir yaz tatilinde yayınlanınca sabahları alarm kurup da kalkardım izlemek için.




4- şaşıfelek çıkmazı




bana kalırsa şimdiye kadarki en araya gitmiş yapımdır bu dizi. benimse derya alabora fanı olmamı sağlamıştır. bizden, normal bir mahallenin hayatını, en güzel şekilde anlatmıştır. çağan ırmak' ın bu dizide, sonraki yapımı olan asmalı konak' tan bile daha başarılı olduğunu düşünüyorum.




3- yeditepe istanbul


lisede bir kız bir gün, annesinin " ben mercedes'ten sonra megane' a binecek kadın mıydım?" diye şikayetlenişinden haberdar olmuştuk. işte bu dizi tam olarak bunun hikayesi. özgü namal' ı her karakterinden önce duru olarak tanımış olanlar dizinin neden 3. sırada olduğuna daha da anlam vereceklerdir.



2- ikinci bahar 


sadece finali bile yeterli aslında bu sırada yer alması için. belki de tarihimizdeki en iyi finale sahip dizi kendisi. bunda da tadında bırakmış olmalarının etkisi çok büyük. oyuncu kadrosundan bahsetmeye gerek bile yok zaten. şener şen var bir kere. hangimiz bu ailenin nerede kalacağını problem etmedik veya ev sahibi neriman hanımın çıkarcı hesaplarından tiksinmedik veya timoti'ye sevgi beslemedik ki?




1- süper baba


fazla söze gerek var mı bilmiyorum. özellikle bizim nesil için anlamı çok büyüktür süper baba'nın. fiko hepimizin babası gibidir hatta. galatasaray lisesi bu diziyle hayal edilen okul olmuştur. şevval sam gibi bir öğretmenin hayalini kurdurmuştur. fiko, ipek yerine elif' i seçsin diye umdurmuştur. zeytin' in konuşacağı ilk günü bekletmiştir dört gözle. ve en çok sevilen dizi müziğine sahiptir. cuma akşamları bir yere misafirliğe falan gidelim deseler on karış surat asardım ben o yaşımda.




dip not:  hepsine uzun uzun bir şeyler yazayım istiyordum, başladım da; ama gençliğim tükendi ,22 yıl yaşlandım. o yüzden kısa kısa bahsettim.


dip not 2: ezel' i izlemedim ve zevkine çok güvendiğim arkadaşlarımdan çok sağlam yorumlar duyduğum oldu.


şu da vardı derseniz unuttuklarım da tamamlanmış olur.

2/15/2011

bu dizileri kim izliyor / son yılların en kötü 5 yerli dizisi

4

uzun süredir bu konuda diş bilemekteyim. zira, zap yaparken bile gördüğümde moralimi bozan yapımlar mevcut. bu husustaki, kötüleme kriterlerimden bahsetmek isterim. öncelikli kriter, ucuza kaçış. bu başlık her şeyi kapsıyor gibi. görüntü yönetmenliğinden, senaryo yazımına; mekan tercihlerinden oyunculuklara. diğer bir kriter - ki benim için en önemlisi- dizinin başlangıçta çıkmış olduğu noktadan çok sapmış olması. türk dizilerinin maalesef ki kaderi gibi görünen bu olaydan sıyrılabilen diziler de izledik bu yüzden tuttu diye sakıza çevrilen diziler benim için başarısızlık anlamına geliyor. zira, izlemeye başlanan karakterlerin torunları ile devam eden dizilere bile şahit olduk zamanda. ( bizimkiler, böyle mi olacaktı? ) ama o zamanlar, sektör bu hale gelmemişti. alternatif azdı gibi bir sürü şey sıralanabilir. evet efendim, geliyorum sıralamaya.



5-kavak yelleri

bu dizinin en büyük handikapı başta saymış olduğum nedenlerden 2. olanı. dizi yabancı bir yapımdan alıntılanmış da olsa, başta seferihisar' ın güzelliği, oyuncuların genç ve yetenekli oluşları sebebiyle süper bir çıkış yakalamıştı. yalnız, tutan yapımın sakız gibi uzatılması olayından nasibini en ciddi şekilde alan dizilerden olan kavak yelleri, şu an gelmiş olduğu hal itibari ile çok üzücü bir noktada. ölmüş sanılan birini diziye geri döndürmeyi bile gerçekleştirdiler. neredeyse sürekli gezen baş rol oyuncusunun tıp kazanabilmesini de, arkadaşları şehir değiştiriyor diye üniversite değiştirmesini de. herhangi bir açıklama gereği duymadan. görünüş itibari ile bitecek gibi de durmuyor.

kavak yelleri, azalarak bitme. hemen anında bit.





