7fark etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7fark etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7/13/2012

ilham, nereden geleceği bilinemez bir dışavurumdur vol.2

3

harry potter hangimizin gönül teline dokunmadı ki?

*zaha hadid, haydar aliyev kültür merkezi

5/12/2012

rihanna copies hande

0

madonna' dan sonra rihanna da hande yener takipçisi olduğunu bizlerden daha fazla gizleyemedi. sanatçı where have you been klibinde, hande yener' in unutulmuyor klibinden bir koreografiyi birebir aynı olacak şekilde alıntıladı.


9/16/2011

sabıkalı kırıklar

4


"şebnem bu kapağı 2005' te benden çalmıştı."



LUCY, 28.06.1988' de doğdu. ilk lipstick' ini üç yaşında aldı. on yaşında, yaşıtları burak kut ile tanışırken; beatles ile tanıştı. on iki yaşında hayalleri vardı. on üçünde burak kut ile tanıştı. on altısında, system sucks kafasına erişip bas gitarı eline aldı. on yedisinde lerzan mutlu konserinde görüldü. on sekizinde, her yaz datça' ya gidişlerine isyan etti. on dokuzunda sanat yönetimi okumaya başladı. yirmisinde  datça' ya gitmiyor muyuz dedi. yirmi üçünde, bana bülent ersoy' un yeni albüm kapağını gösterdi.
kendisi hala aktif olarak sanatla ilgilenmektedir.

5/24/2011

gitme iki yabancı

2



7 fark köşemizin bugünkü konuğu bir klip oldu. artık dışarıdan araklamayı geçtik. öyle dışarılardan bulacağız diye zahmete falan bile girişilmiyor. yönetmenler aynı mı acaba dedim, öyle olsa daha da mantıksız geldi sonradan.

yaazdaağğğnnn kalma bir gündeğn, ya daaa çölde çay filminden gitme ahhh gitmeee

5/16/2011

ilham, nereden geleceği bilinemez bir dışavurumdur. öyledir

2

mvrdv wins competition for comic and animation museum in china
kaynak

3/16/2011

geç gelen itiraf

6



alan ball sonunda itiraf etti: " yapımlarımda çağan ırmak esintisi var".
vampir kanı içen gençlerin seviştiği sahnenin, ıssız adam filmindeki aşk dolu sevişme sahnesi ile benzerlikler gösterdiğinin yakalanması üzerine sorulan sorulardan bir süre kaçan yapımcı; arkadaş arası bir sohbette samimi itiraflarda bulunmuş. hala bazen, ada ile alper' in ayrılmalarını kabullenemiyorum. tamam ada' nın avam bir yapısı olduğunu kabul ediyorum ama o adama gerçek aşkı göstermişti; dokunmanın gücü ile adamı maymuna çevirmişti. o sevişme sahnesinden o kadar etkilendim ki; işin içine biraz da amerikanlığımın verdiği özgürlüğü katarak meme ve çıplaklık gösterebilmemiz sayesinde ıssız adam' a gönderme niteliği taşıyan bir sahne çekmek istedim. çok da güzel çok da iyi oldu diye ekledi.
"bence o kız alper'dendi"
filmin sonunda hepimiz ada'nın çirkin saç tıraşı yüzünden asıl noktaya odaklanamadık ama bence cüzdanında gösterdiği küçük kız fotoğrafı aslında alper'den olma çocuğuna aitti, diye ekledi.

1/18/2011

aydınlanma 2

2


daha önce ugg' ın erkeklik tarihindeki aydınlanma olduğunu yazmıştım (istersen şurda) . ugg' dan bu yanaki en büyük moda faciası da dedemin tarla sularken giydiği çizmelerin moda olmasıdır. yapmayın etmeyin. üstüne leopar deseni gelse de markası burberrys olsa da sırıtıyor, özüne kavuşmak tarlalara dönmek istiyor. altın kafese konmuş bülbüller dolanıyor ortalıkta.

11/16/2010

minimal 7 fark

4

pars, bence daha orijinal ve çok asil bir isim ( şallı,2010).
nedense, erkek çocuk annesi olmayı çok havalı buluyorum (ergen,2009).

11/09/2010

kayseri'li sweeney

0

tarz gibi bir şey miymiş o?

