1/11/2010
aforoz reloaded
zaman:
1/11/2010 09:02:00 ÖS
3
3
yıl 2010, hala teke gibi kokan insanlar var. tehlikenin farkında mısınız?
Etiketler:
bi git
1/10/2010
cetvel?
zaman:
1/10/2010 06:02:00 ÖS
2
2
Ceren('.'):
*cetvel ıstendı benden bı durakaldım sasırdım
*hesaplancak sey gorduunde benı de huzursuz eder mısın
nazım:
*cetvel?
*sınav için mi
Ceren('.'):
*ahaha
*yok be bıısey yazıodum ceyhun geldı cetvel ıstedı sakın ol ahaha
nazım:
*ne durumda olduğumu örnekle yaşadın dimi güzel annem
*cehalet zor iş
ekonomi sınavında ciddi ciddi cetvel kullanılabileceğini düşünmüş insanım.
*cetvel ıstendı benden bı durakaldım sasırdım
*hesaplancak sey gorduunde benı de huzursuz eder mısın
nazım:
*cetvel?
*sınav için mi
Ceren('.'):
*ahaha
*yok be bıısey yazıodum ceyhun geldı cetvel ıstedı sakın ol ahaha
nazım:
*ne durumda olduğumu örnekle yaşadın dimi güzel annem
*cehalet zor iş
ekonomi sınavında ciddi ciddi cetvel kullanılabileceğini düşünmüş insanım.
ah cumartesi
zaman:
1/10/2010 02:22:00 ÖÖ
0
0
cumartesi gecesi erken uyursam çok şey kaçırırmışım gibi hissetmekten çok sıkılıyorum. al işte oturuyorum hiç de fazladan bir şey olduğu yok. bir de bonus olarak pazar erken uyanamama hediyesi kazanıyorum.
Etiketler:
N
1/09/2010
bir acı fenomeni olarak mercan kolye
zaman:
1/09/2010 11:21:00 ÖS
2
2

"finalim var o halde saçmalıyorum" ya da "saçmalıyorum o halde finalim var" ya da " finalim var öyleyse neden saçmalamıyorum" tadında matematikteki mantık konusundan hatırlayacağımız ancak ve ancak önermeleri yapıyorum. bir küçükken star tv' nin bize garezi vardı kimbilir belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz.. bir tv filmi vardı hatırlar mısınız?! iki çocuklu bir baba yanlarında da çok sevdikleri hem evin işini çekip çeviren hem de bakıcılık yapan tonton teyze. çocukların anneleri ölür ve baba nurseli idiz ile evlenir. bu dünyada eğer bir üvey anne oskarı yapılsaydı kuşkusuz bu film ile nurseli idiz aday olur ve akabinde " ..and the oscar goes to " cümlesi ile ödülü kucaklardı. ben bu filmi her seferinde izlerdim. izler izler kanser olurdum. bu üvey anne kadın, çocukları da bakıcı kadını da istemezdi. sümsük koca da bu duruma seyirci kalırdı. en son darbeyi ise annelerinden yadigar mercan kolye' yi alarak vurmuştu. o sahnede, tamamen yanaktan oluşan o iki çocuğun ağlamaları hiç gözümün önünden gitmez. bu ülkeyi yürek sıkıntısı kavramına hazır hale getiren iki yapıttan biridir bence mercan kolye. öbürü ise şaşırmayacağınız üzere; üvey baba!
neyse ki acıyı bize damardan veren star tv gönlümü ay ışığında saklıdır ile alırdı. aydan şener ve toprak sergen' in oynadığı bu filmde, toprak sergen'in saçı başı tarzı bohemliği bambaşkadır. görülesidir. bu deli bozuk karakter ile aydan şener aşk yaşarlar. aydan şener de ne güzel kadındır; ama ganıbozuk toprak, aydan'ı en yakın arkadaşı ile aldatır. şimdi bu filmde en sevdiğim yere geliyoruz. aydan, toprak'ı malum kadınla yatakta basar ama kadını sırtını dönüktür ve kadının sırtında büyük bir et beni vardır. daha sonrasında aydan yakın arkadaşı ile alışverişe çıkar ve arkadaşı sarı elbisesi ile arz-ı endem edip, çılgınca dönerken et beni görünür ve aydan' a gerçek dank eder. sonrasında ayrılığa dayanamayan toprak jipiyle denize uçar ve finalinde efsane şarkı girer devreye. ay ışığında saklıdır.