4-unutulmaz

bu diziyi oturup hiç izlemedim çok şükür. ama kendisi, annemin sapık dizi diye tanımladığı bir oluşum. oyuncularından mı görüntü yönetmenliğinden mi bilmiyorum ama gördüğüm yerde karnıma ağrılar giriyor bu diziyi. ama o son derece ısrarla devam ediyor.











3-küçük kadınlar

başlangıçta çıktığı noktadan sapan diziler vol. n . bu dizi yalnızca insanlara sıkıntı verme amacıyla kurgulanmış bir dizi. arada denk geldiğim birkaç bölümüne dayanarak söylüyorum, senaryosu beni her yerde şaşırtıyor. zira, birçok dramdan buketler serdiler önümüze. şizofren çocuktan tut, zengin adamla oynaşan fakir kıza, ailesi ölmüş 4 kızın bir de ablalarını kaybetmesine, formalite icabı evliliktan; kötü enişteye kadar. bu dizi ekolünün bir başka temsilcisi yaprak dökümü idi misal. o diziyi izleyebilen insanlara anlam veriyorum fakat, bu dizi konusunda asla tek bir neden bulamıyorum izlemek için. hayat, zaten yeterince dram dolu değil mi ki?





2- akasya durağı

bu dizinin görseli blogumda yer alsın bile istemezdim ama ibretlik olsun artık. komedi amaçlı çekilen bu diziye de tvde raslarsam ciddi anlamda moralimi bozuyor. başarısızlık sebeplerini de tam olarak çözemiyorum. zamanında bundan 5 kat daha başarı ile yapılmış çiçek taksi' nin, 10 yıl sonrasında kendisini 1 adım bile geliştirememiş bir kopyası olması sanırım en büyük sebep. sonrasında oyuncular.tekil biçimde sevdiğim oyuncular var aslında bu dizide. misal cezmi baskın. özellikle neşeli hayat' taki performansı ile ağzımdan havyarları getirmişliği vardır. ama bu dizide ona bile dayanamıyorum.

puf diye bit.






1-arka sokaklar

bırakın son 5 yılın en kötü dizisi olmayı, bu dizi türk televizyonlarında yayınlanan en başarısız şey. samanyolu televizyonundaki sır kapısı türevi progmanların, flash tv' deki gerçek kesit türevi programların, yine samanyolu'ndaki ayna adlı belgeselin, kanal 7'deki tek türkiye' nin, yine bu kanaldaki fıkralarla türkiye' nin hitap ettiği bir kitle olabilir. ama bu dizi. of. kötü oyunculuk. kötü senaryo. polisin çok iyi gösterilme çabası. yerinde duramayıp reklamlara da sıçramış olması. her kötülüğe bu ekibin yetişmesi. kötü dialoglar. kötü görüntü yönetmenliği. sapır sapır dökülüyor adeta. tüm bunlar da yetmediği gibi haber öncesi kuşakta da yerini alıyor. üstelik şöyle de bir yanı var, diziyi hiç izlemediğim - ben sadece belgesel izlerim-  halde konusuna falan hakimim. töbe bism..

tüm kayıt edilmiş bölümlerini de al git.


bir sonraki yazı; en iyi 10 yerli dizi.

1/17/2011

ben olsam

3

ödül törenlerinde ödül alamayan aktörler o devasa egolarına rağmen, nasıl burunlarından kıl aldırmaz bir tavırla töreni izlemeye devam edebiliyorlar?
ben olsam bozum bozum bozulurdum. nasıl ya? nasıl bana vermezler ki? mis gibi oynadım ki. ya bırak allah aşkına. kesin objektif değiller. yoksa ben alırdım ki zaten. neyse dur çaktırmayayım. (evet aynı jon hamm gibi ) mhohoho