10/05/2010

suat şaşmaz

4

-suat suna ile vatan şaşmaz' ın aynı insan olduklarından neredeyse emin gibiyim. dünya üzerinde herkese sevgi besleyebilirim, yüreğim o kadar geniş. adeta bir öğretmen gibiyim. çevremi aydınlatırken kendim eriyorum. o beybi bi hareketlenme oldu bende. yok yok hiç merak etmeyin. gayet de pis bir insanım. ama birçok insanı sevebiliyorum. ama ne suat suna' ya, ne de vatan şaşmaz' a karşı bir ekmek kırığı kadar sempati besleyemiyorum. takdir edersiniz ki ikisinden ayrı ayrı insanlar olarak bahsetmeme lüzum yok, zaten ikisi aynı ve bir kişi. suat şaşmaz. bu iki adamcağız ne yapsa olmadı arkadaş. vatan şaşmaz' ın sorununu az biraz tahmin edebiliyorum. gerçekten saçları ile ilgili çok büyük bir problemi var. muhtemelen saçları bir kalıp ve gece yatarken çıkarıyor.ve yıllardır bu imajdan asla vazgeçmiyor. normal hayatta da; ya düşerse gerilimi ile çevresine negatif enerji saçıyor; fakat suat' ın sorunu ne hiç bilemedim. suratının tavayla vurulmuş gibi yayvan olması mı yoksa aynı saç yanılgısına düşmüş olması mı yoksa gibi melike' yle evlenmesi mi çok muğlak. buradan görüyorum kemanı bile sevmiyor onu. neden ben diyor? bu suat şaşmaz kişisi farkındaysanız bazen oyunculuğa ağırlık veriyor, bazen müziğe bazen sunuculuğa. ama ne yapsa olmuyor; tuz gibi bir şey eksik kalıyor hep.

-karga tulumba. türkçe, sanırım benim için bir fetiş. resmen hastasıyım. adeta aşığım. deyişe bak; karga tulumba.

-bir diğer fetişim de trenchcoat. her türlüsünün hastasıyım.

-evet iki fetişim de birbirinden çok alakasız.

-bilgisayardan bir şey silmek o kadar büyük tutkum ki. allahım, bana bu kadar basit ve sürekli tekrarlayabileceğim bir tutku verdiğin için devamlı şükrediyorum sana. hayattan başka hiçbir şey istemiyorum. mütemadiyen siliyorum. mütemadiyen saklıyorum; çünkü biliyorum ki bir gün ben onu sileceğim. müzik klasörlerini düzenliyorum, görselleri, fotoğrafları. sürekli ayıklıyorum, sürekli silme imkanları yaratıyorum kendime. ama asıl orgazm yaşadığım an ne biliyor musun? silmeden önce hafızaya bakmak ne kadar boş yer var diye. sonra bir de sildikten sonra bakmak. ve o aradaki fark, o azalışın cigabaytlara dökülüşünün kadifemsi tadı.
bak yazınca bile fena oldum.

-normal hayatta da yapıyorum bunu. illa ki sanal olmak zorunda değil. dergiler mesela. bir süre tutuyorum aldığım dergileri, sonra bir fasıl içinden ayıklamalar yapıyorum. o dergiyi neden almışsam sadece o kısmını tutuyorum ve sonra gün geliyor onu da atıyorum. adeta zevkimi aylara yayıyorum.

- bir yerde bilmediğim bir grubun şarkısını dinledim ve bayıldım diyelim. işte o an sanıyorum ki ben o grubu her şeyiyle seveceğim, her şarkısı beni mutluluk ırmaklarında yüzdürecek. hemen indiriyorum diskografisini. evet o şarkının içinde olduğu albüm ile de asla yetinmiyorum, gelmişi geçmişi ne varsa sahip olmalıymışım hissine kapılıyorum. sonra başlıyorum dinlemeye, bir albüm kötü çıkıyor mesela. diyorum ki, bu geçişi albümleriymiş zaten ondan kötüymüş; sonra 2, 3 derken bakıyorum ki adamlar birer şarkı yapıp yapıp yatmışlar. adeta türk popçusu kıvamında bir kliplik albüm yapar gerisinde de keyfime bakarım hacı sloganıyla yaşamışlar, işte o an zamanıma ve heyecanıma biraz üzülüyorum. toy hissettiriyorlar bana. ama sonra ne oluyor? evet bildiniz. mis gibi siliyorum hepsini.