benimki pink
zaman:
1/09/2010 08:57:00 ÖS
3
3
kızlar, yazdınız oraya o renkleri de.. şimdi öğrendim sosyal mesaj gibi bir amaç varmış. allah aşkına kim ne anladı oraya yazılan renge bakıp?! bir kere erkek o kadar karmaşık bir bünye olmamıştır hiçbir zaman. erkek kişisi, ona bakıp meme kanserini akıl etmez yalnızca memeyi akıl eder.
Etiketler:
bi git
soul kitchen / aşka ruhunu kat?!
zaman:
1/09/2010 08:48:00 ÖS
0
0
mutfakta zaman geçirmeyi birazcık da olsa seviyorsanız bu filme gidin. ben çok seviyorum. bu sebeple yemek sahnelerinde bir kat daha fazla mutlu oldum. fatik akın' ın bundan önceki tüm filmlerini severek izledim. özellikle yaşamın kıyısında filmine bayım bayım bayıldım. o yüzden ne yapsa peşinden gideceğim insanlar listesinde bulunmaktadır kendisi. öncelikle değinmek istediğim bir husus var ki bu filme türkçe isim olarak ' aşka ruhunu kat'ı kim buldu? ve hangi zihniyetle? filmöin neresinden bu ismi çıkarmışlar. neyse efendim, filmin ilk yarısı çok güzel, ikinci yarıda tempo biraz düşüyor ve olaylar hızlı hızlı gelişiyor. bu sebeple film bir başyapıta dönüşememiş. zinos yunan asıllı almanya' da yaşayan bir genç. soul müzik sevgisi ile birlikte ' soul kitchen' adında bir restoran işletmekte. restoran çok bohem, mies van der rohe' nin ruhu şaadolsun total mekan sağlanmış. soul kitchen, genel olarak hızlı tüketime yönelik ucuz bir restoran. fakat işler pek de iyi gitmemekte.
zinos bir gün shayn ile tanışır ki shayn filmin belki de en orijinal karakteri olan bir aşçı ve bu rolde birol ünel harikalar yaratmış. shayn' ın gelişi ve zinos' un arkadaşı olan bir grubun restoranda çalmaya başlaması ile her şey mükemmel hale gelir. shayn' ın önemle vurguladığı ve benim de her zaman öyle düşündüğüm gibi yemekte sunum çok önemlidir! fakat; zinos' un dünyalar güzeli kız arkadaşı( nadine) işi için şanday' a gider ve zinos için işler biraz zorlaşır. bu yolda zinos' un pek de bir işe yaramayan abisi ilias' ın da devreye girişi ile restoranı ellerinden kaptırırlar ve olaylar gelişir... zinos' un yanında çalışan barmen kızın da ayrı bir çekiciliği vardı ve o yanlarında yaşayan yaşlı adama çok orijinal bir karakter yazılmış. müzikler de o kadar seçilmiş ki, hemen edinesim var müzikleri barındıran albümü. özellikle abi kardeş dans ettikleri sahnedeki şarkı.*filmin ilk yarısı boyunca sinemada uğur polat' ın adını hatırlamaya çalışmam, resmen can sıkıcıydı.
Etiketler:
film
..
zaman:
1/09/2010 12:28:00 ÖÖ
1
1
bir evde bir şişe bacardi black olması hiç iyi bir şey değilmiş aklınızda bulunsun hele ki yanında bir de milka strawberry yoghurt varsa.
Etiketler:
N
1/08/2010
___
zaman:
1/08/2010 04:28:00 ÖÖ
0
0
hani ateşin çıkıyormuş gibi hissedersin de başka birine, özellikle de yanındaysa annene 'bir kontrol etsene' diye istekte bulunursun; işte o zaman yok ateşin falan cevabını alırsın ve üzülürsün ya.. aslında beklersin ki oha bebişim ateşler içinde yanıyorsun sen, ne yapacağız diye telaşlanılsın istersin, hayattaki en büyük üzüntümüz bu olsun güzel dostlar.
1/07/2010
tasoları ile oynamayan çocuk
zaman:
1/07/2010 10:09:00 ÖS
5
5

tasoları çizilecek diye asla tasolarıyla oynamayan bir çocuktum ben. düşündükçe kendimi garipsiyorum. böyle deli gibi biriktirirdim, poşet poşet cipsler alırdım ama asla oynamazdım. arada bir çeyizlerine bakan evlenme çağındaki genç kız edasında çıkarıp bakardım tasolarıma. çizilme fikirlerine bile tahammül edemezdim. looney tunes tasoları ve pokemon tasoları özellikle. sonrasında çıkan her şeyi iticiydi. looney tunes zamanı yine çok küçüktük çok net hatırlayamıyorum da pokemon zamanı orta okuldaydık ya, ne delilik. bir zaman sonrasında cipslerden 3' er 5' er taso çıkmaya başlamıştı. cipsi dışından yoklardık hangisinde daha çok elimize gelirse onu alırdık. bu aşamanın son evresinde ise, cipsi yemediğimizi bile hatırlıyorum. tasoları alıp cipsi başkasına verirdik. statü göstergesi olan tasolar vardı bir de, misty gibi ash gibi. bunlar çok nadir çıkardı. hatta bir kişiye birden fazla çıkmışsa şansına, o kişi o tasoları 7-8 başka taso ile takas ederdi. en son olarak tv tasolar ve dev tasolar çıkmıştı. sonra ben bu kadar özendiğim tasolarımı ne yaptım, bir gün geldiler ve hepsini bir arkadaşıma verdim. o kadar özen, gözünün içine bak sonra da ver gitsin. evde bir tane dev taso kalmış o günlerden, bardak altlığı olarak kullanılıyor masamda. looney tunes tasolarına baktım da az önce internetten. içim kıpır kıpır oldu resmen. allahım ne büyük mutluluk kaynağıydı o tasolar. renkleri falan ne kadar güzel. şu tazmanya' lı için ölebilirdim sanırım. bir ara da doritos' tan da tarkan tasosu çıkıyordu. hatta o reklam kampanyası sırasında tarkan' ın bir reklam parçası vardı. doritos panço panço pançoo diye. şimdiki aklım olsa asla atmazdım ki..
* bu tasolardan hala saklayıp da bana vermek isteyen var mı? (:
Etiketler:
anı
1/06/2010
aforoz
zaman:
1/06/2010 02:08:00 ÖÖ
2
2
evet şimdiye kadar bir çok kişiye karşı bu kadını savundum. apayrı ve sonrasındaki albümlerin başarısını göz önünde bulundurarak. her ne kadar o üzerine oturamayan hallini görüyor olsam da çok başarılı şarkıları olduğunu düşünerek bunları göz ardı ediyordum. ama kendisi çok daha doğru düzgün bir yolda ilerleyebilecekken sapır sapır dökülmeyi tercih etti. bu konuda attığı en büyük yanlış adım, luca tomassi denen yetenekli adamla çalışmayı bırakıp her işini kemal doğulu' ya bırakmasıydı. türkiye' nin madonnası olmak isteniyor dendi, çakma madonna dendi. ama halbuki giydiği o zıbınımsı mayolar dışında hiçbir haliyle madonna ile alakası yoktu. zaten ona yaklaşma gibi bir ihtimali de yoktu ama bu kadının madonna ile cidden alakası olmadı. daha çok kuzey avrupa' dan çalıp çırpma yaptılar çünkü biz ülkecek o müziğe aşina değiliz. en azından madonna kadar değil. düşünelim, kemal ile yapmaya çalıştığı ve minik kuş olduğu o klip ( 1 yerde) , ordaki haliyle ne kadar karin drejer havalarında olduğunu göreceksiniz. bir nevi the knife havasına bürünmeye çalışıldı. ama türkiye' de bu durum madonna' nın daha çok bilinmesi itibari ile çakma madonna olarak adlandırıldı. hayrola albümü ile işler gayet yolunda giderken, bir anda sanatçının tutarlılığı zaman içinde belli olur gibi zırva bir açıklama geldi. bu açıklamanın meali