-kabul edersiniz ki; izleyici sayısını gizleyen, ifşa etmeyen blogger biraz değil baya bir çekinilesi.

-tam tuvalete oturdun diyelim, çok sıkışmışsın. belki de büyük abdest'e çok yakınsın. bırakıyorsun kendini. sonra bir an gözün tuvalet kağıdının olması gereken kağıtlığa takılıyor. ama; orada yalnızca saman renginden hallice bir rulonun takılı olduğu görüyorsun. o an çok keskin değil mi?

-daha önce de yazmıştım. ay ışığında saklıdır filmini, film müziğini, bana hatırlattığı her şeyi çok seviyorum. istiyorum ki filmi izlemeden de o nostaljiyi yaşayayım. genelde eski şebnem ferah'ı özlediğim anlara denk geliyor bu anlar. açıyorum ay ışığında saklıdır' ı dinlemeye başlıyorum. her seferinde elimdeki versiyonu düzelecekmiş hissine kapılıyorum ama şarkı yine ortadan bir yerden başlayarak vuruyor belime kırbacını. olsun yine de dinlemeye değer. devam ediyorum. işte o anda azrailim geliyor kendi. dakikalar 1:06' yı gösterdiği anda o soğuk, muhtemelen dudaklarında kekremsi gri bir ruj olan bir kadın son derece soğuk bir tonla şeboistnet.com diyor. işte ben o anda dağılıyorum. canımın çektiği o ana lanetler savuruyorum. deneyimlemek istersen buyur; ay ışığında saklıdır.

7/03/2010

küçük seda

0

kabul ediyorum; seda sayan'ın çok ekmeğini yiyorum. ama kabul edersiniz ki;onu tüketmek o kadar kolay değil. adeta bir mum gibi kendisi erirken etrafıadadxvcvcşilşsid..
yok lan manyak insanın önde gideni işte.

türkiye' nin en güvenilir insanı; ekranların bacısı olmak kolay iş değil. bunun sonucunda insanları etkiliyorsunuz. işte bu dalganın son kurbanı songül karlı. su gibi adlı eşsiz yapımda, böyle bir mahalle karısı ağızları böyle bir insanlara çemkirmeler. abaaauuuvvv. bu ekranlar adeta bir küçük seda yaratmış. bir tanesi yetmezmiş gibi.

bir gün evlilik programına düşersem işte o gün anlayın ki, seda sayan ahını almak iyi bir şey değildir.



6/19/2010

handonna

0

bir önceki klip hayrola'da sinyalleri iyiden iyiye veren kemal doğulu, bu klipte artık çekinmeden gocunmadan madonna'nın give it to me klibinden görüntüleri aşırıvermiş. özellikle bu çekimde olan görüntüler, diğer klipten 1-1 montaj. kalan kısımlar da kylie minogue- slow klibi soslu. hepimize afiyet olsun.

6/16/2010

An Education/ Zengin koca ingiliz ailesinde de makbuldür

3



bu sene oscar adayı çoğu filmi izlemedim, izlediklerim de birbirinden kötü. bu film de son derece yüzeysel, hiçbir şey anlatmıyor desem yeri olan filmlerden biri. filmin eksiği gediği saymakla bitmez. öyle koca olmayınca oxford kazanmalar falan. bizler hep beleş uğraşıyoruz zati.

sadece, filmin jeneriğindeki parça çok şeker. floyd cramer- on the rebound imiş adı. fizy'de bulumadım yalnız. istersen şurda.

bu kız bir çok yerde adeta kavak yelleri'nin aslı'sı. özellikle bakınız ilk fotoğraf.

bir de şu muz muabbeti komikti baya. izleyenler için;
room service?

6/10/2010

lady christina santigold

1


christina aquilera' nın yeni albümündeki imajı ve klibi ile lady gaga' yı takip ettiği konuşuluyor hep. pek yalan sayılmaz bence de.

yalnız kadın resmen lady gaga' nın güzel hali olmuş. ama ben asıl şu noktaya değinmek istiyorum ki, albümün tamamına inanılmaz derecede santigold' un 2008 çıkışlı albümünün etkisi yayılmış. christina, santigold' un albümünü dinlemiş dinlemiş çok beğenmiş böyle bir şeyler yapalım abi demiş, nasıl olsa santigold' u kim biliyor ki? yuttururuz bence demiş. ama benden kaçmaz.

var mısın yok musun'a geldiği günden beri farklı bir sevgi besliyorum christina aquilera' ya. gaza gelip hepimiz christina' yız demişliğim bile vardır. ama bu gerçeği değiştirmiyor. gerçi sonucunda bionic gibi bomba ötesi bir şarkı çıkmış, o ayrı.



yarı robot yarı insan imajları her zaman işe yarıyor, her zaman işe yarıyor.