tam olarak şuydu ' İSTEDİĞİM KADAR PARA KAZANAMIYORUM'. evet kimse ona senin aşkın balondu söndüdeki kadar para vermiyordu. önceden 60 alıyorsa bir sahneden artık 10 kazanıyordu. bir süre boyunca sanat müzik emek tarz falan diye geveledi ama bu kazanç ne kendi kokain parasına yetti,ne sevgilisininkine ne de kayınçosununkine. bu ucuzluk yolunda attığı 2. büyük adım da beyaz show' a çıktığı abuk haliydi. saç baş eski ucuz hali yolunda epey ilerlemişti. nedense( !) hep eski albümlerinden şarkılar söyledi. halbuki geçen yaz saba tümer' e çıktığında, saba tümer en güzel 5 şarkı listesinde hep eski albümlerinden parçalar koyduğunda ve herhangi birinin hangi albümünde olduğunu sorduğunda ' HATIRLAYAMADIM' tadında triplere girmişti. neden, çünkü o artık uç kuzey avrupa müziği yapıyordu. e benim kafasız hande' m köpek bile kemiği yemeden önce poposuna göre bir kontrol yaparmış. nasıl bu kadar kafasız olabilirsin ki. madem o kadar özgüvenli bir kadındın, kimseye hiçbir şekilde açıklama yapmak zorunda değilsin ki. çık benim canım bunu istiyor de çatır çatır yap. en son talihsiz açıklamasına gelince ise; elektronik müzik serüvenini, pop parça bulamamaya bağlamış. işte bu noktada gözüme görünme. hani nerde kaldı onca söylediğin söz. tarz marz. hani nerde kaldı ' BAKKAL MÜZİK' afarozu. nerde kaldı luca tomassi ile çektiğin mükemmel 'biraz özgürlük' klibi. yaptığın, her türlü dinleyicine saygısızlık. tükürdüğünü yalamak gördüm de sen resmen ekmek arası yapıp öyle yedin be hande. hah, şimdi tam layığını bulmuşsun. zamanında ben bir demet bilirim o da ' DEMET KUTLUAY' diye ayar verdiğin demet' le ölümüne kanka olmuşsun. paranın tadı böyle bir şey olsa gerek. git. sonsuza kadar kaybol. ucuzsun.
Etiketler:
bi git
1/05/2010
Klip: Şebnem Ferah - Yalnız
zaman:
1/05/2010 10:39:00 ÖS
2
2
ömer faruk sorak yönetmenliğinde çekilmiş klipte,3 beden küçülmüş bir şebnem ferah ile karşı karşıyayız. kaşlarda da bir oynama olmuş sanırsam. bu kadın gitgide güzelleşiyor mu ne yapıyor bilemedim. onu elbiseli görmeyi ve sağ omzunu aşağıya doğru çektirerek yaptığı hareketi çok özlemişim. klipteki görüntüler, fotoğraflar, otobüs fikri, gölgeli gözler, ağır sessizlikler o kadar güzel anlatılmış ki; izleyin, içinizde bir çukur oluşsun. hele sonunda camdaki görüntüsünün kendine yaslanışı yok mu.. bir de yüzüne tutulan pervane ile saçları en güzel havalanan kadınsın şebnem, ötesi yok!
tekrardan, benim adım orman yorumu.
Etiketler:
müzik
bella bacım
zaman:
1/05/2010 07:50:00 ÖS
0
0
twilight' ları sonunda izledim. film hakkında bir şeyler yazasım yok hiç. bella ne olacak diyorum ben. bir oğlan sevdi vampir çıktı, sonra o gitti bir şeyler oldu. sonra bir oğlan daha sevecek gibi oldu o da kurt adam oldu. güzel gızım, olmaz böyle zoru seviyorsun anladım da bak orda amerika' lı düz sarışın çocuk var içine düşmediği kaldı yazık çocukcağızın git onunla izdivaç et. dümdüz bir hayatın olsun, mis.*o değil de o beyzbol sahnesine supermassive black hole bu kadar mı yakışır arkadaşım.
deneysel
zaman:
1/05/2010 03:54:00 ÖS
0
0
-alper, alper ne yapıyorsun?
-evden çıkmadan kaç gün yaşanır adlı çok sürreyel, abstakt, postmodern, historisist olduğu kadar espresyonist bir deneyim yaşıyorum.
-evden çıkmadan kaç gün yaşanır adlı çok sürreyel, abstakt, postmodern, historisist olduğu kadar espresyonist bir deneyim yaşıyorum.
en son içeri cumartesi 4 sularında girdim; o değil de bu final tatili benim sonum olacak, çok korkuyorum.
açığa vurulmamış arzular
zaman:
1/05/2010 03:42:00 ÖS
3
3
Undisclosed Desires
MUSE | MySpace Müzik Videoları
bugünlerde muse' un son albümü the resistance ile yaşamaktayım. her türlü şeyi denemiş muse arkadaşların, boyband' lere timbaland' lara taş çıkartacak güzellikteki bu piyasa şarkısına bir kulak verin hele.
Etiketler:
müzik
1/04/2010
şeyma 75
zaman:
1/04/2010 03:15:00 ÖS
1
1
-nerden taktım ki ben bu baba mevzusuna?! sevgi gösterme muabbeti üzerine çıkmıştı evet buldum. yok ya ne öyle olacağım, yerim ben yavrumu yerim. oha bu yaşta nereye gidiyorum ben. aslında şöyle düşünmek lazım benim babam, üniversite son sınıftayken ben doğmuşum. facebook' u olan babamın üniversite mezuniyetini görünce derin yaşadığım duygular. babamın facebook' u olması bambaşka bir tat ama orada gazi üniversitesi '89 belirtecini görmek daha bir hoştu. öyle düşününce fazla yavaş bile sayılırım. hatta ona yetişme imkanım kalmadı. aman ne büyük dert.
-rüyamda şeyma 75'i gördüm. şeyma 75 de kimmiş diyenler için ıssız adam' ın başlangıç sahnesinde kocası ile birlikte ıssız ile sevişmek isteyen kadın. hani kocasının tek şartı gözlük ve şapka takmak olan. işte rüyamda benim bu kadınla yasak aşkım varmış. rüyaya gel! neyse rüyamda bana sevgilin varmış diye trip attı falan. yahu sen şeyma 75' sin. şeyma 75' liğini bileceksin. o, ıssız ile ada' yı el ele gördüğünde güneş gözlüğünü takıp nezih bir şekilde oradan uzaklaşmıştı.
-geçen gece de rüyamda deniz aslanları gördüm. böyle denizin içindeyim, aslında sevimliler falan diyorum ama birisi bir saldırıyor sonra hepsi saldırıyor. ben de atar yapıyorum bunlar sevimli hayvanlardı hani falan diye. uzun süre kurtulamadım ama. karada olsa yenerdim de deniz olduğundan kelli yapış yapış sardılar her bir yanımı. bunların hepsi pier 39' dan kalma bilinç altları.
-sonunda yağmur' a atar yapan şarkıcımız da oldu ya, daha ne diyeyim. ceynur adlı hanım kızımız. yağmur diyor, sen de vurup durma şu cama diyor. bak bak bak sen. haspam.
-bir dizinin bitmeye doğru attığı en büyük adım star tv' ye geçmektir. bunu bilir bunu söylerim. özellikle de atv veya kanal d' de başlamış ve çok tutulunca star' a geçmişse..
-star tv' nin mavi renk logosu olduğu günleri görmüş bir nesiliz a dostlar, hayat..
-hayatı pi' ye alın ne ya?! çok çok çok başarısız. kötü ötesi. kelime oyunları, komiklikler falan. olamamış.
-bir kızcağız vardı. dj falan öyle çılgın bir tipti. berna mıydı neydi adı. gerçekten öğrenmek istesem gagıl yaparım ama hiçbir önemi yok çünkü o tarkan' ın baldızı. bizim için o hanım kız tarkan' ın baldızı olmaktan öteye asla gidemeyecek. ablası ile tarkan ayrıldı ama o hala tarkan' ın baldızı. ulusal baldız adeta.
-efendim. buralarda bir bozacı furyası var bugünlerde. ne oluyoruz yahu?! böyle bir adet hala devam ediyor muydu. baya booozaaaa diye bağıra bağıra geziyor. her an bir grup çıkıp, biz heybelide heeerr geceee mehtaba çıkardıkk diye ramazan eğlencesine başlayacakmış gibi hissediyorum sürekli.