6/01/2010

bir turnusol kağıdı olarak facebook

2

en küçük bir sosyal karmaşada, içlerinde canavarlar yaşayan tüm gizli faşizanları hop diye ortaya çıkarıveriyor facebook. bu yüzden 7 fark köşeme bundan fazla uyan bir eşleşme daha göremiyorum.

sevgiler.
hayır siyaseti blogumda istemiyorum.

5/30/2010

fakat o robot?

2

yarışmanın yalnızca puanlama bölümünü izledim, manga'nın bu vasat ötesi şarkıyla 2. olması hepsi kötüydü heralde dedirtiyor insana. sonuç olarak eurovision olayının şarkı yarışmasından çok ne yarışması olduğunu hepimiz biliyoruz. komşuya oy vermece dışında, ya şarkı gerçekten iyi olacak ki sıyrılsın ya da hatun çok güzel olacak. bu durumda manga'nın müzisyenliği hadise'nin güzelliğine koymuş oluyor.

o değil de o arkadaki robot ne işti? neyi temsil ediyordu. görsel şov olarak hiçbir numerosu yoktu şahsımca. belki ulvi sözlerde geçiyordur gerçi, o kadar incelemedim hak yemece yapmak istemem. hepimiz robotlaşıyoruz falan mı diyorlardı acaba?

bir de manga'nın gitaristi için baya üzülüyorum. ne olacak o çocuğun hali/evlat olsa sevilmez hali?

hepimiz power ranger'ız. o ayrı.

5/23/2010

mickey vs aydin

0

efendim, 7 fark köşemize uzun soluklu bir ara vermiştik ama dönüş efsanevi oldu gerçekten. kuşum aydın geçirdiği son estetik operasyonlardan sonunda adeta bir mickey rourke'a dönüşmüş. mickey' in kendine ettiği yazığı bir kenara koydum, muhteşem bir oyuncu olduğu için istediği kadar saçmalama hakkı tanıyorum kendisine; ama kuşum. senin sonunu iyi görmüyorum.

2/10/2010

serhat moby

0

bedük, bir dahaki albümünde direk moby adıyla çıkacak diye çok korkuyorum. dance revolution güzel albümdü ama, yiğidi öldür hakkını yeme.

2/08/2010

the dude lebowski

1

"the dude" ve "walter" ile aynı anda kanka olmak istiyorum. beraber mariuhana içer, bowling oynarız!

bir de bu filmde jeff bridges, bana sürekli olarak metallica' nın solisti james hetfield' i hatırlattı onu izliyormuş gibi oldum. hatta biraz zorlarsam da pearl jam solistinin yaşlanmış hali.

1/30/2010

??

0

bu program nasıl program? bu çocuklar nasıl çocuk. azcık çocuk gibi olsalar?! bu programda niye sürekli aynı çocuklar yarışıyor. yarışıyorlar mı? yarışıyorlarsa neden değişmiyorlar. bu program ne kadardır sürüyor ve ne zamana kadar sürecek? o olgun sanatçılar o çocuklarla düet yapmaktan gerçekten mutlu mu? o anastacia taklidi yapan küçük zerrin kılıklı kız nasıl çocuk asıl? bir de gözümüzün önünde serpildi resmen? bu çocuklar okula gitmiyor mu? ne zaman görsem oradalar. insanlar bu çocukların söylediği acıklı şarkı türkülerle nasıl duygulanıyorlar? ben utançtan tv'ye bakamıyorum. bu çocuklar daha büyüyecek sesleri değişecek, o halde şu an yarışmaları ne kadar anlamlı? ya sonra kargaya dönüşürlerse? erol, ya sen? gitsene rahat bıraksana artık bizi? pınar? bilemedim.
bir de bu çocuk büyüyünce bu adam olcak bence. ben öyle düşünüyorum.