-rüyamda şeyma 75'i gördüm. şeyma 75 de kimmiş diyenler için ıssız adam' ın başlangıç sahnesinde kocası ile birlikte ıssız ile sevişmek isteyen kadın. hani kocasının tek şartı gözlük ve şapka takmak olan. işte rüyamda benim bu kadınla yasak aşkım varmış. rüyaya gel! neyse rüyamda bana sevgilin varmış diye trip attı falan. yahu sen şeyma 75' sin. şeyma 75' liğini bileceksin. o, ıssız ile ada' yı el ele gördüğünde güneş gözlüğünü takıp nezih bir şekilde oradan uzaklaşmıştı.-sonunda yağmur' a atar yapan şarkıcımız da oldu ya, daha ne diyeyim. ceynur adlı hanım kızımız. yağmur diyor, sen de vurup durma şu cama diyor. bak bak bak sen. haspam.
-bir dizinin bitmeye doğru attığı en büyük adım star tv' ye geçmektir. bunu bilir bunu söylerim. özellikle de atv veya kanal d' de başlamış ve çok tutulunca star' a geçmişse..
-star tv' nin mavi renk logosu olduğu günleri görmüş bir nesiliz a dostlar, hayat..
-hayatı pi' ye alın ne ya?! çok çok çok başarısız. kötü ötesi. kelime oyunları, komiklikler falan. olamamış.
-bir kızcağız vardı. dj falan öyle çılgın bir tipti. berna mıydı neydi adı. gerçekten öğrenmek istesem gagıl yaparım ama hiçbir önemi yok çünkü o tarkan' ın baldızı. bizim için o hanım kız tarkan' ın baldızı olmaktan öteye asla gidemeyecek. ablası ile tarkan ayrıldı ama o hala tarkan' ın baldızı. ulusal baldız adeta.
-efendim. buralarda bir bozacı furyası var bugünlerde. ne oluyoruz yahu?! böyle bir adet hala devam ediyor muydu. baya booozaaaa diye bağıra bağıra geziyor. her an bir grup çıkıp, biz heybelide heeerr geceee mehtaba çıkardıkk diye ramazan eğlencesine başlayacakmış gibi hissediyorum sürekli.
baba
zaman:
1/04/2010 03:29:00 ÖÖ
1
1
bazen, çocuğunu anca o uyuduktan sonra sevebilen bir baba olursam diye çok korkuyorum.
1/02/2010
yüksek ışıklar
zaman:
1/02/2010 08:06:00 ÖS
2
2
nisandan özendiğim üzere benim de böyle bir şeyler yazasım geldi. 2009' a gelsin..
- bu yıl kendim için yaptığım en güzel şey belki de bu blogu açmaktı, çoğu zaman bana verdiği moral bambaşka oldu.
-zaman zaman çok saçmaladım, bazen fazlası ile keyfimin doğrultusunda gittim. olmayacak şeyler yaptım ama hiç pişman değilim; içimde kalmasından iyidir.
-yine mimarlıktan şikayet ettim. mızmızlandım durdum. sonra da başka meslek yapamazdım ki ben dedim. her teslim sonrası seviyorum lan ben bu işi dedim. öncesinde lanet olsun dedim.
-bu yıl beni en çok bunaltan sevgili altı arkadaş üstü kavramıydı. buna dur dediğim nokta da 2009un diğer en güzel yanıydı.
-özellikle tadına doyamadığım bir şantiye stajı dönemi geçirdim. özel okul önyargımı yıktım. süpersonik insanlar tanıdım.
-bambaşka müziklere yelken açmaya devam ettim.
-yıllardır istediğim bir okan programına katılma fikrini, disko kralı' na katılarak gerçekleştirdim.
-ıssız adam' ı defalarca izleyip defalarca gülebilecek kadar güzel arkadaşlarım var dedim. güzel olduklarını zaten biliyordum da bu kadar da güzel olunmaz ki arkadaşım dedim.
-artık ne güzel türk filmleri çekiliyor diye sevindim. ıssız adam değil kastım tabi.
-uzun dönemdir özlemini çektiğim arkadaşımla staj sayesinde inanılmaz güzel bir ay geçirdim. muabbetin, gülmenin dibine vurdum.
-kötü alışkanlık, kime göre ne kadar kötüdür. sorgulamayı bırakalı çok olduğunun farkına vardım.
-hayatımdan, çok yakınımda olan biri çıktı. ben yine de yaşadıklarımıza saygı duydum.
-2 kere ev taşıdım. en son taşındığım evde ölmeye karar verdim. taşınmak çok zahmetli bir iş a dostlar. ben burdan çıkmam artık.
-bol bol artık 21 olduk oğlum geyiği yaptım. ne çirkin 21. bence hep 19 olunmalı. böyle devam ettim işte geyiğe.
-2008 yazından beri süre gelen, yese de kilo almayan insan olmaya devam ettim. çok fazla tükettim. hala fitim bence.
-bol bol lise geyiği yaptım. herkes ne kadar değişti dedim. lise geyiği hiç bitmez ki dedim.
-ne kadar saçma insanlarla arkadaş olduğumuz zamanlar oldu dedim. karşılığında itiraflar aldım.
-sonu güzeldi bu yılın. bana özel birini hediye etti.
-benim adım orman çıktı.
-zamanın ne çabuk geçtiği bir kez daha fark ettim. daha yeni girdikti 2009'a ?!
- bu yıl kendim için yaptığım en güzel şey belki de bu blogu açmaktı, çoğu zaman bana verdiği moral bambaşka oldu.
-zaman zaman çok saçmaladım, bazen fazlası ile keyfimin doğrultusunda gittim. olmayacak şeyler yaptım ama hiç pişman değilim; içimde kalmasından iyidir.
-yine mimarlıktan şikayet ettim. mızmızlandım durdum. sonra da başka meslek yapamazdım ki ben dedim. her teslim sonrası seviyorum lan ben bu işi dedim. öncesinde lanet olsun dedim.
-bu yıl beni en çok bunaltan sevgili altı arkadaş üstü kavramıydı. buna dur dediğim nokta da 2009un diğer en güzel yanıydı.
-özellikle tadına doyamadığım bir şantiye stajı dönemi geçirdim. özel okul önyargımı yıktım. süpersonik insanlar tanıdım.
-bambaşka müziklere yelken açmaya devam ettim.
-yıllardır istediğim bir okan programına katılma fikrini, disko kralı' na katılarak gerçekleştirdim.
-ıssız adam' ı defalarca izleyip defalarca gülebilecek kadar güzel arkadaşlarım var dedim. güzel olduklarını zaten biliyordum da bu kadar da güzel olunmaz ki arkadaşım dedim.
-artık ne güzel türk filmleri çekiliyor diye sevindim. ıssız adam değil kastım tabi.
-uzun dönemdir özlemini çektiğim arkadaşımla staj sayesinde inanılmaz güzel bir ay geçirdim. muabbetin, gülmenin dibine vurdum.
-kötü alışkanlık, kime göre ne kadar kötüdür. sorgulamayı bırakalı çok olduğunun farkına vardım.
-hayatımdan, çok yakınımda olan biri çıktı. ben yine de yaşadıklarımıza saygı duydum.
-2 kere ev taşıdım. en son taşındığım evde ölmeye karar verdim. taşınmak çok zahmetli bir iş a dostlar. ben burdan çıkmam artık.
-bol bol artık 21 olduk oğlum geyiği yaptım. ne çirkin 21. bence hep 19 olunmalı. böyle devam ettim işte geyiğe.
-2008 yazından beri süre gelen, yese de kilo almayan insan olmaya devam ettim. çok fazla tükettim. hala fitim bence.
-bol bol lise geyiği yaptım. herkes ne kadar değişti dedim. lise geyiği hiç bitmez ki dedim.
-ne kadar saçma insanlarla arkadaş olduğumuz zamanlar oldu dedim. karşılığında itiraflar aldım.
-sonu güzeldi bu yılın. bana özel birini hediye etti.
-benim adım orman çıktı.
-zamanın ne çabuk geçtiği bir kez daha fark ettim. daha yeni girdikti 2009'a ?!
çooook yahşi batı
zaman:
1/02/2010 05:23:00 ÖS
0
0

bir mesleği ya da meslek olmasın herhangi bir şeyi icra ederken, o alanda yaptığı her iş beklenen; o yaptıysa mutlaka iyi bir şeyler olmuştur denilen bir insan olmak hayatta olabilecek belki de en güzel şeylerden biri sanırım. ülkemiz için buna çok bariz bir örnek var, cem yılmaz. kendisine yüklenmiş olan çok komik olma misyonunu bir kenara koyma isteğindeyim çünkü zekasına ve yazım gücüne o kadar hayranım ki; hatta itiraf etmek gerekirse, ciddi anlamda yazma gücünü kıskanıyorum. bu yazma gücünün temelinde yatan birikim önemli bir anahtar. çünkü bu güce hayran olmamı sağlayan asıl etmen, cem yılmaz' ın inanılmaz olduğunu tahmin ettiğim bir akademik birikime sahip olması ve bunun yanında kültürümüze, onu avucunun içinde oynatabilecek kadar hakim olması. bu iki özelliğe sahip bir insanın akademik ve kültür yoğunluklu göndermelerle dolu metinleri beni kendimden geçiriyor. cem yılmaz için bir önsöz olsun bu. yahşi batı' ya gelmek istiyorum. çok üstü kapalı bir yazı yazmaya çalışacağım, kimsenin seyir zevki kaçmasın. çünkü izlemeyen herkes için şu anda harika bir film cepte durmakta.1 ocakta arkadaşlarımla gittiğim filmde tüm sinema tamamen doluydu. yaptığın işin bu kadar merak edilmesi kadar zevk veren bir ego tatmini daha düşünemiyorum. düşünün, 1 ocak. çok özelmiş gibi görünen ama yılbaşı gecesi akabinde kaynamaya mahkum olan talihsiz gün. benim bu yılbaşım gerçekten çok güzeldi onu bir kenara koymak istiyorum ama genelde 1 ocak çirkindir. o güne en çok yakışan şey de yahşi batı olabilirdi sanırım.
cem yılmaz öyle bir senaryo yazmış ki, her bir noktası ince ince göndermelerle dolu. filmin ilerleyen her bir anını bu senaryonun çıktığı beyne hayran olmakla geçirdim. ingilizce konuşmalarla başlayan filmde, tam da ben ciddi ciddi tüm film ingilizce konuşup konuşmayacakları merakı içindeyken, cem yılmaz inanılmaz bir hareketle türkçe dublaja (?!) geçti. hikaye bir yandan tatlı tatlı ilerliyor, bir yandan araya o kadar güzel göndermeler geliyor ki.. başlıca bahsetmek gerekirse buffalo taşakları ile kıyılan nikah sonrasında türk telefon sapıklığı tarihine gelen ohh serinledim göndermesi, bıyıklı demet evgar macun- ağda göndermesi, colanın bulunması, colayı türkler bulmuş olsaydı olabilecekler, istenmeyen tüy adlı kızılderili, sert gay kovboy, esrar kafası, esrarın deli karın acıktırması, benim bir şeyim yok biraz karıncalarla konuşacağım kafası, ata sporumuz yağlı güreşin gay fantezisi olabilme ihtimali, baktığın yerde güzelliği görebilmek mesela at sikindeki kelebek, bu göndermeleri yaparkan üstlerinin harika bir şekilde kapatılmış olması ve hepsinin seyircinin zekasına kalmış olması, tiyatro tarihimiz, orta oyunu, hacıvat - karagöz, amerika' nın sürekli papates yiyen halkına türk yemekleri yedirilirse olabilecekler, kentucky' de tavuk işletmesi açma kafası ve kfc göndermesi, türkler kızılderiliymiş hayır oğlum öyle değil kızılderililer türktür derler, işin yoksa 10 dakika ara repliği ile araya giriş ve daha bir sürü şey. filmde gereksiz bulduğum şey chuck-çak esprisinin fazla kullanılmış olması idi. demet evgar da, eğer bilinçli bir seçim değilse, fazlaca 1 kadın 1 erkek' teki rolü etkisindeydi. bir kaç kez daha izlemek isteyeceğim bir film olmuş. cem yılmaz yeter ki sürekli bir şeyler yazsın, üretsin diyorum!son olarak, biraz kişisel olacak ama, yılbaşı ve akabindeki zaman dilimini harika bir şekilde geçirdiğim muhteşem tatlı dostlarımı bir kez de buradan kucaklıyorum. ( ibo-uğur-pelin)
Etiketler:
film
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





